Pimapen’in jenerik marka gücünü yeni nesillerle buluşturmayı hedefliyoruz
İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2026 sayısında “Marka” bölümünde Winsa-Pimapen Genel Müdür Yardımcısı Batuhan Boyacı’ı ağırladı. Pimapen’nin Türkiye’de çok az markanın ulaşabildiği bir konuma sahip olduğuna dikkat çeken Winsa-Pimapen Genel Müdür Yardımcısı Batuhan Boyacı, “Pimapen’in jenerik marka gücünü yeni nesillerle buluşturmak, ürün ve hizmet kalitesini sürekli geliştirmek ve değişen yaşam alanlarına uygun sistemler sunmak istiyoruz. Ege Profil’in üretim ve Ar-Ge gücünden aldığımız ortak sinerjiyi daha etkin kullanacağımız bir dönem hedefliyoruz” dedi.
PVC pencere ve kapı sistemleri sektörü sorularımıza geçmeden önce Batuhan Boyacı’nın Winsa ve sonrasında Pimapen genel müdür yardımcılığına uzanan kariyer yolculuğundan kısaca bahseder misiniz?
Yapı malzemeleri sektöründeki profesyonel yolculuğum 1999 yılında başladı. Farklı ürün gruplarında edindiğim deneyimlerin ardından 2006 yılında Winsa’da İzmir Bölge Satış Uzmanı olarak göreve başladım. Sonrasında Bölge Şefliği ve Bölge Müdürlüğü görevlerini üstlendim. Uzun yıllar sahada çalışmak müşteriyi, bayiyi, bölgesel dinamikleri ve sektörün ihtiyaçlarını yakından tanımamı sağladı. 2021 yılında Marka Satış Direktörü, Nisan 2023’te ise Winsa Genel Müdür Yardımcısı oldum. Temmuz 2026 itibarıyla Winsa’daki görevime ek olarak Pimapen Genel Müdür Yardımcılığı sorumluluğunu da üstlendim.
Yaklaşık 20 yıldır Ege Profil çatısı altında çalışıyorum. Bu süreçte işin farklı kademelerinde bulunmuş olmak bugün aldığımız kararlara da önemli bir perspektif kazandırıyor. Çünkü stratejinin sahadaki karşılığını, bayinin ve müşterinin beklentisini biliyorum. Şimdi bu birikimi Ege Profil’in iki güçlü markası Winsa ve Pimapen’in gelecek yolculuğuna taşımak benim için büyük bir gurur ve önemli bir sorumluluk.
Eylül - Ekim Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
PİMAPEN’İN EN BÜYÜK GÜCÜ YILLAR İÇERİSİNDE OLUŞTURDUĞU GÜVEN
Türkiye’de PVC pencere sistemlerinin öncüsü olan ve halk arasında tüm plastik pencerelerin yerini alarak jenerik bir marka unvanı kazanan, 45 yıllık Pimapen’in genel müdür yardımcılığı görevini üstlenmek nasıl bir duygu? Pimapen markasını daha ileri taşımak için nasıl bir planlama yaptınız?
Pimapen, Türkiye’de çok az markanın ulaşabildiği bir konuma sahip. 45 yıldır milyonlarca yaşam alanının parçası olmuş ve zaman içerisinde kategoriye adını vermiş jenerik bir markadan söz ediyoruz. Dolayısıyla bu görevi üstlenmek benim için büyük bir gurur ve aynı ölçüde önemli bir sorumluluk. Pimapen’in en büyük gücü yıllar içerisinde oluşturduğu güven. Bizim önceliğimiz bu güveni korurken markanın değişime uyum sağlama kabiliyetini daha da ileri taşımak.

Yeni dönem planlamamızın merkezinde Ar-Ge ve inovasyon, enerji verimliliği, ses yalıtımı, kullanıcı deneyimi, dijitalleşme ve güçlü bayi yapımız bulunuyor. Pimapen’in jenerik marka gücünü yeni nesillerle buluşturmak, ürün ve hizmet kalitesini sürekli geliştirmek ve değişen yaşam alanlarına uygun sistemler sunmak istiyoruz. Ege Profil’in üretim ve Ar-Ge gücünden aldığımız ortak sinerjiyi daha etkin kullanacağımız bir dönem hedefliyoruz.
YÜKSEK YALITIM DEĞERİNE SAHİP SİSTEMLERE TALEP ARTIYOR
İnşaat malzemeleri sektöründeki maliyet baskısına rağmen kentsel dönüşüm ve karma konut projeleri hız kesmiyor. PVC pencere ve kapı sistemleri sektörüyle ilgili genel bir değerlendirme yapar mısınız? Sektörle ilgili 2027 ön görünüzü de alabilir miyiz?
Sektörde maliyet ve finansman koşullarının yarattığı baskı devam ediyor. Bununla birlikte Türkiye’nin önünde ertelenemeyecek bir yapılaşma gündemi bulunuyor. Bugün Türkiye’de hala yıllık yaklaşık 700-800 bin yeni konut ihtiyacı bulunuyor. Buna ek olarak kentsel dönüşüm ihtiyacı, deprem gerçeği, nüfus artışı ve mevcut konut stokunun yenilenmesi gerekliliği; sektörümüzün orta ve uzun vadede güçlü kalacağını çok açık şekilde gösteriyor.

Diğer taraftan pazarda önemli bir nitelik dönüşümü yaşanıyor. Pencere artık yapının son aşamasında seçilen tamamlayıcı bir ürün olarak görülmüyor. Enerji performansı, ses yalıtımı, güvenlik, uzun ömür, estetik ve kullanıcı konforu açısından binanın toplam performansını etkileyen önemli bir sistem bileşeni haline geldi.
Özellikle enerji maliyetlerinin yükselmesiyle yüksek yalıtım değerlerine sahip sistemlere yönelik talebin arttığını görüyoruz. Proje tarafında da büyük açıklıklar, yüksek performanslı sürme sistemleri ve mimariyle bütünleşen çözümler daha fazla öne çıkıyor.
2027’ye giderken bu dönüşümün daha da hızlanacağını öngörüyorum. İMSAD’ın güncel göstergeleri de üretim ve faaliyet tarafındaki hareketliliğe karşılık güven ve beklentilerde temkinli görünümün sürdüğüne işaret ediyor. Dolayısıyla finansman koşullarındaki gelişmeler sektörün büyüme hızını belirlemeye devam edecek. Binalarda enerji verimliliğine yönelik standartların yükselmesi de PVC pencere ve kapı sistemleri açısından önemli bir gelişim alanı yaratıyor.
PİMAPEN’DE YENİ BİR SİSTEM ÜZERİNE ÇALIŞIYORUZ
Pimapen’in bu yıl piyasaya sürdüğü ya da planladığı yeni ürün/sistemler var mı? Bilgi verir misiniz?
Pencereyi profil, cam ve donanımın birlikte çalıştığı entegre bir sistem olarak ele alıyoruz. Ürün geliştirme gündemimizin merkezinde enerji verimliliği, yüksek yalıtım performansı, estetik ve değişen mimari beklentiler bulunuyor.
Pimapen tarafında yeni bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Henüz geliştirme aşamasında olduğundan detaylarını paylaşmak için erken ancak çalışmalarımızı en kısa sürede tamamlayarak pazara sunmayı planlıyoruz. Buradaki amacımız yeni bir ürün sunmanın ötesinde, değişen kullanıcı ve proje ihtiyaçlarına somut karşılık veren, ölçülebilir performansa sahip çözümler geliştirmek.
DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ İKİ BOYUTTA ELE ALIYORUZ
Türkiye’de PVC pencere ve kapı sistemleri sektörünün geleceğini dijital dönüşüm çerçevesinde değerlendirir misiniz? Pimapen’in Türkiye genelindeki geniş showroom/bayi ağı, sektörde size hangi avantajları sağlıyor?
Dijital dönüşümü iki boyutta ele alıyoruz; üretim süreçleri ve müşteri-bayi deneyimi. Üretimde otomasyon, veri izleme ve enerji tüketimi analitiği gibi uygulamalarla hat verimliliğini artırırken fire ve hata oranlarını azaltmayı hedefliyoruz. Diğer tarafta dijital tasarım ve konfigürasyon araçlarıyla mimarların ve proje ofislerinin sistemlerimizi projelerine daha kolay entegre edebilmesini sağlıyoruz. Bayi tarafında tekliflendirme, sipariş takibi ve satış sonrası süreçlerin daha şeffaf ve hızlı yönetilmesi de dijitalleşmenin önemli bir parçası.
Ancak sektörümüzde teknoloji kadar güçlü saha yapılanması da kritik. Pimapen’in Türkiye genelindeki bayi ağı bize çok önemli bir avantaj sağlıyor. 45 yıllık bir markadan söz ediyoruz. Nesilden nesile geçmiş bir bayilik ağı desek doğru olur. Bayilerimizi markalarımızın satış noktaları olmanın ötesinde, kurduğumuz sistemin sahadaki en önemli parçalarından biri olarak görüyoruz.
BAYİ AYNI ZAMANDA BİLGİ VE ORGANİZASYON GÜCÜ DE SAĞLIYOR
Bayilerimiz kullanıcıyla doğrudan temas ediyor, ürünün doğru uygulanmasını sağlıyor ve sahadaki değişimi bize taşıyor. Dolayısıyla yaygın bayi ağımız bizim için yalnızca ticari bir erişim gücü değil, aynı zamanda çok önemli bir bilgi ve organizasyon gücü sağlıyor.
Örneğin her bölgede etkin olabilmek amacıyla, var olan proje uzmanı sayımızı arttırarak satış departmanından farklı olarak “proje departmanı” oluşturduk. Proje departmanında çalışan arkadaşlarımıza gerekli eğitimleri verdik, sektör paydaşlarımızdan farklı olduğumuz özellikleri onlarla paylaştık. Ürünlerimizin verimliliğinin, faydalarının, uzun ömürlü olmasının ve farklılıklarının mimar, müteahhit ve cephe danışmanlarına aktarılmasını sağladık; bunların sonucunda da gayet olumlu çıktılar alıyoruz.
TURQUALITY PROGRAMINA GİREN İLK PVC PENCERE ÜRETİCİSİYİZ
Kısa ve orta vadede Pimapen’in büyüme hedefi nedir? Sizce sektörü önümüzdeki 5 yıl içerisinde bekleyen en büyük kırılma noktası ne olabilir?
Pimapen, 45 yıllık geçmişiyle Türkiye’de çok güçlü bir güven ve erişim alanına sahip. Öyle ki Pimapen, “PVC pencere” denildiğinde akla gelen jenerik marka. Türkiye’nin ilk PVC penceresiyle başlayan yolculuğumuzda; sektörde ilk TSE ve ISO 9001 belgelerini alan, kurşunsuz profil geliştiren ve Turquality programına giren ilk PVC pencere üreticisi biz olduk.
Bu denli köklü bir markanın mirasını geleceğe taşımak, kısa veya orta vadeli hedeflerden çok daha uzun soluklu bir bakış açısını gerektiriyor. Bizim için büyüme; yalnızca daha fazla ürün satmak ya da pazar payını artırmak anlamına gelmiyor. Pazardaki her fırsatın peşinden gitmek yerine, markalarımızın konumuna uygun alanlarda kalıcı değer yaratmayı önemsiyoruz. Çünkü uzun vadede güçlü markaları belirleyen yalnızca ne kadar sattıkları değil, kullanıcıların ve proje yüklenicilerinin neden bu markaları tercih etmeye devam ettiğidir.
Pimapen’in 45 yılda oluşturduğu güveni koruyabilmek; değişen kullanıcı beklentilerine, yeni teknolojilere ve yapı sektörünün dönüşümüne aynı hızla cevap verebilmek anlamına geliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yüksek performanslı ve enerji verimli sistemlerin portföyümüzdeki ağırlığını artırmayı, ürün ve uygulama kalitesini sürekli geliştirmeyi ve güçlü bayi ağımızla kullanıcıya sunduğumuz deneyimi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde kentsel dönüşüm ve nitelikli konut projelerinde etkinliğimizi artırmak, yüksek performanslı ve enerji verimli sistemlerde payımızı büyütmek, bayi yapılanmamızı geliştirmek ve mimar, müteahhit, proje geliştiricilerle ilişkilerimizi daha da güçlendirmek önceliklerimiz arasında.
Gelecek beş yılın en önemli kırılma noktasının ise “pencerenin yapıdaki rolünün yeniden tanımlanması” olacağını düşünüyorum. Rekabetin yalnızca fiyat veya ürün üzerinden şekillenmeyeceğini; enerji performansı, sürdürülebilirlik, tasarım, doğru uygulama, dijital hizmetler ve satış sonrası deneyimin birlikte değerlendirileceği bir dönüşümden geçiyoruz.
Profil genişliği ve odacık yapısındaki ilerlemeler, gelişmiş cam teknolojileri ve farklı noktadan kilitleme sağlayan aksesuar sistemleri gibi unsurlar birlikte ele alındığında hem yalıtım hem de kullanım konforu açısından önemli bir gelişim yaşanacak. Bununla birlikte kaplamalı renk seçeneklerinin artmasıyla birlikte estetik beklentilerin de daha fazla öne çıktığı bir döneme giriyoruz.








