Neşecan Çekici: GYODER özel sektör- kamu iş birliğinin güçlendirilmesi için çaba harcıyor
İnşaat Dünyası Dergisi yılın ilk sayısı Ocak-Şubat 2026’da “Marka” bölümünde GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici’yi ağırladı. GYODER’in Türkiye’de gayrimenkul sektörünün kurumsallaşması, şeffaflaşması ve uzun vadeli bir vizyonla ele alınması ihtiyacından doğduğunu belirten Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, “Odağımızda; sürdürülebilir konut politikaları, nitelikli kentsel dönüşüm, erişilebilir konut üretimi, finansmana erişim ve özel sektör–kamu iş birliğinin güçlendirilmesi yer alıyor” dedi.
GYODER ile ilgili sorularımıza geçmeden önce Neşecan Çekici’nin gayrimenkul sektöründeki kariyer yolculuğu ve GYODER Yönetim Kurulu Başkanlığı’na uzanan hikayesinden kısaca bahseder misiniz?
Yüksek lisans ve MBA eğitimimin ardından, Eczacıbaşı Grup şirketleri arasında en büyük yapılardan biri olan İlaç Grubu’nda profesyonel kariyerime devam ettim. Gayrimenkul sektörüne duyduğum ilgi ve bu alanda değer üretme isteğim doğrultusunda kariyerimde stratejik bir değişiklik yaparak gruptan ayrıldım ve bugün aynı isimle faaliyet gösteren kendi şirketimi kurdum.
İş hayatımın yanı sıra, 28 yaşımdan bu yana sektörel sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler üstleniyorum. Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) bünyesinde ise 2011 yılından itibaren kesintisiz olarak yönetim kurullarının farklı kademelerinde görev aldım. İki yıl önce, gayrimenkul sektörünün çatı kuruluşu niteliğindeki bu önemli sivil inisiyatifin Başkanlığı görevine layık görüldüm.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Dünyanın küresel sorunlar ve ekonomik belirsizliklerle karşı karşıya olduğu bu kritik dönemde, sahip olduğum bilgi ve deneyimi toplumsal faydaya dönüştürmek benim için büyük bir gurur kaynağı. Hayatım boyunca başarıyla anılmak ve ülkeme değer katmak, en temel motivasyonlarım arasında yer aldı.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, yapı sektöründeki STK’lar arasında ilk kadın başkan olarak bu görevi üstlenmiş olmak, benim için anlamlı bir tesadüf olmanın ötesinde; büyük bir heyecan ve aynı zamanda derin bir sorumluluk ifade ediyor.

GYODER’İN 4T PRENSİBİ: TEKNOLOJİ, TASARIM, TABİAT VE TOPLUM
Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) hangi ihtiyaçtan doğdu? Bir sivil toplum kuruluşu olarak sürdürülebilir bir gayrimenkul sektörü için hangi alanlara odaklanıyorsunuz?
GYODER, Türkiye’de gayrimenkul sektörünün kurumsallaşması, şeffaflaşması ve uzun vadeli bir vizyonla ele alınması ihtiyacından doğdu. Bugün odağımızda; sürdürülebilir konut politikaları, nitelikli kentsel dönüşüm, erişilebilir konut üretimi, finansmana erişim ve özel sektör–kamu iş birliğinin güçlendirilmesi yer alıyor.
Amacımız, yalnızca bugünün sorunlarına değil, Türkiye’nin gelecek 20–30 yılını şekillendirecek yapısal meselelere çözüm üreten bir düşünce platformu olmak. Teknoloji, Tasarım, Tabiat ve Toplum olarak adlandırdığımız 4T prensipleri ve Birleşmiş Milletler sürdürülebilirlik kalkınma hedefleri ile uyumlu çağdaş ve akıllı kentsel kalkınma hedeflerini benimsemek, bu unsurların oluşmasına katkıda bulunmak ulvi amaçlarımız arasında yer alıyor.
KONUT SATIŞLARI 2025’TE TARİHİ ZİRVEYİ GÖRDÜ
GYODER olarak inşaat sektörü ve özelinde gayrimenkul sektörünün 2025’teki performansını değerlendirir misiniz? 2026’da gayrimenkul sektörünü nasıl bir tablo bekliyor?
Türkiye genelinde 2025 yılında konut satışlarının yüzde 14,3 artışla 1 milyon 688 bin 910 adede ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırması; aralık ayında ise 254 bin 777 adetle aylık bazda tarihi zirvenin görülmesi, konutun Türkiye’de yalnızca bir barınma aracı değil, aynı zamanda güçlü bir tasarruf ve değer koruma enstrümanı olarak konumlandığını net biçimde gösteriyor.

Faizlerin yüksek seyrettiği, küresel ve yerel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde bu seviyelere ulaşılmasının arkasında; ertelenmiş talebin devreye girmesi (konut başta olmak üzere tüm gayrimenkul segmentlerinde), kira fiyatlarındaki hızlı artışın satın almayı yeniden cazip hale getirmesi, enflasyona karşı konutun güvenli liman olarak görülmesi ve hane halkının uzun vadeli düşünme refleksi yer alıyor. Ayrıca demografik yapı, şehirleşme hızı ve konut arzındaki sınırlı artış da talebi diri tutan temel faktörler arasında bulunuyor.
Bugün itibarıyla konut almak isteyenler açısından hâlâ seçici ama rasyonel bir fırsat döneminden söz edebiliriz. Özellikle doğru lokasyon, sağlam proje, ulaşım ve sosyal donatı avantajı olan, uzun vadede değer üretecek konutlar öne çıkıyor. Alıcılara; kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade kullanım ve sürdürülebilir değer perspektifiyle hareket etmelerini, finansman imkanlarını iyi planlamalarını ve güvenilir geliştiricileri tercih etmelerini öneriyoruz.
2026’DA SEKTÖR DAHA DENGELİ BÜYÜME SÜRECİNE GİREBİLİR
2026 yılına baktığımızda ise sektörün daha dengeli bir büyüme sürecine girmesini, faizlerde kademeli normalleşme beklentisiyle birlikte nitelikli talebin devam etmesini ve kentsel dönüşüm odaklı projelerin daha fazla ön plana çıkmasını öngörüyoruz. Konut, 2026’da da hem sosyal hem ekonomik açıdan Türkiye’nin en stratejik alanlarından biri olmayı sürdürecek.
2026’ya baktığımızda ise; faizlerde kademeli normalleşme beklentisi, ekonomik istikrarın güçlenmesi ve özellikle fizibilite odaklı projelerle daha dengeli, seçici ve sağlıklı bir büyüme sürecine girileceğini öngörüyoruz.
İnşaat malzemeleri fiyatlarında yaşanan artış ve dalgalanma konut üretim maliyetlerini ciddi biçimde etkiliyor. Bu maliyet baskısı nasıl bir dönüşüme yol açtı?
Öncelikle maliyet baskısı 2025’te, bir önceki yıla kıyasla daha düşük kaldı, enflasyonun da altına indi. Bu arzı harekete geçirdi elbette. Fakat son dönemlerde oluşan maliyet baskısı, sektörün proje geliştirme anlayışını köklü biçimde dönüştürdü. Artık daha verimli tasarımlar, yerel ve alternatif malzeme kullanımı, ölçek ekonomisi ve finansman planlaması ön plana çıkıyor. Bu süreçte gayrimenkul sektörünün; kısa vadeli refleksler yerine, maliyet–kalite–erişilebilirlik dengesini birlikte gözeten uzun vadeli stratejiler geliştirmesi gerektiğine inanıyoruz.
KENTSEL DÖNÜŞÜM TÜRKİYE İÇİN GÜVENLİK VE YAŞAM KALİTESİ MESELESİDİR
Deprem ülkesi Türkiye’de kentsel dönüşüm projelerinin sektöre kazandırdığı ivme hakkında neler söylemek istersiniz? GYODER’in rolü nedir?
Kentsel dönüşüm, Türkiye için yalnızca bir gayrimenkul meselesi değil, aynı zamanda bir güvenlik ve yaşam kalitesi meselesidir. GYODER olarak, finansman modelleri, mevzuat önerileri ve iyi uygulama örnekleriyle kentsel dönüşümün hızlanması ve nitelikli hale gelmesi için aktif katkı sunuyoruz.
“TÜRKİYE KONUT POLİTİKASI PLATFORMU” OLUŞTURULMALI
TOKİ’nin 500 bin sosyal konut projesi ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Bu proje sektörü nasıl etkiler?
“Yüzyılın Konut Projesi”, sektörümüz açısından son derece kıymetli bir adımdır. Devletimizin, “sadece konut değil, yaşam biçimi üretmek” yaklaşımıyla verdiği mesajı, gayrimenkul sektörü olarak çok önemli buluyoruz. Bu vizyonun, konut üretimini niceliğin ötesine taşıyan, nitelik ve yaşam kalitesini önceleyen bir bakış açısını temsil ettiğine inanıyoruz.
Özel sektör olarak, bu sürecin tamamlayıcısı olma sorumluluğuyla; üzerimize düşen tüm görevleri yerine getirmeye hazırız. Ancak eş zamanlı olarak; kentsel dönüşüm ihtiyacı, arz–talep dengesi, erişilebilirlik ve finansman sorunları birlikte değerlendirildiğinde, konut alanında en az on yıllık bütüncül bir politika oluşturulmasının gerekliliği açıkça görülmektedir.
Bu kapsamda; arsadan finansmana, tasarımdan sürdürülebilirliğe kadar tüm başlıkları kapsayan net ve öngörülebilir planlamalarla, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte yer alacağı bir “Türkiye Konut Politikası Platformu”nun oluşturulmasını son derece değerli buluyoruz. Böyle bir yapının, uzun vadeli stratejilerin ortak akılla geliştirilmesine ve uygulamaya alınmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
YATIRIM ORTAMININ GÜÇLENMESİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME İÇİN GYF VE GYO’LAR ÖNEMLİ
Gayrimenkul yatırımlarında GYF ve GYO gibi finansman yöntemlerinin sektöre katkısı hakkında neler söylemek istersiniz?
Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO), sektörde kurumsal yatırım anlayışının güçlenmesine ve gayrimenkul piyasasının sağlıklı gelişimine önemli katkılar sunmaktadır. Bu yapılar, bireysel yatırımcıların profesyonel olarak yönetilen projelere erişimini kolaylaştırırken, sektörün finansman kaynaklarını çeşitlendiren kritik araçlar olarak öne çıkmaktadır.
Önümüzdeki dönemde, bu enstrümanların daha da yaygınlaşacağına inanıyoruz. Özellikle finansa erişimin giderek zorlaştığı mevcut ekonomik koşullarda; GYO’ların, GYF’lerin, Proje Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının (PGYF) ve diğer menkulleştirme enstrümanlarının desteklenmesi ve teşvik edilmesi son derece yerinde olacaktır.
Bu sürecin başarısı için; kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve düzenleyici otoritelerin ortak bir anlayış ve güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle bir konsensüs hem yatırım ortamının güçlenmesine hem de sektörün sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlayacaktır.
Arsa ve maliyet baskısı büyük ve orta ölçekli yatırımcıları nasıl farklı etkiliyor?
Büyük ölçekli yatırımcılar, finansman gücü ve ölçek avantajıyla maliyet baskısını daha uzun vadeye yayabilirken; orta ölçekli yatırımcılar daha seçici, niş ve lokasyon odaklı projelere yöneliyor. Bu durum, sektörde çeşitliliği artıran ama planlama ve finansman açısından daha dikkatli olunması gereken bir yapı ortaya çıkarıyor. Her iki ölçek için de “sürdürülebilirlik” artık temel kriter.
GYODER 27 YILDIR SEKTÖR İÇİN ÇÖZÜM ÜRETEN VE YÖN VEREN BİR YAPIYA SAHİP
Son olarak GYODER çatısı altında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Ayrıca sektörde kadın liderlerin rolünü güçlendirmek için neler yapıyorsunuz?
GYODER olarak 27 yıldır, yalnızca sektörel sorunları dile getiren değil; çözüm üreten, yön gösteren ve dönüştürücü bir yapı olmayı önemsiyoruz. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri, Nisan ayında 20’ncisini düzenleyeceğimiz GYODER Gayrimenkul Zirvesi’dir. Uzun yıllardır istikrarlı biçimde gerçekleştirilen bu zirve; gayrimenkul sektörünü finansmandan şehircilik politikalarına, sürdürülebilirlikten sosyal konut ve kentsel dönüşüme kadar tüm boyutlarıyla ele alan, sektörün ortak vizyonunun şekillendiği güçlü bir platform niteliği taşımaktadır.
Aynı anlayışla, Ankara’da bu yıl üçüncüsünü planladığımız zirve aracılığıyla da kamu, özel sektör ve sivil toplum arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi; politika ve karar alma süreçlerine somut katkı sunmayı hedefliyoruz.

“ZİHİN ATÖLYELERİ” İLE SEKTÖRÜN KRONİKLEŞMİŞ MESELELERİNE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Bunun yanı sıra hayata geçirdiğimiz “Zihin Atölyeleri” ile sektörün kronikleşmiş meselelerini daha derinlikli biçimde ele alıyoruz. Finansman modellerinden insan kaynağına, mevzuattan üretim süreçlerine kadar pek çok kritik başlığı masaya yatıran bu çalışmalar; farklı ölçeklerden yatırımcıların, genç profesyonellerin ve kadın liderlerin fikirlerini özgürce paylaşabildiği, kolektif aklın merkeze alındığı bir düşünce ve üretim alanı sunuyor.
GYODER’in temel yaklaşımı; kapsayıcı, katılımcı ve sürdürülebilir bir sektör kültürü inşa etmektir. İnanıyoruz ki sektörün geleceği yalnızca rakamlarla değil; bu tür ortak akıl platformlarında geliştirilen vizyon, iş birlikleri ve değerler ile şekillenecek. Çeşitliliğin arttığı bir sektörün daha dayanıklı, yenilikçi ve sürdürülebilir olacağına inanıyoruz.
GELECEĞİ TASARLAYAN OLMAK; VİZYONER ADIMLARIN ÖN KOŞULU
Bugün “vizyon” kavramının da yeni nesil bir tanımı var. Bir sektörde vizyon tasarlarken artık şu soruları sormak gerekiyor: “Sektörel kavramlar değişti; bunun farkında mıyız? Bu farkındalığı nasıl bir farklılığa dönüştürüyoruz? Bu farklılığa giden yolu nasıl yürüyoruz?”
Geleceği yalnızca tahmin eden değil, tasarlayan olmak; vizyoner adımların ön koşulu. “Başara-bilmek” anlayışı ise bu yolculukta temel bir düstur. Çünkü başarmanın yolu, geleceği bilgiyle, hazırlıkla ve sorumluluk bilinciyle karşılamaktan geçiyor.
Bu dönemde Derneğimiz çatısı altında ve güçlü yönetim kurulumuzla birlikte sektörümüzün sanatsal duyarlılıkla, disiplinlerarası çevik bir zihin yapısıyla, okuryazarlıkla, sürdürülebilirliğe anlamını veren içselleştirilmiş sorumluluk bilinciyle, çeşitlilik ve birlikteliğin getirisi olan olumlu duygu, düşünce ve deneyimlerle bütünleşen bir platform olarak güçlenmesi adına elimden gelen tüm katkıyı sunmayı amaçlıyorum.








