Çelik ve modüler yapılar inşaat sektörün zorunlu geleceğidir

“Endüstri 4.0’ın gereği olan dijitalleşmenin getirdiği avantajlar, inşaat sektörünü kabuk değiştirmeye, uluslararası piyasada daha rekabetçi olabilmek için yeni teknolojileri kullanarak maliyetleri düşürmeye zorlamakta. Yapı elemanlarının fabrikalarda imal edilmesi; gerek kalite kontrol gerek nakliye gerekse de sürat açısından önemli avantajlar getiriyor. Bu da teknik olarak, inşaat sektörünün daha fazla çelik kullanımını, yapı elemanlarının endüstri ürünü haline gelmesini ve sonuç olarak modüler yapıları kaçınılmaz hale getirmekte. Teknik nedenlerin yanında, sosyal ihtiyaçların değişmesiyle birlikte, çeliğin defalarca geri dönüştürülebilir bir malzeme olmasından kaynaklanan çevreci özelliğini ve sürdürülebilirliğini de göz önüne aldığımızda, çelik ve modüler yapılar inşaat sektörünün zorunlu geleceğidir.”
H. YENER GÜR’EŞ
TÜRK YAPISAL ÇELİK DERNEĞİ (TUCSA) YÖNETİM KURULU BAŞKANI
Yaşam alanlarından çalışma mekânlarına dek birçok alanda yapıların dönüşümü söz konusu. Bu noktada çelik, modüler yapılar ön plana çıkıyor. Bu tür yapıların neden daha da önemli hale geldiğini sizden dinleyebilir miyiz?
Eylül - Ekim Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Yapılarla ilgili tercihlerin değişiminde; artan dünya nüfusunun yanı sıra inanılmaz süratle gelişen teknoloji, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri ve afetler, genç nesillerin düşünme süreçlerindeki değişimler, diğer tarafta da virüsün küresel bir tehdit haline gelişi etkili faktörler arasındadır. Özetle, dünya değişiyor. Sanayinin değişim ihtiyacının yanında, insanların da gereksinimleri, beğenileri, yaşam tarzları değişiyor. Ülkenin ve sektörün bekâsı açısından, bizlerin de bu değişimi yakından izleme ve gelişmelerin gerisinde kalmama zorunluluğumuz var. Teknik açıdan, bugüne kadar Türkiye’de deprem koşulları, geniş açıklıkları geçebilme, kat çıkabilme, taşıyıcı sistem takviyelerine olanak sağlaması gibi avantajları sayarken günümüzde bunlara yenileri eklendi. Endüstri 4.0’ın gereği olan sayısallaşmanın (dijitalleşmenin) getirdiği avantajlar inşaat sektörünü kabuk değiştirmeye, uluslararası piyasada daha rekabetçi olabilmek için bu teknolojileri kullanarak maliyetleri düşürmeye zorlamaktadır. Yapı elemanlarının fabrikalarda imal edilmesi; gerek kalite kontrol, gerek nakliye için gerekli olan hafiflik ve gerekse sürat açısından önemli avantajlar getirmektedir. Bu da teknik olarak, inşaat sektörünün daha fazla çelik kullanımını, yapı elemanlarının endüstri ürünü haline gelmesini ve bunların sonucu olarak modüler yapıları kaçınılmaz hale getirmektedir. Gereksinimlerdeki değişikliklere baktığımız zaman, sadece virüs salgınının dahi yeni tercihler ortaya çıkardığını görüyoruz. Bunlardan bazılarını; konutlarda evden çalışma imkânı verecek mekânlar, spor ve eğlence mekânları, balkonlar, yeşil alanlar, zaman içinde kullanım alanlarında değişiklik yapabilme esnekliği gereksinimleri olarak sayabiliriz. Sonuç olarak teknik nedenlerin yanında, sosyal ihtiyaçların değişmesiyle birlikte, çeliğin defalarca geri dönüştürülebilir bir malzeme olmasından kaynaklanan çevreci özelliğini ve sürdürülebilirliğini de göz önüne aldığımızda, çelik ve modüler yapılar inşaat sektörünün zorunlu geleceğidir.

TÜRK YAPISAL ÇELİK DERNEĞİ
(TUCSA) YÖNETİM KURULU BAŞKANI
ÇELİK YAPILAR; HAFİFLİK, HOMOJENLİK, SÜNEKLİK KABİLİYETİ VE DENETİM KOLAYLIĞI SUNAR
Pandemi, deprem, yangın, vb. durumlarda rolü daha da artan bu tür yapıların avantajları nelerdir?
Aslında, doğru projelendirilen, doğru malzemeyle doğru imal ve inşa edilen yapı güvenlidir. Yapılarınız için; ehil kişi ve kurumlarla yola çıkın, ancak yapılan her işi de kontrol edin. Bunlardan biri olmazsa, o yapının güvenliğini sorgulamak gerekir. Her malzemenin farklı koşullarda farklı avantajları vardır. Küresel salgın ile ilgili değişen tercihleri biraz önce belirtmiştik. Yeni mekân, balkon ve yeşil alan ihtiyaçlarını mevcut 20 milyon civarındaki yapı stokuna uygulamanın zorlukları malum. Bununla birlikte, dünya üzerinde son yıllarda kullanılan “Dayanıklı veya Dirençli (Resilient) Yapı” kavramı binanın sadece statik açıdan dayanıklı olmasını kastetmemekte, yaşam döngüsü içinde statik dayanıklılığının yanında sürdürülebilirliğini, değişen koşullara uyum sağlamasını da kapsamaktadır. Bu nedenle, yeni yapılarda bu hususların daha çok dikkate alınması, hatta bunun standart ve yönetmeliklerle de desteklenmesi gerekmektedir. Deprem karşısında çelik taşıyıcı sistemlerin dört büyük avantajını daima göz önünde bulundurmakta yarar var: Depremin etkime kuvveti yapının kütlesiyle doğru orantılı olduğundan (F=mxa) çelik yapının hafif olması önemli avantaj sağlamaktadır. Ayrıca, temele gelen yüklerin az olmasına neden olduğundan temel tasarımında ekonomi sağlamakta; zayıf zeminlerde ise, çoğu kez zemin iyileştirmesine gerek kalmamakta veya daha az bir iyileştirme yeterli olmaktadır. Çeliğin homojen yapısı, her noktada aynı dayanımı göstermesine imkân tanımaktadır. Süneklik yani şekil değiştirebilme kabiliyeti, depremin etkime kuvvetinin soğurulmasını sağlamaktadır. Her safhada denetim kolaylığı, yapının güvenliğini olumlu etkilemektedir. Yangın karşısında ise; yangın güvenliği mühendisliğindeki ve teknolojiye paralel olarak yangına karşı kullanılan kaplama malzemelerindeki gelişmeler çeliğin yangından etkilenmeden kullanılmasına imkân vermektedir. Ancak çelik de beton da ahşap da yangına karşı korunmak zorundadır. Önemli olan doğru bir yangın güvenliği mühendisliğinin yapılmasıdır.
Çelik modüler yapıların ülkemizde yaygınlaşması amacıyla dernek olarak neler yapıyorsunuz?
Yıllardır tanıtım ve bilinçlendirme faaliyetlerimiz devam ediyor. Yayınlarımızdan iki ayda bir yayımlanan Çelik Yapılar dergisinde son iki sayımızda başlatılan “İnşaat Sektörü Kabuk Değiştiriyor” konsepti sürdürülmektedir. 11-12 Kasım 2020 tarihlerinde online olarak gerçekleştireceğimiz 21. Yapısal Çelik Günü kapsamında birinci gün “Deprem ve Çelik” ikinci gün “İnşaat Sektörü Kabuk Değiştiriyor” konsepti ele alınacaktır. Ayrıca, Derneğin 2003 yılında kurduğu Yapısal Çelik Eğitim ve Araştırma Merkezi İktisadi İşletmesi (YAÇEM) bünyesinde oluşturulmuş YAÇEM Akademi tarafından mimar ve mühendislere bu konularda da kurs ve seminerler verilmektedir. 2018 yılından itibaren seminerlerin bir kısmı web semineri olarak düzenlenmektedir. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) ile bu konuda başlatılan çalışmalara devam edilmekte, kamu ve yerel yönetimlere de bilgi aktarımında bulunulmaktadır. Aralık 2006’da başlatılan görüşmeler sonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Şubat 2016’da yayımlanan Çelik Yapıların Tasarım, Mühendislik ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik ile 2011 yılındaki başvurumuz üzerine Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine “Hafif Çelik Yapılar” bölümünün eklenmesi, çelik yapıların anlaşılması ve gelişmesi açısında çok yararlı olmuştur. Bu konulardaki teknik komite çalışmalarımız devam etmektedir.
YETERLİ TALEBİN OLMAMASI MODÜLER YAPI KONUSUNDAKİ GELİŞİMİ ENGELLİYOR
Çelik modüler yapıların kullanım yaygınlığını dünya ile kıyasladığınızda ülkemizi nerede görüyorsunuz? Bu alana ağırlık vermek rekabet ortamında Türkiye’ye ne tür kazanımlar sağlar?
Bu konuda bilgi ve teknik donanım olarak bir sorun olmamakla birlikte, yeterli talebin olmaması Türkiye’de modüler yapı konusundaki gelişimi maalesef engellemektedir. Oysa ihracata dayalı ekonomisi olan ülkemizde, modüler yapıların ihracatının da buzdolabı ihraç eder gibi geliştirilmesi çok önemli ve yararlı olacaktır. Eğer Türkiye dünyadaki bu gelişmeye ayak uyduramazsa, şu andaki inşaat ihracatını dahi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
ÇELİK TAŞIYICILI YAPILARIN ORANINI YÜZDE 30’A ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ
TUCSA’nın yeni döneme ilişkin hedeflerini öğrenebilir miyiz?
Çeliğin avantajlarının topluma, kamu ve özel sektör yatırımcılarına, mimar ve mühendislere daha iyi tanıtılabilmesi için etkinliklerimiz, yayınlarımız, eğitimlerimiz devam edecektir. Bugün için çelik taşıyıcılı yapıların toplam yapılara oranı yaklaşık yüzde 6 civarındayken, normal şartlar altında bu oranın yüzde 30 mertebesinde olması gerekir ki TUCSA da bunu hedef olarak almaktadır. Buna paralel olarak üniversitelerde, meslek yüksekokullarında ve endüstri meslek liselerindeki eğitimlere de katkı verilmesi planlanmaktadır. Bu doğrultuda 2006 yılında kurduğumuz Çelik Yapılar Öğrenci Kulübü (ÇELYÖK) organizasyonu bu yıl genç mühendis ve mimarları da kapsayacak şekilde genişletilmiş ve Genç Çelikçiler Topluluğu (GENÇEL) olarak yeniden yapılandırılmıştır.
Ülkemizde yeterince yaygınlaşmayan çelik yapıların faaliyet alanlarına göre değerlendirmesini yapar mısınız?
Türkiye’de deprem koşulları, geniş açıklıkları geçebilme, kat çıkabilme, taşıyıcı sistem takviyelerine olanak sağlaması gibi avantajları nedeniyle endüstriyel yapıların yaklaşık yüzde 50’si çelik taşıyıcı sistemlidir. Ancak, toplam yapılar içinde endüstriyel yapıların oranı sınırlı olduğu için ve konutlarda çelik yapıların avantajları henüz yeterince bilinmediğinden ve yaygınlaşmadığından çelik taşıyıcı sistemli yapıların toplam yapı stokuna göre oranı yaklaşık yüzde 6 mertebesinde kabul edilmektedir.
KAMU YAPILARININ ÇELİK TAŞIYICILI OLMASI KAÇINILMAZ BİR GEREKLİLİK
Faaliyet alanları, yapı tiplerine göre değerlendirildiğinde; kamu yapılarında (idari binalar, okullar, hastaneler vb.); çelik yapıların ilk yatırım maliyetleri bazı durumlarda diğer yapı sistemlerine nazaran daha pahalı olmakla beraber, yaşam döngüsü içinde hesaplandığında daima daha ekonomiktir. Bu nedenle, kâr gayesi gütmeyen kamu yapılarının çelik taşıyıcılı olması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Müstakil konutlarda, 150 kadar ülkeye ihracat yaptığımız hafif çelik yapı yapım imkânları ülkemizde çok gelişmiş olup, çoğu zaman ilk yatırım maliyetleri de diğer yapı tiplerine nazaran rekabetçi boyutlardadır. Çok katlı konut tipi yapılarda (apartman vb.) kullanım oranı her geçen gün artmaktadır. Bu konuda zaman zaman karşılaşılan yangın korkusu; yangınların çelik taşıyıcıdan değil, yapı türü ne olursa olsun çoğunlukla cephelerden kaynaklandığının anlaşılması, çelik yapıların gelişen teknoloji paralelinde yangına karşı korunabildiğinin öğrenilmesi üzerine kaybolmaya başlamıştır. Yangın güvenliği mühendisliğinin uygulanması halinde çok katlı yapılar için bu konuda bir sorun kalmamaktadır.
TİCARİ YAPILARDA VE KÖPRÜ, KULE, TÜNEL GİBİ ALTYAPILARDA ÇELİĞİN KULLANIMI ARTIYOR
Son olarak ticari yapılardan söz edecek olursak, oteller, AVM’ler, showroom’lar ve ofis yapıları artık prestij binaları haline dönmeye başlamış, çeliğin mimarlara sağladığı avantaja paralel olarak, ticari yapılarda çelik kullanımı da artmaya başlamıştır. Köprü, kule, tünel gibi altyapılarda da çelik kullanımı gelişen teknolojiye paralel olarak artış göstermektedir.







