Gündem

DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut’tan 2026 iklimlendirme sektörü öngörüsü

İnşaat Dünyası Dergisi’nin Ocak-Şubat 2026 geleneksel Sektör Analizi özel dosyasına konuk olan DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut, iklimlendirme sektörü 2025 değerlendirmesi ve 2026 öngörüsünde bulundu. Erkut, “DOSİDER olarak beklentimiz; 2026 yılında ihracatın daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir artış göstermesi, özellikle katma değeri yüksek, çevreci ve yenilikçi ürünlerin ihracat içindeki payının yükselmesidir” dedi.

2025’i ısıtma ve iklimlendirme sektörü açısından değerlendirdiğimizde, zorlu ekonomik koşullara rağmen sektörün ayakta kalma gücünü ve değişen şartlara uyum sağlama kabiliyetini net biçimde ortaya koyan bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Yurtiçi pazarda; yüksek enflasyon, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve ertelenen yatırımlar nedeniyle talep daha kontrollü bir seyir izledi. Buna rağmen, özellikle bireysel ısıtma cihazları tarafında 2024 yılına paralel bir satış grafiği oluştuğunu görmekteyiz. 2025 yaz aylarında hava sıcaklıklarının etkisiyle bireysel klima sistemlerine talepte artış yaşanmıştır. İklimsel değişimler, soğutma ihtiyacını lüks olmaktan çıkarıp temel bir gereksinim haline getirmiştir.

Doğal gaz altyapısının yaygın olmadığı kırsal bölgeler ve müstakil konutlarda ısı pompası sistemlerine yönelik ilgi de artıyor. Enerji verimliliği yüksek, çevreci ve alternatif bir çözüm sunan ısı pompaları hem ısıtma hem de soğutma ihtiyacına cevap verebilmektedir.

ID Temmuz Agustos 2026 kapak 1

Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Merkezi sistemler tarafında ise TOKİ projeleri, kentsel dönüşüm uygulamaları ve toplu konut yatırımlarının etkisiyle belirgin bir artış yaşanmıştır.

Yurtdışı pazarlara baktığımızda ise 2024 yılına kıyasla daha olumlu bir ivmelenmeden söz etmek mümkündür. Özellikle Avrupa ve yakın coğrafyalarda artan enerji verimliliği yatırımları, Türk üreticileri için yeni fırsat alanları oluşturmuştur. Bu gelişmeler ihracat tarafında sektöre moral veren bir tablo ortaya koymuştur

Türkiye, ısıtma ve iklimlendirme sektöründe sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, esnek ve hızlı üretim kabiliyeti, yetişmiş teknik insan kaynağı ve stratejik

Ekrem Erkut
Ekrem Erkut

coğrafi konumu sayesinde bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir tedarik merkezi olma özelliğini sürdürmektedir. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya kısa sürede erişim imkânı, Türk üreticilerine ciddi bir lojistik avantaj sağlamaktadır.

Bununla birlikte sektörümüz, müşteri taleplerine hızlı uyum sağlayabilen esnek üretim yapısı ve yüksek kalite standartları sayesinde özellikle proje bazlı ve özel çözümler gerektiren pazarlarda güçlü bir rekabet avantajına sahiptir. Üyelerimizin son yıllarda gerçekleştirdiği teknoloji, AR-GE ve kapasite yatırımları, Türkiye’nin iklimlendirme alanındaki ihracat gücünü daha da pekiştirmiştir.

 

2026 yılına yönelik ihracat beklentilerimiz, küresel ekonomik belirsizliklere rağmen temkinli bir iyimserlik içermektedir. Özellikle Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda enerji verimliliği, karbon salımının azaltılması ve sürdürülebilirlik odaklı regülasyonların sıkılaşması, yüksek verimli ve çevreci ürünlere olan talebi artırmaktadır. Bu durum, Türk üreticileri için önemli fırsatlar oluşturmaktadır.

Ancak burada altı çizilmesi gereken önemli bir husus da bulunmaktadır. Türkiye’de uygulanan döviz politikaları ve maliyet yapısındaki artışlar, ihracatçı firmalarımızın fiyat rekabetini zaman zaman zorlaştırmaktadır.

Kur seviyelerinin üretim maliyetlerindeki artışla paralel ilerlememesi, özellikle fiyat hassasiyeti yüksek pazarlarda rekabet gücünü olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum, kalite ve hizmet avantajımıza rağmen bazı pazarlarda fiyat odaklı rekabette dezavantaj yaratmaktadır.

Dernek olarak beklentimiz; 2026 yılında ihracatın daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir artış göstermesi, özellikle katma değeri yüksek, çevreci ve yenilikçi ürünlerin ihracat içindeki payının yükselmesidir. Bu süreçte sürdürülebilir üretim, mevzuata uyum, dijitalleşme ve markalaşma yatırımları sektörümüz açısından kritik önem taşımaya devam edecektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu