Marka

İzocam Genel Direktörü Murat Savcı: Düşük karbonlu geleceği şimdiden tasarlamamız gerekiyor

MURAT SAVCI
İZOCAM GENEL DİREKTÖRÜ

Pimapen insaatdunyasi BANNER

“Yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek firma olan ve bugüne dek 100’ü aşkın ülkede çözüm sunan İzocam, yüzde 20’ye yakın pay ile pazardaki liderliğini sürdürüyor. Üretim kapasitemizi ve ürün çeşitliliğimizi piyasanın ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda arttırarak, sektördeki konumumuzu ilerletmek önümüzdeki dönem için önceliğimiz… 2019’da ve bu yılın ilk yarısında dijital yatırımlara odaklandık. Dijitalleşme çalışmalarımız devam edecek, ayrıca başta Ar-Ge çalışmaları olmak üzere pek çok proje gündemimizde. Dijital dönüşüm ile iş süreçlerinin verimliliğini, kalitesini ve güvenilirliğini arttırmayı, erişilebilirliği ve farklı sistemler arası veri alışverişini geliştirmeyi, müşteri memnuniyetini arttırmayı, operasyon maliyetlerini azaltmayı ve iş sürekliliğinin sağlanmasını hedefliyoruz.”

Yalıtım malzemelerinin üretimi ve satışı alanında Türkiye’nin öncü şirketlerinden olan İzocam’ın sektördeki yerini ve büyüklüğünü genel hatlarıyla özetler misiniz?

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Isı yalıtımı, gürültü kontrolü, akustik konfor ve yangın güvenliği gibi yalıtım ihtiyacı duyulan birçok alanda ürün geliştirebilen Türkiye’nin ilk yalıtım firmasıyız. 55 yıllık tecrübemiz ile zeminden çatıya, duvardan tesisata kadar her uygulama alanı için nitelikli yalıtım malzemeleri üretiyoruz. Ülkemizde ve dünyada yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek firmayız. Ürün portföyümüzde; Camyünü, Taşyünü, Ekstrüde Polistiren (Foamboard), Ekspande Polistiren (İzopor, İzopor Plus), Kauçuk Köpük (İzocamflex, Optiflex), Polietilen Köpük (İzocam PEflex), PU/PIR/Taşyünü yalıtımlı sandviç panel (İzocam Tekiz) ile Trapez levha bulunuyor. 61 bin m²’lik alana sahip olan Dilovası tesisimizde yıllık 75 bin ton kapasite ile ısı ve ses yalıtımı, yangın güvenliği sağlayan Taşyünü üretiyoruz. 132 bin m²’lik alanda bulunan Tarsus tesisimizde yıllık 55 bin ton kapasite ile ısı ve ses yalıtımı, yangın güvenliği sağlayan Camyünü ve 160 bin m³ ısı yalıtımı sağlayan ekstrüde polistiren (Foamboard) üretiyoruz. 86 bin m²’lik alanda bulunan GEBKİM tesislerimizde yıllık 560 bin m³ kapasiteli ekstrüde polistiren (Foamboard), 6 bin ton kapasiteli ekspande polistiren (İzopor) ve İzocam Tekiz tesisimizde 4 milyon m² taşyünü ve poliüretan yalıtımlı panel ve 3 milyon m² trapez kapasitesiyle sanayi yapılarına yönelik nitelikli ve hızlı çözümler üretiyoruz. Eskişehir tesislerimizde ise, 20.000 m²’lik (açık ve kapalı alan toplamı) alanda yaptığımız üretimle yıllık 4.500 ton kapasiteli elastomerik kauçuk (İzocamflex) ve 700 ton kapasiteli polietilen (Peflex) yalıtım ürünlerimizle ısı, ses yalıtımı ve yoğuşma kontrolü sağlıyoruz. Uzmanlığımız ürettiğimiz ürünlerle sınırlı değil. Türkiye’nin en önemli projelerine hizmet sunuyor, yurtiçinde ve yurtdışında pek çok projeye yalıtım ürünleri ile ilgili ürün ve uygulama danışmanlığı, yalıtım danışmanlığı hizmeti veriyoruz.Her ihtiyaca uygun şekilde sunduğumuz ürünlerle çözüm ortağı olarak rol alıyoruz. Bugüne kadar 100’ü aşkın ülkede çözüm sunmuş bir firma olarak yurtdışındaki bayilerimizle ihracat faaliyetlerimize devam ediyoruz. 2019’u 503 milyon TL’lik bir ciro ile kapattık. Sahip olduğumuz bu pazar payı ile pazardaki liderliğimizi sürdürdük. 2020 yılında ise tüm ürün gruplarımızda yurtiçi pazar paylarımızı koruyarak veya bazı ürün gruplarımızda pazar payımızı arttırarak, yıl sonunda 600 milyon TL bir ciro hedefliyoruz.

MULTIKONFOR BINA GORSELI1

YALITIM PAZARINDAKİ LİDERLİĞİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ

İzocam, sektöründe ne kadarlık bir paya sahip? İhracat ayağında nasıl bir büyüme gösteriyorsunuz? Yıllık cironuz içinde ihracatın payı ne kadar?

7 farklı ürün gamında hizmet veren bir firma olarak, tüm yalıtım pazarında yüzde 20’ye yakın bir payımız olduğunu söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz bu pay ile pazardaki liderliğimizi sürdürüyoruz. İhracat tarafında ise, İzocam olarak bugüne kadar 100’ü aşkın ülkede çözüm sunmuş bir firmayız. Şu an 20 yurtdışı bayimiz ve yaklaşık 200 alt bayimiz ile ihracat faaliyetlerimize devam ediyoruz. İhracat yaptığımız bölgelerin başında; Türki Cumhuriyetler, Afrika, Balkanlar, Asya ve Ortadoğu geliyor. İhracat pazarındaki coğrafi yayılımımız sürüyor. Ağırlıklı olarak bina, sanayide kullanılan yalıtım ürünleri ile ısıtma, soğutma ve iklimlendirme pazarına yönelik ürünlerin ihracatını yapıyoruz. İhracatı 600.000 m³’ü aşan bir firma olarak, Orta Doğu iklimlendirme pazarının en önemli üreticisi konumundayız. İhracatımız 2019 yılında yaklaşık 20 milyon USD oldu ve ciromuzun yüzde 20’den fazlasını ihracat faaliyetlerimiz oluşturdu. Son 5 yılda ihracattan elde ettiğimiz toplam satış geliri 160 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

Yakın zamanda sektöre sunduğunuz ürün/ürünler hakkında bilgi verir misiniz?

Ürünün pazar tarafından talep görmesinin sadece kaliteli üretimle ilgili olmadığının farkındayız. Bu nedenle sadece üretimdeki iyileştirmelere değil, ürünün verimli şekilde nakliyesi, kolay taşınması, avantajlı depolanması ve kolay uygulanması konularında da akılcı çözümler üretmeye yoğunlaşıyoruz. Bu nedenle son zamanlarda, kullanıcı dostu ürünler geliştirmeye odaklandık. Yakın dönemde Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde hafif ara bölmelerde kullanılmak üzere geri dönüşümlü malzemeler kullanarak geliştirdiğimiz “İzocam Ara Bölme Levhası”nı sektöre kazandırdık. Ürünün doğal içeriği ile toz yapmayan yapısı ve kolay kesimi, rahat ve sağlıklı çalışma ortamları yaratıyor ve hızlı uygulama ile zamandan tasarruf sağlıyor. Kendi başına ayakta durabilen ürünümüz, güvenli uygulama imkânının yanında hafifliği sayesinde de kolay taşınabiliyor. Farklı kalınlıklarda üretilebilen ürün, ara bölme duvarlarda, ısı ve A sınıfı ses yalıtımı sağlıyor. Bunun yanı sıra, İzocam Manto Foambord R+ ve İzocam Manto Taşyünü R+, yaptığımız Ar-Ge çalışmaları sonunda düşük lambda değerleri ile yüksek yalıtım özelliğine sahip özel ürünler olarak karşımıza çıkıyor. Bu ürünlerin üretimden itibaren yüksek kalınlıkta olması, tek seferde yapılan uygulama ile daha etkin enerji verimliliğine imkân tanıyor. Yine geçtiğimiz dönemde Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda mineral yün ürün grubuna iki yeni ürün daha ekledik. Yerinde uygulama yapılan metal binaların çatı ve cephelerinde iki metal levha arasında kullanılan İzocam Endüstriyel Bina Levhası (EBL) ve İzocam Endüstriyel Bina Levhası R+ (EBL R+) ısı ve ses yalıtımı ile yangın güvenliği sağlarken hafifliği sayesinde kolayca taşınıyor ve esnek yapısıyla kolay uygulanabiliyor. Bu ürünlerin bir diğer özelliği ise bünyesine su almaması. Bu sayede, sızabilecek yağmur suyunun ürüne zarar verme riski ortadan kalkıyor, zamandan ve iş gücünden tasarruf sağlanıyor. Endüstriyel yapılara ısıl konfor getirmeyi hedefleyen ürünler, çevre dostu olmalarıyla da dikkat çekiyor. CE ve EUCEB belgelerine sahip bu ürünlerin kalitesi, uluslararası alanda da kabul görüyor. Mineral yün ürün serimize yeni katılan üçüncü ürünümüz ise, giydirme cephe uygulamalarında kullanılan İzocam Yeni Cephe Levhası oldu. İzocam Yeni Cephe Levhası’nın üzeri camtülü kaplı olduğu için su itme özelliğine sahip. Kullanıldığı cephelerin başka bir yalıtım malzemesi ya da örtü ile kaplanması gerekmiyor. Dolayısıyla yalıtım işlemi çok daha çabuk tamamlanabiliyor, uygulamada maliyet ve zamandan tasarruf sağlanıyor. Ayrıca, geçtiğimiz dönemde endüstriyel binalarda kullanılmak üzere Tekiz ürün grubumuza yeni bir ürün daha ekledik. Kolay uygulanabilir çatı paneli olarak nitelendirdiğimiz “İzofom”; özellikle perakende sektöründeki talepleri karşılamak üzere poliüretan yalıtımlı 40 mm kalınlıktaki çatı paneli olarak karşımıza çıkıyor. 1,5 m ve altındaki açıklıklarda kullanıma uygun “İzofom” perakende sektöründeki hızlı erişimle ilgili ihtiyacı karşılamasının yanı sıra, uygulamada da kolaylık sağlayan ekonomik bir ürün. Geçen sene doğru ihtiyaca doğru çözüm hedefiyle geliştirdiğimiz bir başka ürünümüz termoekonomik olarak tanımladığımız “İzocam Optiflex” oldu. Isıtma, soğutma, havalandırma ve iklimlendirme sistemlerinde kullanılmak üzere elastomerik kauçuk esaslı kapalı gözenekli boru ve levha şeklinde üretilen bu ürünümüz, uygulandığı yerde dış yüzeyde ısı yalıtımı ve yoğuşma kontrolü sağlıyor. Çevre dostu bir ürün olan İzocam Optiflex, sürdürülebilir yaşam alanları yaratarak, kullanıcıları daha az enerji tüketmeye yönlendiriyor. Isı yalıtım ekonomisi açısından bakıldığında İzocam Optiflex ilk yatırımda daha ekonomik şekilde ısı tasarrufu elde etmeyi sağlıyor ve tesisatta “Optimum Isı Yalıtımı, Optimum Yatırım Fiyatı” dengesini sunuyor. Ürün, CFC içermiyor ve uygulama esnasında ise oldukça esnek.

ms
MURAT SAVCI
İZOCAM GENEL DİREKTÖRÜ

BU YILI YÜZDE 20’LİK CİRO ARTIŞIYLA KAPATMAYI HEDEFLİYORUZ

Pandemi sürecinde firma olarak nasıl bir strateji izlediniz? Mevcut programınızda değişimler oldu mu?

Pandeminin her firma için zor bir süreç olduğunu söylemek mümkün. Hatta sektörümüzde bazı şirketlerin üretim faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldığına tanık olduk. Biz ise sektör öncüsü bir marka olarak, ülkemizin geleceği için sürecin başından beri iş yaşamının devam etmesi gerektiği bilinciyle hareket ettik. Sağlık açısından gereken önlemleri en üst düzeyde tutarak üretim ve ticari faaliyetlerimizi kesintisiz şekilde devam ettiriyoruz. Zaman zaman üretim programımız ile stoklarımızı inşaat sektörünün ve piyasanın durumuna göre düzenleyerek kolay şekilde piyasa koşullarına adapte olabiliyoruz. Bu yaklaşımın sonucunda da son aylarda hem iç piyasada hem de ihracat pazarlarımızda iyi bir satış ivmesi yakaladık. 2020 yılını yüzde 20’lik bir ciro artışı ile kapatmayı hedefliyoruz.

2019’DA VE 2020’NİN İLK YARISINDA DİJİTAL YATIRIMLARA ODAKLANDIK

Günümüz iş dünyasında dijitalleşmenin gücü hızla artıyor. Sizin açınızdan dijitalleşme ne ifade ediyor? İzocam’da dijitalleşme ile ilgili ne tür yenilikler görüyoruz?

Günümüzde değişim artık sürekli bir ihtiyaç ve bu değişim dünyasında gücümüzü korumak, sürekli değişen koşullar karşısında hızla uyum sağlayabilmek, kısacası daha çevik hareket edebilmek her zamankinden daha çok önem kazandı. Bu nedenle 2019’da ve bu yılın ilk yarısında dijital yatırımlara odaklandık. 2019 yılında modernizasyon kapsamında SAP’ye geçiş çalışmalarına başlandı. EBA süreç yönetim sistemi ile online ihale portalı gibi iş süreçlerini izlenebilir, ölçülebilir ve şeffaf temellere oturtan farklı dijital uygulamalar devreye alındı. Yaptığımız her işin ve sunduğumuz her ürünün arkasında olduğumuzu vurgulayan, ‘Arkasında İzocam var’ yaklaşımını kurumsal web sitelerimize de yansıttık. Motto ile uyumlu söylem ve görsellerle sitelerimizi kullanıcı odaklı şekilde yeniledik. Bu yılın ilk çeyreğinde ise yalıtımlı kontinü panel markası olan İzocam Tekiz’in web sitesi, modern tasarımı, referans proje görselleri ve ‘en yakın bayiyi bul’ uygulaması ile hem masaüstü bilgisayar hem de mobil kullanıcısıyla buluştu. Yılın ikinci çeyreğinde de, sade ve mobil uyumlu bir tasarımla, kullanıcı dostu menü yapısı ve sosyal medya hesapları ile entegre çalışan yeni www.izocam.com.tr’yi hayata geçirdik. Dijital dönüşüm ile İzocam olarak, iş süreçlerinin verimliliğini, kalitesini ve güvenilirliğini arttırmayı, erişilebilirliği ve farklı sistemler arası veri alışverişini geliştirmeyi, müşteri memnuniyetini arttırmayı, operasyon maliyetlerini azaltmayı ve iş sürekliliğinin sağlanmasını hedefliyoruz.

Enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak binalarda yalıtım konusunun ve enerji verimliliğinin önemine dair neler söylersiniz? Yalıtımda doğru ürün seçimi kadar doğru uygulama da büyük öneme sahip. Tüketici tarafında uygulama ile ilgili bilinç düzeyi nasıl? Bu tür uygulamalar yapılırken nelere dikkat edilmeli?

Türkiye’ye baktığımızda 2019 yılında enerji ithalatımızın 41,2 milyar dolar ile 202,7 milyar dolarlık toplam ithalatın yüzde 20,3’ünü teşkil ettiğini görüyoruz. Son 10 yılda toplam enerji ithalatımızın ülke ekonomisine maliyetinin 450 milyar doların üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Aslında, tükettiğimiz enerjinin yaklaşık dörtte üçünü dışarıdan ithal ediyoruz. Bu düzeyiyle enerji ithalatı, dış ticaret açığımızın en önemli kısmını oluşturuyor. Cari açığı daha düşük seviyelere indirmek ve enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için enerji verimliliğini arttıracak doğru yalıtım uygulamalarının neredeyse bir zorunluluk arz ettiğini söylemek mümkün. Bu durum da gelecekte sektörün çok fazla büyüyeceği anlamına geliyor.1 Ocak’ta yürürlüğe girmiş olan Enerji Kimlik Belgesi zorunluluğu binaların ısı yalıtımı açısından değerinin belirlenmesini daha da görünür kıldı. EKB’nin binaların alınması, satılması hatta kiralanması sırasında ibraz edilmesi gerektiğini artık biliyoruz. Yeni binalarda EKB sınıfının en düşük C sınıfı olması bekleniyor, ısı yalıtımı standartlarına göre inşa edilmeyen ve Enerji Kimlik Belgesi C’den düşük olan yeni binalar artık ruhsat alamıyor. EKB sadece yeni binalar için değil, eski binalar için de göz önüne alınması gereken bir konu. Eski binaların tadilatı sırasında ısı yalıtımı göz önüne alınırsa, hem EKB sınıfı yükseltilebilir ve konut değeri artar hem de buradaki hane halkı için doğalgaz faturalarında yüzde 60’ın üzerinde bir tasarruf sağlamış olur.Bir konutta yaşam konforunu belirleyen en önemli unsur, doğru yalıtımla doğru ısıl değerlere ulaşmaktır. Doğru yalıtım; ısı yalıtımı yapılırken, binaların yangın riski ve yanıcılık yükü de göz önüne alınarak uygun malzeme ve kalınlıkta, yönetmeliklerin belirttiği şekilde yalıtım uygulaması demektir. Bunu yaparsak hem ev bütçesine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamış oluruz. Burada tabii en önemli nokta, ihtiyaç doğrultusunda uygulandığı alana göre doğru malzeme seçilmesi, seçilen malzemenin işinin uzmanı kişilerce doğru kalınlıkta uygulanması. Doğru malzeme seçimi ve doğru detaylandırılmış yalıtım uygulamalarının sürdürülebilir yarınlar için de önemli olduğunu söyleyebiliriz. Isı kayıplarını ve kazançlarını asgari düzeye indirecek olan etkin bir yalıtım için malzeme seçimi büyük önem taşıyor. Ayrıca, yüksek enerji verimli ürünlerin yanı sıra yangın güvenliği sağlayan ve ses yalıtımına yönelik ürünler de sektörün gündeminde yer alıyor. İnsanların toplu olarak bulunduğu alışveriş merkezleri, sanayi yapıları, spor salonları, hastaneler gibi mekânlarda yangın dayanımı yüksek mineral yünlerden (camyünü ve taşyünü) oluşan yalıtım malzemelerinin kullanımı hayati önem taşıyor. Tüketicinin bu konuda da dikkatli ve sorgulayıcı olması gerekiyor.

Izocam Yeni Camyunu Ambalaji Silte 10092019 kopyasi

YALITIMDA GELİŞMİŞ ÜLKELERİN GERİSİNDEYİZ

Dünya ile kıyasladığında yalıtım konusunda Türkiye nerede duruyor? Bağlantılı olarak, yalıtım ürünlerinin kalınlığı ile ilgili ne kadar yol aldık?

2019 sonu itibarıyla Türkiye’deki 9,8 milyonun üzerindeki bina stokunun iyimser bir tahminle yaklaşık yüzde 17’si TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kurallarına uygun yalıtılmış durumda. Geçmiş yıllara göre kıyasladığımızda toplumun yalıtım bilincinde önemli bir artış olduğunu görüyoruz, ancak daha alınacak çok yolumuz olduğu da bir gerçek. Bu yalıtım sektörü açısından önemli bir potansiyel oluşturuyor. Ülkemizde “yalıtım” bilincinin yaygınlaşması ve bölgelere göre en iyi sonucun alınabileceği uygulamaların yapılması gerekiyor. Öyle ki iyimser bir tahminle Türkiye’deki mevcut konut stokunun neredeyse yüzde 70’i TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kurallarına uygun yalıtılmamış ya da yalıtımsız. Yalıtım bilinci ve yalıtım malzemesi kullanımı açısından gelişmiş ülkelerin gerisindeyiz, yalıtım konusunda ülke olarak kat edeceğimiz daha çok yol bulunuyor. Ülkemizde yalıtım sektörü 11 milyon m³’lük bir pazara sahip ve kişi başına 0,13 m³ yalıtım malzemesi tüketimi olduğunu görüyoruz. Avrupa nispeten doygun bir pazar olmasına rağmen, 270 milyon m³ seviyesinde olan yalıtım pazarında 0,61 m³ kişi başı yıllık yalıtım tüketimi bulunuyor. Söz konusu verilere baktığımızda Avrupa’da “kalın yalıtım” bilincinin yaygın olduğunu görebiliyoruz. Enerjide aşırı dışa bağlılığı azaltmanın en önemli yolu, kalın yalıtım uygulamalarından geçiyor. Ülkemizde “kalın yalıtım” bilincinin yaygınlaşması ve bölgelere göre en iyi sonucun alınabileceği uygulamaların yapılması gerekiyor. Türkiye’de kullanılan malzeme kalınlığı ortalama 4-5 santimetre iken, aynı malzemenin Avrupa ülkelerinde 20 santimetre ve üstü değişen kalınlıklarda uygulandığını görüyoruz. Yalıtım kalınlıklarıyla ilgili henüz yasal bir denetim olmamasına rağmen, “BEP (Binalarda Enerji Performansı) Yönetmeliği” ile ilerleyen günlerde binalarda ve tesisatta yalıtımın öneminin artacağını ve kalınlıkların daha çok konuşulacağını öngörüyoruz. BEP’in tüm detaylarının ve denetim mekanizmalarının, tüm işlerliği devreye sokularak uygulanması büyük önem taşıyor. Ayrıca bu yönetmelikte geliştirilmesi gereken hususların tekrar gözden geçirilerek bir an önce tamamlanması da büyük fayda sağlar.

MULTİ KONFOR BİNALAR EN AZ YÜZDE 90 ENERJİ TASARRUFU HEDEFLİYOR

Avrupa’da yaygın hale gelen ‘sıfır enerji binalar’ ve pasif evler’ ülkemizde yeterince tanınıyor mu? Bu modellerin, kaynakları hızla tükenen gezegenimizin geleceğindeki rolünü özetler misiniz?

“Pasif Evler” çok iyi yalıtılmış, yıllık ısıtma ihtiyacı çok düşük, yani 15 kWh/m²’yi geçmeyecek şekilde planlanmış, dolayısıyla geleneksel ısıtma sistemlerine gereksinim duymayan binalar olarak tanımlanabilir. Bu binalar klasik ya da modern tasarımlı ahşap, tuğla, betonarme sistemlerle yapılmış, konut, ofis binası, okul, jimnastik salonu vb. pek çok değişik amaca hizmet etmek için tasarlanmış olabilir. Yeni yapılarda yapılabildiği gibi yenilenecek projelerde de uygulanabilir. Sıfıra yakın enerjili bina olarak tanımlanan Multi Konfor Binalar ise, pasif ev kavramından türemiştir ve biyoiklimsel tasarımı hedefler. Ekolojik, ekonomik ve sosyal etmenleri göz önünde bulundurur. Yüksek enerji tasarrufuyla birlikte maksimum ısıl konfor sunar. İzocam olarak enerji verimliliğini en önemli gündem maddesi olarak benimsiyoruz ve her platformda “yalıtım-enerji verimliliği-multi konfor evler” ilişkisinin altını çiziyoruz. Küresel ısınmanın büyük bir tehlike olduğu günümüzde, enerji verimli çevre dostu binaların hem dünyamızın korunması hem de ülke ekonomisi için oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Düşük karbonlu geleceği şimdiden tasarlamamız gerekmektedir. Zaten “Türkiye Cumhuriyeti, 1/CP.19 ve 1.CP/20 sayılı kararlar uyarınca, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (BMİDÇS) 2. maddesinde yer alan temel hedefini sağlamaya yönelik olarak niyet edilen ulusal katkısı (INDC) ve yürütülmesi öngörülen plan politikalar”ın ve hazırlanmakta olan “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı”nın çıktıları da bu düşüncemi kanıtlar nitelikte… Özellikle INDC beyanında yeni yapılan konut ve hizmet binalarının Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ne uygun enerji etkin olarak inşa edilmesi gerekliliği, binalarda Enerji Kimlik Belgesi oluşturularak enerji tüketimlerinin yıllara bağlı olarak azaltılması zorunluluğu vurgulandı. INDC’de yer alan hedeflere ulaşılması için yeşil bina ve sıfıra yakın enerjili ev tasarımlarının yaygınlaştırılması ile enerji ihtiyacının en aza indirilmesinin öneminin altı çizildi. İşte bunları gerçekleştirebilmek için yalıtım ve tasarımdan uygulamaya yenilikçi, sürdürülebilir yaklaşımlar devreye giriyor. Buaçıdan bakıldığında, “Multi Konfor Binalar” yüksek enerji tasarrufuyla birlikte azami ısıl konforu sunuyor. Kusursuz akustik ve görsel konfor, kaliteli iç ortam havası, yangın korunumu ve güvenliği sağlayan, hem iç hem de dış mekânlarda son derece esnek tasarım çözümleri barındırabilen Multi Konfor Binalar en az yüzde 90 enerji tasarrufu hedefliyor. Bu binalar, Türkiye gibi enerjisinin dörtte üçünden fazlasını ithal etmekte olan ülkelerde dışa bağımlılığı azaltıcı katkılar sağlıyor.

izocamflex boru 11

BEYAN EDİLEN ÖZELLİKLERDE ÜRETİM YAPILMAMASI VE MALZEMENİN DOĞRU SEÇİLMEMESİ EN BÜYÜK SORUN

Ülkemizdeki yalıtım uygulamalarıyla ilgili hem tüketici hem de devlet nezdinde atılması gereken adımlar neler?

Yalıtım sektöründeki en önemli sorunların başında; standartlara ve yönetmeliklere uygun olmayan üretim, haksız rekabet, yalıtım malzemesinin doğru seçiminin ve uygulamasının uzman kişiler tarafından yapılmaması geliyor. Ticari kaygıdan hareketle yapılan üretimler, etkin denetimin de olmadığı ortamda, hem son kullanıcıyı tehlike ile karşı karşıya bırakıyor hem de sektörde haksız rekabete neden oluyor. Düşük kaliteli ve standart dışı performansa sahip bu ürünlerin kullanılıyor olmasına eğitimsiz-vasıfsız iş gücü, teknikte tarif edildiği şekliyle yapılmayan işçilik ve etkin işlemeyen piyasa denetimi eklendiğinde telafi edilmesi çok güç sonuçların alınması kaçınılmaz hale geliyor. Isı yalıtımı yaptırmak isteyenlerin, donanımlı teknik ekibi olan, doğru malzeme seçiminde uzmanlaşmış bir firmayı tercih etmeleri bu nedenle önemlidir. Aksi durumda yalıtım uygulamalarındaki detaylar gözden kaçabiliyor. Bu durum hem ısı kayıplarına hem de binada yapısal hasarlara sebebiyet veriyor. Mevzuatlara bakıldığında, “TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları”, 2017 yılında yürürlüğe konulan “Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik”, “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik”, “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği” ve yayımlanan “Onuncu Kalkınma Planı Öncelikli Dönüşüm Programı”, “Türkiye Cumhuriyeti, 1/CP.19 ve 1.CP/20 sayılı kararlar uyarınca, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (BMİDÇS) 2. maddesinde yer alan temel hedefini sağlamaya yönelik olarak niyet edilen ulusal katkı beyanı (INDC) ve yürütülmesi öngörülen plan politikalar” ve “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı” yalıtım konusunda atılan diğer önemli adımlar… Ancak mevzuatlarda bulunan açıklar, mevzuatlara uygun yapılmayan uygulamaların denetimsizliği, üretimde yerine getirilmeyen kurumsal yükümlülükler, yönetmeliklerin etkin şekilde uygulanmasının önüne geçiyor. Bu nedenle mevzuatlarda yer alan açıkların bir an önce giderilmesi, denetim mekanizmalarının işlerlik sağlaması ve geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda düzenli güncellenmesi gerekiyor. Bu kadar sorunun arasında ise bence en önemli sorun, ürünlerin beyan edilen özelliklerde üretilmemesi ve yalıtım malzemesinin doğru seçilmemesidir. Örneğin sık sık medyanın gündemine gelen cephe yangınları bu denetimsizliğin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.  Yangın durumunda bu boşluklar baca etkisi göstererek yangının hızla diğer katlara taşınmasına neden olduğu için binalarda yangın güvenliğinin sağlanabilmesi hayati önem arz ediyor. “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” bu konuda düzenlemeler getiriyor. Özellikle yüksek binalarda Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’e uygun taşyünü ve camyünü vazgeçilmez tercih olmalı. Binaların yüksekliğine ve işlevine göre yangın yalıtımı da değişkenlik gösteriyor. Yönetmelik, 28,5 metre ve daha yüksek binalarda yangın güvenliği için cephede A1 sınıfı hiç yanmaz malzeme kullanımını şart koşuyor. Uygulamanın ve denetimlerin bu şartlara göre yapılması gerekiyor. Yalıtımın ısı kazançları ve ısı kayıplarıyla beraber tesisatı da içine alacak şekilde binanın tümünü ilgilendiren sistemler bütünü olduğu unutulmamalıdır. Yalıtım temelde başlayan ve çatıya kadar devam eden bir işlemdir. Bu açıdan bakıldığında, mevzuatların tüm sistemin işlerliğini denetlemesi gerektiğine inanıyorum.

Izocam Yeni Camyunu Ambalaji Levha 100920191

YENİ PAZAR ARAYIŞLARIMIZ SÜRÜYOR

Önümüzdeki döneme ilişkin planlarınızı ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

Önümüzdeki dönemde öncelikli hedefimiz, üretim kapasitemizi ve ürün çeşitliliğimizi piyasanın ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda arttırarak, sektör içerisindeki mevcut konumumuzu ilerletmek. Dijitalleşme çalışmalarımız devam edecek, ayrıca başta Ar-Ge çalışmaları olmak üzere pek çok proje gündemimizde yer alıyor. İnovasyon, Ar-Ge ve müşteri odaklı bir yaklaşımla satış sonrası destek hizmetlerimizi iyileştirici projelere odaklanacağız. Bizim uzun yıllardır takip ettiğimiz bir başarı göstergemiz var, yeni ürünlerin ciromuz içindeki payı yani “inovasyon katsayısı”. Şu an yeni ürünlerin ciromuz içindeki payı yüzde 20,5 oranında. Yani diyebiliriz ki, pazarın talep ettiği her 5 üründen biri yeni ürün statüsünde. Bu hedefimizi koruyoruz. Diğer taraftan biliyoruz ki, İzocam’ın uzmanlığı sadece sektöre sunduğu ürünlerle ilgili değil, yalıtım konusunda verdiği danışmanlık da markamızın tercih edilirliğinin en önemli bileşenleri arasında. Bu nedenle; havalimanlarından AVM’lere, fabrikalardan toplu konutlara kadar Türkiye’nin en önemli projelerine ürünlerimizi sunmaya ve yalıtım danışmanlığı yapmaya devam ediyoruz. Bu yıl da bu kararlılığımızı sürdüreceğiz. İhracat açısından da yeni pazar arayışlarımız sürüyor. Özellikle son iki yılda odaklandığımız Orta Afrika’daki pazar arayışlarımız önümüzdeki dönemde de devam edecek. Kuzey Afrika ülkelerine yeni bayilikler vermeyi sürdürüyoruz. Diğer taraftan BDT ülkelerinde tanıtım faaliyetlerimiz artarak devam edecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu