Hilti Türkiye: Güvenli yapılar inşa etmek için sürdürülebilir modeller yaratıyoruz
“Ürün portföyümüzde binaların depreme karşı güçlendirilmesine ve deprem karşısında hazırlıklı olup olmadığını öğrenmeye yönelik birçok teknoloji ve ekipman bulunuyor. Binaların güvenliğini korumak için Ar-Ge’ye ciddi oranda yatırım yaparak yeni teknolojiler ve patentli sistemler geliştiriyoruz.”
Hilti Türkiye’nin binaların depreme karşı güçlendirilmesi amacıyla sunduğu ürünleri tanıyabilir miyiz? Bu ürünlerin özellikleri, avantajları ve sürdürülebilir yapıların varlığına katkıları nelerdir?
Binaların depreme dayanıklılık durumunu bilmek ve buna göre aksiyon almak hayat kurtarıyor. Dolayısıyla binaların yapısal durumunu değerlendiren teknolojiler oldukça kritik. Hilti Türkiye olarak bu kapsamda ürün portföyümüzde, binaların depreme karşı güçlendirilmesine ve deprem karşısında hazırlıklı olup olmadığını öğrenmeye yönelik birçok teknoloji ve ekipman bulunuyor. Binaların yapısal analizi değerlendirilirken kullanılan uygulamaların birçoğunda Hilti olarak karot makineleri, kırıcılar ve donatı tespit cihazlarımızla hizmet sağlıyoruz. Amacımız binalardaki dayanıklılığı maksimize ederek bireylerin güvenli yaşam alanlarına sahip olmalarını sağlamak.

Değerlendirme sırasında yapısal elemanların donatı dizilimlerini tespit etmek büyük önem taşıyor. Bu tespitleri yapmak için uzun yıllardır ürünler geliştiriyor ve müşterilerimize sunuyoruz. Türkiye’de profesyonel donatı tespit cihazlarıyla olan yolculuğumuz RV 10 modeli ile başladı. Ardından Türkiye’de yaygın bir kullanımı olan PS 200 ile yolculuğumuza devam ettik. 2020 yılı başı itibarıyla artık yeni donatı tarama cihazımız PS 300 ile müşterilerimize profesyonel ürün ve hizmet sağlıyoruz. PS 300 Ferroscan, entegre ekranıyla üst görünümde inşaat demiri yerleşiminin görsellerini ve yerinde yapısal analiz için kesit görünümünü veriyor. Akıllı algoritması, inşaat demirleri için hassas derinlik ölçümü yapılmasına yardımcı olurken, geniş sensör alanı büyük alanların taranmasını hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Aynı zamanda belgeleme ve yapısal analiz için tarama verilerini kaydediyor. 30 dakika şarj ile 4 saatlik uzun bir kullanım sağlıyor. Birinci inşaat demiri katmanının doğrulanması ve analizi, yapısal onarım işlerinde geniş alanlarda paspayı kontrolü, yapı muayeneleri ve kalite kontrol gibi alanlarda maksimum performans sergiliyor.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Filiz ekiminde yeni tasarım metodu olan EOTA TR069, daha önce yönetmelik kapsamında olmayan filiz ekimi işlerini kapsıyor. Özellikle ülkemizde inşaat sektörünün gündemindeki güçlendirme projeleri gibi yoğun filiz ekimi yapılan projelerde, gömü derinliğini azaltarak optimizasyon olanağı sağlayan EOTA TR069 ile güvenli ve ekonomik sonuçlar almak mümkün hale geliyor. Bu bağlamda piyasaya bu yıl itibarıyla sunduğumuz RE500 V4 ve HY200 V3 kimyasal ankrajlarımız, güvenli tasarım anlamında güçlendirme projelerine önemli bir katma değer sunacak.

Depreme karşı binaların güçlendirilmesi amacıyla geliştirdiğimiz teknolojiler arasında yapı elemanlarını sabitleyen dübeller ve taşıyıcı sistemler de yer alıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu en zorlu deprem kuşağı göz önüne alınarak verilen C2 sismik onayına sahip, yapı elemanlarını sabitleyen dübeller ile depremin olası hasarlarının azaltması sağlanıyor. Şöyle ki dübeller, yapısal beton-beton ve çelik-beton birleşimleri, mekanik ve elektrik tesisatı sabitlenmesi, asansör ya da dış cephe sabitlenmesi gibi yapıların pek çok alanında kullanılıyor. Deprem anında dübellerde oluşabilecek aksaklıklar tehlikeli kazalara neden olabiliyor. Net bir istatistiki bilgi olmamakla birlikte geçmişte yapılan bazı çalışmalar, incelenen spesifik depremlerde can kaybı nedeni olarak yaklaşık yüzde 10 oranında yapısal olmayan nedenleri sıralıyor. En çok göze çarpan yapısal olmayan ve yapısal uygulama örnekleri ise cephe kaplamaları, asansör rayları, mekanik-elektrik bağlantılar veya mevcut bir taşıyıcı betonarme elemana ek olarak yapılan yapı elemanı gibi uygulamalar olarak öne çıkıyor. Küçük bir inşaat malzemesi gibi görünen dübeller aslında bu elemanların yapıya sağlıklı bir şekilde sabitlenmesini sağladıkları için hayati önem taşıyor. Avrupa Teknik Onay Organizasyonu (EOTA) tarafından verilen C2 sismik onaylı bazı dübellerin üretimini gerçekleştiren ilk firmalardan biri olarak binaların güçlendirilmesinde bu dübellerin yasal zorunluluk olmasını destekliyoruz.
Depreme karşı binaların güçlendirilmesi amacıyla geliştirdiğiniz ürünlerde hangi teknolojiler kullanılıyor?
Hilti olarak binaların güvenliğini korumak için Ar-Ge’ye ciddi miktarda yatırım yaparak yeni teknolojiler ve patentli sistemler geliştiriyoruz. Deprem kuşakları için boru, kablo tavası ve hava kanalı destek sistemlerimizin hepsi depreme dayanıklı yapıların etraflı bir şekilde araştırılmasını ve test edilmesini sağlayan teknolojiler. Bu kapsamda Hilti olarak, Modüler Askılama ve Destek Sistemleri’mizin portfolyosu üzerinde uzun yıllardır Ar-Ge çalışmaları yaparak en güncel yönetmeliklere göre en verimli ve en güvenilir destek sistemlerini üretiyoruz. Hilti Türkiye olarak 2021 yılında ‘Tek bir sistem ile tüm destek ve askılama gereksinimleriniz için sorunsuz çözüm’ sloganıyla yeni MT modüler askılama ve destek sistemlerimizi piyasaya sunduk. Bu ürünler ile sismik tasarımın ihtiyaç duyulacağı yükseltilmiş döşeme, yangın borulama hatları, ısıtma ve soğutma hatları gibi uygulamalarda çözüm ortağı olacağız.

Sunduğunuz bu ürünlerle ilgili maliyet-fayda açısından bilgi verir misiniz?
Hilti Türkiye olarak teknolojimizi ve kaynakları maksimum fayda, optimum maliyet çerçevesi şeklinde kullanmaya özen gösteriyoruz. Dolayısıyla alınan ekipmanlar kısa vadede fayda, uzun vadede ise büyük oranda maliyet avantajı sağlıyor. Örnek vermem gerekirse, bugün gelinen noktada artık binaları kırmadan-yapıya zarar vermeden incelemek mümkün. Bu noktada duvar üstü işlemlerde duvar içini gösteren ekipmanlarımızla hem zamandan hem de maliyetten tasarruf sağlıyoruz.
Filiz ekiminde yeni bir tasarım metodu olan EOTA TR069’a göre ETA onayı alan ürünlerimiz, performansa dayalı tasarımın önünü açarak yüksek performanslı ürünlerle daha az gömü derinliklerini mümkün kılıyor. Böylece optimizasyon katma değeri ile maliyet ve zamana etki ederken, yeni tasarım metoduyla kalite anlamında önemli bir adım atılmış oluyor.

Yapıların güçlendirmesi alanında geliştireceğiniz yeni ürünler/sistemler olacak mı? Bu alana dönük hedefleriniz nelerdir?
Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de her yıl çok sayıda irili ufaklı deprem gerçekleşiyor ve bunların acı sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz. Bu hassasiyetle yapıların güçlendirilmesine yönelik yeni teknoloji ve ekipmanlar her zaman gündemimizde yer alıyor. Ürünlerimiz haricinde yaptığımız iş birlikleriyle de deprem konusundaki farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD)’nın koordinasyonu ile yürütülen yeni deprem yönetmeliği çalışmasında kendi alanımızla ilgili katkı sağladık. Hilti Türkiye olarak yapıların değerlendirilmesi için belediyelerle ve düşük dayanımlı betonların güçlendirilmesi projelerinde İTÜ ile birlikte çalışıyoruz. Ülkemizdeki kayıpların önüne geçmek için var gücümüzle çalışmaya önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. Kaliteli bina üretimine katkı sağlamak için özellikle deprem ve kentsel dönüşüm konusunda sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumları ile ortak çalışmalarımızı da sürdüreceğiz.
Hilti Türkiye olarak güvenli yapılar inşa etmek için sürdürülebilir modeller yaratıyoruz. Ülkemizin gerçeklerinin farkında olarak deprem riskini her zaman göz önünde bulunduruyor, inovatif ürün ve hizmetlerle geleceğin dayanıklı binalarını bugünden inşa etmede belirleyici bir rol üstleniyoruz. Aynı zamanda mühendislik ekibimizle Türkiye’de depreme dayanıklı cephe tasarımının yaygınlaşması amacıyla tasarımcı ve uygulamacılara seminer, eğitim ve sahada uygulama desteği vererek bu konuda ülkemize yatırım yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.








