Özel Dosyalar

Murat Savcı: Bölgesel üretim ve teknoloji üssü olmaya en güçlü aday Türkiye’dir

İnşaat Dünyası Dergisi Temmuz-Ağustos 2026’da “İnşaat Sektöründe Karbonsuz Dönüşüm” özel sayısında Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı’yı ağırladı. Murat Savcı, “Türkiye İMSAD olarak inanıyoruz ki, geleceğin rekabeti, daha fazla üretmek üzerine değil; daha akıllı, daha verimli, daha döngüsel ve en düşük karbonla üretmek üzerine kurulacak. Türkiye de güçlü sanayi altyapısı, Ar-Ge kabiliyeti ve mühendislik gücüyle geleceğin bu yüksek teknolojili yeşil şantiyelerine yön veren, küresel pazarda oyun kurucu bir bölgesel üretim ve teknoloji üssü olmaya en güçlü adaydır” dedi.

Türkiye inşaat malzemesi sanayi, AB pazarındaki güçlü varlığı sebebiyle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ndan doğrudan etkilenecek sektörlerin başında geliyor. Üyelerinizin karbonsuzlaşma yolculuğunda şu anki olgunluk seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektör; mali yükümlülüklerin başlayacağı döneme ne ölçüde hazır?

insaatdunyasi

Türkiye inşaat malzemesi sanayisi, Avrupa Birliği ile olan köklü ve güçlü ticari ilişkileri nedeniyle mali yükümlülükleri 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ndan (SKDM) en fazla etkilenecek sektörlerin başında geliyor. Bugün toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 26’sını Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla karbon yönetimi, bizim için artık sadece çevresel bir sorumluluk değil, küresel rekabet gücümüzü ve pazara erişimimizi doğrudan belirleyen en stratejik unsurdur. Ancak bu pazardaki gücümüzü korumak, çok büyük bir endüstriyel dönüşüm sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

Şunu açıkça ifade etmek gerek; karbonsuzlaşma son derece yüksek yatırım maliyetleri ve radikal teknolojik dönüşümler gerektiren, uzun soluklu bir süreç. Özellikle çimento, demir-çelik, cam ve seramik gibi enerji yoğun alt sektörlerimizde emisyonların önemli bir bölümü doğrudan üretim proseslerinden kaynaklanıyor.

ID Temmuz Agustos 2026 kapak 1

Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızın sektörel düşük karbonlu yol haritalarında da öngörüldüğü üzere; örneğin çimento sektöründen kaynaklanan emisyonların 2053 yılında yüzde 92,8 oranında azaltılması hedefleniyor. Demir-çelik sektöründe de 2053’te net sıfıra ulaşmak, yüksek yatırım gereksinimi olan yepyeni teknolojilerin sanayiye entegrasyonunu zorunlu kılacak.

Turkiye IMSAD Sektorel Kapsama Alani 02

YEŞİL DÖNÜŞÜM ÜLKE EKONOMİSİ İÇİN HAYATİ ÖNEMDE

Böylesine büyük ve dönüşüm maliyeti yüksek bir sanayinin yeşil dönüşümü, ülke ekonomimiz için de hayati önem taşıyor. Sektörümüz; 149,6 milyar dolarlık iç pazar, 32,1 milyar dolarlık dış pazar hacmi ve toplamda 181,7 milyar dolarlık devasa büyüklüğüyle Türkiye ekonomisinin lokomotifidir. Türkiye’nin toplam ihracatından yüzde 12 pay alırken, yalnızca 13,1 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirerek cari dengeye yüzde 245 pozitif katkı sağlıyoruz. Dolayısıyla bu stratejik gücün korunması, düşük karbonlu üretime geçişteki başarımıza da bağlı.

Türkiye İMSAD olarak, yüksek üretim kapasitesine sahip olan ve yoğun ihracat yapan üyelerimizin büyük bir çoğunluğunun bu dönüşüme çoktan adapte olduğunu ve küresel standartları yakaladığını görüyoruz. Ancak hazırlık seviyesinin tüm firmalar, özellikle KOBİ ölçeğindeki üreticilerimiz arasında aynı düzeyde olduğunu söylemek mümkün değil. Önümüzde çok kritik bir eşik var.

Sektörümüzün mali yükümlülükler dönemine tam anlamıyla hazır olabilmesi için özellikle KOBİ’lerimizin yeşil finansmana erişiminin kolaylaştırılması, Ar-Ge ve inovasyon desteklerinin artırılması ve devletimizin öncülük ettiği ikiz dönüşüm politikalarının tabana yayılması gerekiyor. Karbon maliyetini ve sürdürülebilirlik kriterlerini bugünden doğru yöneten üreticilerimizin, yarının küresel pazarlarında rekabet avantajını elinde tutacağına inanıyoruz.

Murat Savci
Murat Savcı

TÜRKİYE İMSAD REHBERİ SEKTÖRDE ORTAK BİR DİL OLUŞTURDU

Türkiye İMSAD’ın hazırladığı “İnşaat Malzemeleri Sanayisinin Yeşil Mutabakata Uyumu: Yeşil Dönüşüm için Ar-Ge ve İnovasyon Rehberi” sektör için somut bir yol haritası sunuyor. Rehberin yayımlanmasından bu yana üreticilerde hangi pratik dönüşüm ve yatırımları gözlemlediniz?

Hazırladığımız bu rehberin temel amacı; yeşil dönüşümü teorik bir hedef ya da sadece yasal bir zorunluluk olmaktan çıkarıp, sanayicilerimiz için uygulanabilir, katma değer yaratan somut bir iş ve Ar-Ge modeline dönüştürmekti. Geldiğimiz noktada, rehberimizin sahada çok güçlü karşılıklar bulduğunu ve sektörümüzde ortak bir dönüşüm dili oluşturduğunu memnuniyetle gözlemliyoruz.

Rehberimizin yayımlanmasından bu yana, üreticilerimizin yatırımlarında ve pratik uygulamalarında çok net bir vizyon değişimi görüyoruz. Sektörümüz artık karbon azaltımını sadece binaların işletme aşamasındaki enerji tüketimi üzerinden okumuyor; malzemenin özündeki gömülü karbonu aşağı çekmeyi de temel strateji kabul ediyor. Bu doğrultuda alternatif ham maddeler, düşük klinkerli çimento çözümleri, geri dönüştürülmüş içerikli ürünler ve düşük karbonlu bağlayıcı sistemlere yönelik Ar-Ge projeleri hızla yatırıma dönüşüyor.

Bununla birlikte Yaşam Döngüsü Analizi (LCA), Karbon Ayak İzi hesaplamaları ve Çevresel Ürün Beyanları (EPD) sadece AB’ye ihracat yapan büyük ölçekli şirketlerin değil, orta ölçekli üreticilerimizin de standart iş yapış biçimi haline geldi. Üreticilerimiz yeşil regülasyonları artık ticari birer gerçek olarak kabul ediyor ve hazırlıklarını buna göre şekillendiriyor.

İşte bu yeşil dönüşümün dijitalleşmeyle birleştiği noktada ikiz dönüşümün en somut örneklerini görüyoruz. Üreticilerimiz, geliştirdikleri düşük karbonlu ürünlerin dijital birer kopyasını, yani BIM nesnelerini ve kütüphanelerini oluşturmaya başladılar. Buradaki temel amaç; mimar ve mühendislerin daha tasarım aşamasındayken bizim malzeme verilerimize ulaşarak projenin karbon ve maliyet analizini en doğru şekilde yapabilmesini sağlamak.

Turkiye IMSAD decarbonization1

KAMUNUN AJANDASINDA YER ALAN YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM KIYMETLİ

Türkiye İMSAD olarak, kamunun da ajandasında güçlü şekilde yer alan bu yeşil ve dijital dönüşüm iradesini çok kıymetli buluyoruz. Ancak kalıcı başarının insanı, nitelikli iş gücünü ve toplumsal sinerjiyi de odağa alan bütünsel bir yaklaşımla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle yeşil ve dijital süreçleri, insan kaynağı gelişimiyle birleştirerek sektörümüzün geleceğini üçüz dönüşüm vizyonuyla şekillendiriyoruz. Rehberimizin de bu bütünsel zihniyet dönüşümüne en büyük katkıyı sağlayan öncü araçlardan biri olduğunu düşünüyoruz.

İNŞAAT SEKTÖRÜ ENERJİ KAYNAKLI KÜRESEL KARBON EMİSYONLARININ YÜZDE 34’ÜNDEN SORUMLU

Türkiye’de inşaat malzemelerinin çevresel ürün beyanları (EPD belgelendirmeleri) ve döngüsel malzeme kullanımı ne düzeyde? Sektörde “geri dönüştürülmüş ham madde” algısıyla ilgili neler söylemek istersiniz?

İnşaat sektöründe sürdürülebilirlik artık kullanılan malzemelerin tüm yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan çevresel etkilerinin ölçülmesi ve şeffaf biçimde ortaya konulmasıyla değerlendiriliyor. UNEP ve GlobalABC tarafından yayımlanan Küresel Binalar ve İnşaat Durum Raporu’na göre sektörümüz, küresel enerjinin yüzde 32’sini tüketiyor ve enerji kaynaklı küresel karbon emisyonlarının yüzde 34’ünden sorumlu. Ayrıca sektörün çimento ve çelik gibi malzemelere yüksek oranda bağımlı olması dolayısıyla bu malzemeler küresel emisyonların tek başına yüzde 18’ini oluşturuyor.

Bu çarpıcı tablo, malzeme üreticileri olarak bizlere çok tarihi bir sorumluluk yüklüyor. Sektörümüz artık ham maddeden üretime, lojistikten ömür sonu yönetimine kadar uzanan Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) süreçlerini ana iş stratejisi olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda Çevresel Ürün Beyanları (EPD) ve Yaşam Döngüsü Analizi (LCA), üreticilerimize küresel pazarlarda özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında ciddi bir rekabet avantajı elde edebilmeleri için gereken hazırlığı sağlıyor.

IMS Yesil Donusum icin Ar Ge Inovasyon Rehberi kapak

SEKTÖRDE GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ İÇERİK KULLANIMI HER GEÇEN YIL YAYGINLAŞIYOR

İşte bu noktada döngüsel ekonomi yaklaşımı, işimizin tam merkezine yerleşiyor. Döngüsellik, malzemelerin üretiminden sökümüne, yeniden kullanımından geri dönüşümüne kadar uzanan bütünsel bir döngüyü ifade ediyor. Birçok alt sektörümüzde üretim atıkları başarıyla yeniden proseslere kazandırılıyor, alternatif ham maddelerin kullanım oranı artırılıyor ve kaynak verimliliği odaklı yeni modeller geliştiriliyor. Özellikle seramik, cam, metal ve çimento gibi alanlarda geri dönüştürülmüş içerik kullanımı her geçen yıl yaygınlaşıyor.

Ancak burada aşmamız gereken en büyük eşik, geri dönüştürülmüş malzemeye karşı var olan zihniyet bariyeri. Maalesef bazı kesimlerde geri dönüştürülmüş malzemelerin hala ikinci kalite olduğuna dair yanlış bir algı bulunuyor. Oysa doğru teknoloji, Ar-Ge gücü ve kalite yönetimiyle üretilen geri dönüştürülmüş içerikli malzemeler, teknik performans açısından birincil ham maddelerle tamamen aynı standartları ve dayanıklılığı sağlıyor.

Gelişmiş ekonomilerde geri dönüştürülmüş içerik, ürüne değer katan prestijli bir çevresel performans göstergesi olarak kabul ediliyor. Bizim de sanayi olarak bu algıyı hızla güçlendirmemiz gerekiyor. Unutmayalım ki, geleceğin küresel rekabetinde kazananlar, daha az doğal kaynak tüketerek aynı kalitede ve yüksek standartta ürün sunabilen üreticiler olacaktır.

HER ALT SEKTÖR KENDİ ÖZEL TEKNOLOJİ, YATIRIM VE YOL HARİTASINA İHTİYAÇ DUYUYOR

Çimento, demir-çelik, cam ve seramik gibi alt sektörlerin her birinin karbonsuzlaşma dinamiği ve teknolojik bariyerleri çok farklı? Türkiye İMSAD çatısı altında söz konusu sektörler arası geçişi ve iyi uygulama örneklerinin paylaşımını nasıl organize ediyorsunuz?

Her alt sektörün karbon azaltım yolculuğu gerçekten de kendine has, oldukça karmaşık dinamiklere sahip. Çimentoda kalsinasyon gibi doğrudan üretim yöntemlerinden kaynaklanan proses emisyonları ön plana çıkarken; cam ve seramikte yüksek sıcaklık gerektiren fırınların elektrifikasyonu, demir-çelikte ise fosil yakıt bağımlılığı ve ham madde yapısı en büyük teknolojik bariyerleri oluşturuyor. Dolayısıyla her sektöre uyacak tek tip bir çözüm modelinden bahsetmek mümkün değil.

Çimento, seramik, doğal taş ve metal yapı parçaları gibi alanlardaki üretim prosesleri birbirinden farklılaştıkça, yeşil dönüşüm ve karbonsuzlaşma süreçlerinde de her alt sektörün kendi özel teknoloji, yatırım ve yol haritasına ihtiyaç duyduğu gerçeği daha da belirginleşiyor.

İşte bu yapısal farklılık ve ihtiyaç çeşitliliği, koordinasyon rolümüzü çok daha kritik hale getiriyor. Türkiye İMSAD olarak bu noktadaki en önemli sorumluluklarımızdan biri, farklı dinamiklere sahip bu devasa sektörleri ortak bir sürdürülebilirlik vizyonunda bir araya getirmektir. Bu bütünleşmeyi sağlamak adına çalışma gruplarımız, teknik komitelerimiz ve sektörel buluşmalarımız aracılığıyla sanayicilerimiz arasında çok güçlü bir bilgi köprüsü kuruyoruz.

Ar-Ge, inovasyon ve üniversite-sanayi iş birliklerini teşvik ederek, bir alt sektörde hayata geçirilen başarılı bir enerji verimliliği uygulamasının, atık ısı geri kazanım yönteminin veya yenilikçi karbon yönetim modelinin diğer sektörlere de hızlıca adapte edilmesini sağlıyoruz. Biz dönüşümün ortak bir öğrenme süreciyle hızlanacağına inanıyoruz. Alt sektörler arası bu kesintisiz deneyim ve bilgi paylaşımı, Türkiye inşaat malzemesi sanayisinin küresel rekabetteki dönüşüm hızını artıran en stratejik itici gücümüzdür.

Turkiye IMSAD decarbonization2

HER MALZEMENİN BİR DİJİTAL ÜRÜN PASAPORTU OLACAK

Türkiye İMSAD gözünden baktığımızda geleceğin şantiyelerinde nasıl inşaat malzemeleri göreceğiz? 10 ya da 20 yıl sonra geleneksel inşaat malzemelerinin yerini hangi ürünler alabilir?

Geleceğin şantiyelerindeki temel değişim, sadece malzemenin fiziksel formundan ibaret olmayacak; malzemenin nasıl üretildiği, hangi çevresel performansı sunduğu ve dijital dünyaya nasıl entegre olduğu da belirleyici olacak. Uzmanlara göre önümüzdeki 10-20 yıllık projeksiyona baktığımızda, geleneksel malzemelerin yerini biyobozunur bileşenler, kendi kendini onaran akıllı betonlar, yenilikçi yalıtım teknolojileri ve alternatif bağlayıcı sistemlerin alması beklenirken, binaların karbon ayak izini azaltmada asıl büyük devrim gömülü karbon odağında yaşanacak.

Hangi tip malzeme kullanılırsa kullanılsın artık sadece binaların işletme aşamasındaki enerji tüketimine odaklanma dönemi geride kalıyor. Malzemenin ham madde aşamasından şantiyeye gelene kadar taşıdığı gömülü karbonu sıfıra yaklaştırmak, geleceğin şantiyelerinin bir numaralı standardı haline gelecek.

Bu doğrultuda geleceğin şantiyelerinde göreceğimiz en somut değişimlerden biri, her malzemenin bir Dijital Ürün Pasaportu ile sahaya inmesi olacak. Malzemelerin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel performansının, geri dönüştürülmüş içerik oranının ve karbon ayak izinin dijital olarak takip edilebildiği bu sistem, döngüsel ekonominin de temelini oluşturacak. Tasarımcılar, mimarlar ve mühendisler daha projenin ilk aşamasında, bu malzemelerin dijital kopyalarını yani BIM nesnelerini kullanarak binanın ömrü boyunca ortaya çıkaracağı karbonu simüle edebilecekler.

Turkiye IMSAD Sektorel Kapsama Alani 01

Aynı zamanda şantiye pratikleri de bu akıllı malzemelerle birlikte kökten değişiyor. Yapay zeka destekli süreçler, otonom iş makineleri, robotik sistemler ve şantiyede doğrudan üretim sağlayan 3D yazıcı teknolojileri, bu yeni nesil malzemelerin kullanımını standartlaştıracak. Türkiye İMSAD olarak inanıyoruz ki, geleceğin rekabeti, daha fazla üretmek üzerine değil; daha akıllı, daha verimli, daha döngüsel ve en düşük karbonla üretmek üzerine kurulacak. Türkiye de güçlü sanayi altyapısı, Ar-Ge kabiliyeti ve mühendislik gücüyle geleceğin bu yüksek teknolojili yeşil şantiyelerine yön veren, küresel pazarda oyun kurucu bir bölgesel üretim ve teknoloji üssü olmaya en güçlü adaydır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu