Olcay Avcı: Daikin olarak, 2030 yılına kadar dünya genelindeki tüm üretim tesislerimizde net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz
İnşaat Dünyası Dergisi Temmuz-Ağustos 2026 sayısında “İnşaat Sektöründe Karbonsuz Dönüşüm” özel sayısında Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay Avcı’yı ağırladı. Olcay Avcı, “Daikin olarak 2030 yılına kadar emisyonlarımızı yüzde 50'nin üzerinde azaltmayı amaçlıyor ve tüm üretim tesislerimizi net sıfır üretim seviyesine taşımayı hedefliyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik bir proje değil, şirketimizin tüm faaliyetlerine yön veren uzun vadeli bir dönüşüm stratejisidir” dedi.
Daikin olarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda belirlediğiniz kısa ve uzun vadeli karbonsuzlaşma yol haritanız nedir?
Karbonsuzlaşma artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; şirketlerin rekabet gücünü, yatırım kararlarını ve büyüme stratejilerini belirleyen en önemli başlıklardan biri haline geldi. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi de bu dönüşümü hızlandırıyor.
Daikin olarak biz bu süreci uzun yıllardır stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu doğrultuda 2018 yılında açıkladığımız Daikin Çevre Vizyonu 2050 ile yalnızca kendi operasyonlarımızın değil, ürünlerimizin yaşam döngüsü boyunca oluşan çevresel etkinin de azaltılmasını hedefleyen kapsamlı bir yol haritası oluşturduk.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

DAIKIN ÇEVRE VİZYONU 2050 YOL HARİTASI
Yol haritamızı dört temel başlık üzerine kurgulayabiliriz. İlk olarak üretim süreçlerimizi karbonsuzlaştırmak. İkinci olarak enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirerek müşterilerimizin karbon ayak izini azaltmayı hedeflemektir. Üçüncü olarak düşük küresel ısınma potansiyeline sahip çevreci teknolojilere yatırım yapıyoruz ve son olarak ise döngüsel ekonomi yaklaşımıyla kaynak kullanımını ve atıkları en aza indirecek uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
2050 yılında net sıfır emisyon hedefimize ulaşırken, 2030 yılına kadar emisyonlarımızı yüzde 50’nin üzerinde azaltmayı amaçlıyor ve tüm üretim tesislerimizi net sıfır üretim seviyesine taşımayı hedefliyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik bir proje değil, şirketimizin tüm faaliyetlerine yön veren uzun vadeli bir dönüşüm stratejisidir.

Üretim tesislerinizde ve tedarik zincirinizde karbon ayak izinizi azaltmak adına şu ana kadar nasıl bir ilerleme kaydettiniz? Yakın dönemde bu alanda planladığınız yeni bir yeşil yatırım var mı?
Üretim tesislerimizde ve tedarik zincirimizde karbon ayak izimizi sıfırlamak, az önce de bahsettiğim Çevre Vizyonu 2050 stratejimizin kalbini oluşturuyor. Bu alanda hem globalde hem de Türkiye özelinde çok somut ve ölçülebilir ilerlemeler kaydettik. 2025 yılının Haziran ayı itibarıyla Japonya’daki Sakai Tesisi’nin Rinkai Fabrikası, Çin’deki Daikin Air Conditioning Shanghai ve yine Japonya’daki Daikin Rexxam Electronics tesislerimiz net sıfır sera gazı emisyonuna ulaştı. Bu yaklaşımı dünya genelindeki tüm üretim tesislerimizde de hayata geçiriyor, Daikin olarak 2030 yılına kadar tüm üretim tesislerimizde net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı hedefliyoruz.
TÜRKİYE’DEKİ ÜRETİM TESİSİNDE YENİLENEBİLİR ENERJİDE DEV ADIM
Türkiye’deki operasyonlarımızın merkezinde yer alan Sakarya Hendek Üretim Tesisimizde ise yenilenebilir enerji alanında dev adımlar attık. Tamamladığımız 2025 mali yılında fabrikamızın toplam elektrik tüketiminin yüzde 74’lük gibi çok büyük bir kısmını doğrudan bu güneş enerjisi santralimizden karşıladık.
Geriye kalan tüketimimizi de her yıl yenilediğimiz Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası, yani I-REC ile belgelendirerek tüm elektrik enerjimizi yenilenebilir kaynaklardan sağlamış olduk. İçinde bulunduğumuz 2026 mali yılında da bu I-REC alımına devam ederek Kapsam iki emisyonlarımızda yüzde yüz karbon nötr olma başarımızı sürdüreceğiz.
Elbette işin sadece enerji üretim değil, tüketim ve geri kazanım boyutu da var. Fabrikamızda yürüttüğümüz Kaizen çalışmaları ve enerji projeleri sonucunda sadece geçtiğimiz yıl elektrikte 72 bin kilovatsaatin üzerinde, enerjide ise 138 bin kilovatsaatin üzerinde tasarruf sağladık.

ATIK YÖNETİMENDE TAVİZSİZ DÖNGÜSEL EKONOMİ PRENSİBİ
Atık yönetimi konusunda döngüsel ekonomi prensiplerini tavizsiz uyguluyoruz. Bugüne kadar 2 bin 378 ton metali ve 2 bin 311 ton ambalaj atığını geri dönüşüme kazandırdık. Ayrıca 100 ton kâğıt ve 68 ton tehlikeli atığı da enerji geri kazanımında kullandık. Genel merkezimiz ve akademi binalarımızda da sıfır atık belgemizle kâğıt, plastik ve cam gibi atıkları kaynağında ayrıştırarak doğaya kazandırıyor, binlerce kilogramlık sera gazı emisyonunun önüne geçiyoruz.
Tedarik zincirinde de sürdürülebilirlik kriterlerini giderek daha fazla ön plana çıkarıyor, iş ortaklarımızla birlikte çevresel etkimizi azaltacak uygulamaları yaygınlaştırmaya devam ediyoruz.

KARBONSUZ DÖNÜŞÜMDE TÜKETİCİ BİLİNCİNİN ÖNEMİ
Karbonsuz dönüşüm sürecinde, iklimlendirme sektörünün önündeki en büyük bürokratik veya finansal engeller sizce nelerdir? Kamu otoritesinden ne tür teşvik veya düzenlemeler bekliyorsunuz?
Karbonsuz dönüşüm sürecinde aslında en sevindirici gelişme, tüketici bilincindeki o kalıcı ve köklü değişim diyebilirim. İklim değişikliğinin etkilerini artık çok daha net hissettiğimiz bu dönemde, tüketiciler ürün seçerken sadece anlık bir serinleme veya ısınma ihtiyacıyla hareket etmiyorlar.
Satın alacakları cihazın yüksek enerji verimliliği sağlamasını, elektrik tüketimini ve çevreye olan etkisini çok daha derinlemesine sorguluyorlar. Sürdürülebilirlik artık bir vitrin unsuru veya tercih değil, tüketicilerin satın alma kararını doğrudan belirleyen temel bir zorunluluk haline geldi.
Bu yüksek bilinç değişimiyle birlikte, iklimlendirme sektörü olarak bizim önümüzdeki en büyük sorumluluk, teknolojik sınırları zorlayarak en yenilikçi ve çevreci çözümleri hızla hayata geçirebilmek. Biz Daikin olarak bu noktada Ar-Ge çalışmalarına çok büyük bir yatırım yapıyor ve stratejik bir önem veriyoruz.

TÜRKİYE’DE AR-GE ÇALIŞAN SAYIMIZI TAM 7 KAT ARTIRDIK
Türkiye’de doğrudan yatırımcı olarak faaliyete başladığımız 2011 yılından bu yana Ar-Ge çalışan sayımızı tam 7 kat artırmamız da bu konudaki vizyonumuzun en net göstergesidir. Ürünlerimizi sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde, sürekli olarak daha çevreci, daha verimli ve doğaya daha saygılı olacak biçimde geliştiriyoruz.
Bu çevreci gelişim sürecimizin en somut ve sektörde devrim yaratan adımlarından biri de soğutucu akışkanlar teknolojisinde yaşandı. Düşük küresel ısınma potansiyeline, yani çok daha düşük karbon emisyon değerlerine sahip soğutucu akışkanların kullanılması gezegenimizin geleceği için hayati bir önem taşıyor.
Biz de bu vizyonla, düşük küresel ısınma potansiyeline sahip R-32 soğutucu akışkan içeren ilk split klimaları Türkiye’de Avrupa ile tamamen eş zamanlı olarak pazara sunan şirket olduk. Üstelik bu teknolojiyi sadece kendi tekelimizde tutmadık; sektörün de bu çevreci dönüşüme hızla ayak uydurabilmesi ve gezegenimiz için ortak bir adım atılabilmesi adına, klimalarda R-32 kullanımıyla ilgili tam 93 patentimizi sektördeki tüm oyuncularla ücretsiz olarak paylaştık.
İKLİMLENDİRME SEKTÖRÜNDE İŞ YAPIŞ BİÇİMİNDE ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANACAK
Önümüzdeki 5-10 yıl içinde geleneksel iklimlendirme sektörü pazarının tamamen dönüşeceğini düşünüyor musunuz? Geleceğin şantiyelerinde Daikin’i nasıl bir konumda göreceğiz?
Önümüzdeki 5-10 yılda iklimlendirme sektörünün yalnızca ürün bazında değil, iş yapış biçimi açısından da önemli bir dönüşüm yaşayacağını düşünüyorum. Artık yalnızca ısıtan veya soğutan cihazlardan değil; yapay zekâ destekli, birbirleriyle haberleşebilen, enerji tüketimini optimize eden ve bina yönetim sistemleriyle entegre çalışan akıllı çözümlerden söz ediyoruz.
Bu dönüşümde enerji verimliliği, dijitalleşme ve iç hava kalitesi en belirleyici başlıklar olacak. Özellikle ısı pompası teknolojileri, düşük küresel ısınma potansiyeline sahip soğutucu akışkanlar ve veri odaklı enerji yönetimi sektörün geleceğini şekillendirecek.

Daikin olarak biz de kendimizi yalnızca ürün üreten bir şirket olarak değil, müşterilerine uçtan uca iklimlendirme çözümleri sunan bir teknoloji ve mühendislik şirketi olarak konumlandırıyoruz. Enerji Verimliliği Danışmanlığı yetkimiz, Solution Sales yaklaşımımız ve dijital çözümlerimiz sayesinde projelerin en başından itibaren müşterilerimize enerji verimliliği, karbon azaltımı ve yaşam döngüsü maliyetleri konusunda rehberlik ediyoruz.
Geleceğin şantiyelerinde Daikin’i; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yüksek mühendislik gücüyle sektörün dönüşümüne yön veren çözüm ortaklarından biri olarak görmeye devam edeceğiz.






