Marka

Dr. Emre Ilıcalı: ÇEDBİK sürdürülebilirlikteki finans akışında sektöre desteğe hazır

İnşaat Dünyası Dergisi yılın ilk sayısı Ocak-Şubat 2026’da “Marka” bölümünde ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı’yı ağırladı. Dünyada sürdürülebilirlik yönünde çok ciddi bir finansman akışı olduğuna dikkat çeken ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı, “ÇEDBİK olarak biz de burada daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Özellikle uluslararası fonlara erişimde, bu fonların talep ettiği teknik kriterlerin doğru anlaşılması ve projelere doğru şekilde entegre edilmesi konusunda sektöre destek olmayı planlıyoruz” dedi.

“Sıfırın İnşası: Riskten Fırsata” temasını belirlerken hangi temel riskleri ve hangi potansiyel fırsatları merkeze aldınız? Yapı sektörü bugün “sıfırı” yeniden nasıl tanımlamalı?

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Bu temayı seçmemizin sebebi şu: Sektör artık sadece “daha iyi bina yapma” döneminde değil, aynı zamanda çoklu riskleri yönetme döneminde. Deprem riski var, iklim riski var, enerji maliyeti riski var, regülasyon ve finansman riski var. Üstelik bunların hepsi aynı anda geliyor. Biz “sıfır” derken sadece net sıfır karbonu kastetmiyoruz. Sıfır artık bir hedef seti. Sıfır israf, sıfır gereksiz tüketim, sıfıra yakın karbon, hatta mümkünse sıfıra yakın risk.

Fırsat tarafı da burada. Türkiye’nin önünde çok büyük bir yenileme ve dönüşüm gündemi var. Kentsel dönüşüm, mevcut bina stokunun iyileştirilmesi, sanayinin düşük karbonlu üretime geçişi gibi başlıklarda doğru adımlar atılırsa bu sadece çevreye fayda sağlamaz. Rekabet gücünü artırır, ithal enerji bağımlılığını azaltır, daha sağlıklı yaşam alanları üretir. Yani riskleri doğru okursak, aslında yeni bir değer üretme alanı açıyoruz.

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

CEDBIK Gorsel 1

TÜRKİYE’DE SEKTÖRLER ARASI ENTEGRASYONDA AKSAMALAR YAŞANIYOR

Zirvede yeşil teknolojilerin tek başına yeterli olmadığı ve sektörler arası entegrasyonun kritik hale gelmesi ön plana çıktı. Türkiye’de bu entegrasyon sizce hangi alanlarda aksıyor?

Bence en çok üç yerde aksıyoruz. Birincisi, tasarım ile işletme arasında. Projede çok iyi niyetli kararlar alınıyor ama bina teslim edildikten sonra o sistemler doğru işletilmeyince performans düşüyor. Yani teknoloji var ama yönetim yoksa sonuç gelmiyor.

İkincisi, bina ile şehir ölçeği arasında. Biz hâlâ binayı tek başına ele almaya çok yatkınız. Halbuki ulaşım, altyapı, su yönetimi, ısı adası, yeşil alan, afet sonrası süreklilik gibi konular bina kadar kritik. Şehirle entegre olmayan bina sürdürülebilirlikte eksik kalıyor.

Üçüncüsü de malzeme ve sanayi tarafı. Tasarımcı bir şey istiyor, tedarik zinciri onu veriyle destekleyemiyor ya da düşük karbon alternatifi sunmakta zorlanıyor. Bu kopukluk kapanmadan, gömülü karbon gibi konularda hızlı ilerlemek zor. Yani teknoloji tek başına yetmiyor, bütün zincirin aynı hedefe bakması gerekiyor.

DÖNÜŞÜMÜ HIZLANDIRACAK TEŞVİKLERİ VE YÖNLENDİRMEYİ DOĞRU KURMALI

Zirvede iklim finansmanı ve sürdürülebilir yatırımlar öne çıkan başlıklar oldu. Yeşil projelerin finansmana erişimi konusunda Türkiye bugün hangi aşamada? Bu alanda kamu, özel sektör ve finans kuruluşlarına düşen roller neler?

Dünyada sürdürülebilirlik yönünde çok ciddi bir finansman akışı var. Kaynak var, iştah var. Türkiye’de ise bu kaynakların gayrimenkul ve yapı sektörüne daha güçlü ve çeşitlenmiş şekilde aktığını henüz söyleyemeyiz. Kısmi örnekler var ama ölçekli değil.

Burada rol dağılımı net. Kamu tarafı standardı, hedefi ve çerçeveyi güçlendirmeli. Dönüşümü hızlandıracak teşvikleri ve yönlendirmeyi doğru kurmalı. Özel sektör tarafı ise sürdürülebilirliği proje bazlı “ekstra” gibi değil, işin ana kurgusu gibi ele almalı. Finans kuruluşları için de en kritik şey şu: Bu dönüşümü sadece bir PR başlığı gibi görmeden, gerçekten ürün çeşitliliği ve erişim tarafında açılım yapmak. Çünkü finansman, dönüşümün hızlandırıcısı.

ÇEDBİK olarak biz de burada daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Özellikle uluslararası fonlara erişimde, bu fonların talep ettiği teknik kriterlerin doğru anlaşılması ve projelere doğru şekilde entegre edilmesi konusunda sektöre destek olmayı planlıyoruz. Böylece hem bankalar hem yatırımcılar için sürdürülebilir projelerin finansmanı daha erişilebilir ve daha güvenilir hale gelebilir.

Dr. Emre Ilicali
Dr. Emre Ilıcalı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, VARLIĞIN DEĞERİNİ KORUYAN BİR UNSUR

Türkiye’de gayrimenkul geliştiricilerinin sürdürülebilirliğe bakışı son yıllarda nasıl bir dönüşüm geçirdi? Sizce bu yaklaşım hâlâ proje bazlı mı ilerliyor, yoksa artık kurumsal ve stratejik bir zemine mi oturuyor?

Bence ciddi bir dönüşüm var. Eskiden sürdürülebilirlik daha çok “iyi örnek” üretme üzerinden gidiyordu. Şimdi büyük geliştiriciler ve kurumsal firmalar şunu daha net görüyor: Bu iş sadece imaj değil, risk ve değer konusu. Yani sürdürülebilirlik, varlığın değerini koruyan bir unsur.

Ama hâlâ iki farklı dünya var. Bir grup bunu stratejik ve kurumsal zemine oturtuyor. Portföy yaklaşımıyla bakıyor, hedef koyuyor, raporluyor, süreç kuruyor. Diğer tarafta ise konu hâlâ proje bazlı ilerliyor. “Şu projede yapalım, bunda bakarız” yaklaşımı devam ediyor.

Benim beklentim şu: Bu dönüşüm giderek kurumsallaşacak. Çünkü piyasa zorlayacak. Finans kuruluşları zorlayacak, kiracıları zorlayacak, regülasyonlar zorlayacak. O yüzden sürdürülebilirlik artık şirketlerin “ek bir departman işi” değil, ana iş stratejisinin parçası olacak.

KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KRİTERLERİYLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİ

ÇEDBİK Başkanı Emre Ilıcalı olarak inşaat sektöründeki dönüşüm ve yeşil binalarla ilgili 2026 ve sonrasındaki öngörünüzle ilgili neler söylemek istersiniz?

Ben 2026 ve sonrasını “performans dönemi” olarak görüyorum. Yani sadece niyet beyanları değil, sonuçların ölçüldüğü bir dönem. Enerji verimliliği elbette devam edecek ama karbon konusu daha merkezde olacak. Gömülü karbon, malzeme verisi, yaşam döngüsü bakışı, bunlar daha çok konuşulacak.

Kentsel dönüşüm tarafında da kritik bir eşikteyiz. Bu süreç sadece dayanıklılık üzerinden giderse, büyük bir fırsatı kaçırırız. Ama sürdürülebilirlik kriterleriyle birlikte giderse Türkiye için gerçek bir sıçrama alanı olur. Ben burada hem kamu hem özel sektör hem finans tarafında daha fazla ortak zemin oluşacağını düşünüyorum.

Ayrıca dijitalleşme ve veri de daha belirleyici olacak. Bina performansının izlenmesi, enerji yönetimi, işletme optimizasyonu, bunlar daha yaygınlaşacak. Kısacası sektör daha şeffaf, daha ölçülebilir ve daha hesap verebilir bir yere doğru gidiyor.

cedbik Gorsel 3

NİHAİ HEDEF SERTİFİKA SAYISI DEĞİL, GERÇEK DÖNÜŞÜM

Emre Ilıcalı Bey son olarak sektöre vermek istediğiniz mesaj ya da eklemek istedikleriniz bir konu var mı?

Şunu özellikle eklemek isterim: Bizim bu alandaki en büyük ihtiyacımız samimiyet ve süreklilik. Sürdürülebilirlik bir kampanya işi değil. Her projede, her kararda, her yatırımda tekrar tekrar işin içine girmesi gereken bir yaklaşım. Ayrıca bu dönüşüm sadece büyük projelerin konusu da değil. Konut ölçeğinde, kamu binalarında, mevcut bina stokunda, yani hayatın tam ortasında karşılığı olmalı.

ÇEDBİK olarak biz de tam burada duruyoruz. Sektörün ortak dilini güçlendirmek, iyi örnekleri çoğaltmak, standartların doğru anlaşılmasını sağlamak ve dönüşümü ölçeklendirecek iş birliklerini kurmak. Çünkü nihai hedefimiz sertifika sayısı değil, gerçek dönüşüm.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu