Ali Türker: Knauf, Türkiye’yi bölgesel üretim ve ihracat üssü olarak konumlandırıyor
İnşaat Dünyası Dergisi Mayıs-Haziran 2026 sayısında “Construction Summit 2026” özel dosyası çerçevesinde Knauf Türkiye Genel Müdürü Ali Türker’i ağırladı. Türkiye’yi yalnızca güçlü bir pazar olarak değil, aynı zamanda bölgesel üretim ve ihracat üssü olarak konumlandırdıklarını belirten Knauf Türkiye Genel Müdürü Ali Türker, “Planlanan 40 milyon euroluk yatırımla hem pazarın ihtiyaç duyduğu kapasiteyi daha iyi karşılayabileceğimizi hem de Türkiye’nin global Knauf organizasyonu içindeki stratejik önemine büyük katkıda bulunacağını düşünüyoruz” dedi.
Ali Türker’in kariyer yolculuğundan kısaca bahseder misiniz?
Yapı malzemeleri sektöründe farklı sorumluluklar üstlenerek ilerleyen bir kariyer yolculuğum oldu. Farklı malzeme gruplarında sahadan stratejiye uzanan bu deneyim bana sektörün dinamiklerini çok yönlü okuma fırsatı verdi.
Knauf Türkiye’de üstlendiğim görevler boyunca da odağım her zaman sürdürülebilir büyüme, müşteri odaklılık ve güçlü ekip kültürü oldu. Bugün Knauf Türkiye Genel Müdürü olarak, global vizyonumuzu Türkiye pazarının ihtiyaçlarıyla buluşturmaya odaklanıyorum.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Ekonomideki durgunluğa rağmen Knauf’un Türkiye’de 40 milyon Euro yatırım kararı almasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu karar Türkiye’nin Knauf içindeki konumunu nasıl etkileyecek?
Bu yatırım kararı, Knauf’un Türkiye’ye duyduğu güvenin çok net bir göstergesidir. Türkiye’yi yalnızca güçlü bir pazar olarak değil, aynı zamanda bölgesel üretim ve ihracat üssü olarak konumluyoruz. Planlanan 40 milyon Euro’luk yatırımla hem pazarın ihtiyaç duyduğu kapasiteyi daha iyi karşılayabileceğimizi hem de Türkiye’nin global Knauf organizasyonu içindeki stratejik önemine büyük katkıda bulunacağını düşünüyoruz.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin daha fazla sorumluluk alan, daha fazla değer üreten ve bölgeye yön veren bir merkez haline geleceğine inanıyorum.

20 MİLYON METREKARENİN ÜZERİNDE EK KAPASİTE ARTIŞI SAĞLAMAYI HEDEFLİYORUZ
Alçıpan® üretim kapasitesini 65 milyon metrekarenin üzerine çıkarma hedefiniz ne ifade ediyor?
Mevcut üretim altyapısında gerçekleştirilecek yaklaşık 40 milyon Euro tutarındaki yeni yatırımla, 20 milyon metrekarenin üzerinde ek kapasite artışı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yatırımın tamamlanmasıyla birlikte Knauf’un Alçıpan® üretim kapasitesinin toplam 65 milyon metrekarenin üzerine çıkarılarak, pazarın ihtiyaçlarının daha güçlü şekilde karşılanmasını amaçlıyoruz.
Bu hedef bizim için, hem iç pazarda artan talebe daha güçlü cevap vermek hem de ihracat tarafında rekabet gücümüzü artırmak anlamına geliyor. Türkiye’de özellikle kentsel dönüşüm, güvenli yapılaşma ve yenileme projeleriyle birlikte yüksek performanslı yapı malzemelerine duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artıyor. Kapasite artışıyla birlikte müşterilerimize daha hızlı, daha esnek ve daha güçlü bir hizmet sunmayı hedefliyoruz.
TÜRKİYE’DE 4 ÜRÜN GRUBUNDA TOPLAM 27 EPD SERTİFİKASINA SAHİBİZ
Knauf’un 2045 karbon nötr hedefi doğrultusunda Türkiye’de hangi somut adımları atıyorsunuz? Bunun ihracata etkisi ne olacak?
Global çapta alçı bazlı yapı malzemeleri sektörünün öncü markası olarak, yarınları hepimiz için bir yuva haline getirebilmek misyonu ve sürdürülebilir gelecek vizyonu ile büyük bir dönüşüm süreci içerisindeyiz. Bu kapsamda belirlediğimiz en önemli hedeflerden biri karbondioksit salınımını 2032 yılına kadar %50 azaltmak, 2045 yılına kadar ise sıfır karbon ayak izine ulaşmaktır.
Bu yaklaşımımızın bir göstergesi olarak Türkiye’de dört ürün grubunda toplam 27 EPD sertifikasına sahip olduğumuzu belirtmek isterim. Knauf ürünlerinin çevresel etkilerinin yaşam döngüleri boyunca ölçülmesi ve EPD sertifikaları ile akredite edilmesi, sürdürülebilirlik alanında şeffaflık ve güvenilirlik sağlamak adına büyük bir adımdır.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE ÖNCÜ ROL
2045 hedefimize doğru giderken; enerji ve su tüketimini azaltmayı, tesislerimizdeki atık yönetimini maksimize etmeyi, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı ve malzeme döngüsünü optimize etmeyi içeren çeşitli global stratejiler geliştirmekteyiz.
Ayrıca, ürünlerimizin üretim süreçlerindeki çevresel etkilerini minimize etmek üzere sürekli olarak Ar-Ge çalışmaları yürütmekteyiz. Knauf’un bu adımları, sektöründe sürdürülebilirlik alanında da öncü bir rol üstlenmesini sağlayarak, çevresel sorumluluk anlayışını pekiştirmektedir. Bu adımlar ihracat açısından da oldukça önemli; çünkü ihracat yaptığımız diğer pazarlarda da düşük karbonlu üretim artık rekabetin temel kriterlerinden biri haline geldi.
KURU YAPI DUVARLARI İLE BİNALARIN DEPREM YÜKÜ AZALIYOR
Türkiye’nin deprem gerçeği ve kentsel dönüşüm sürecinde Knauf’un sistemleri nasıl bir katkı sağlayacak?
Ülke olarak yaşadığımız acı deneyimler gösterdi ki; yapı malzemeleri sektöründe, karar verici ve/veya uygulayıcı olarak faaliyette bulunan her bir oyuncuya çok fazla sorumluluk düşüyor.
Kuru yapı sistemlerin genel olarak düşük ağırlığa sahip olması, esnek yapısı, mekansal akustik, yangın dayanımı gibi özel performansları sağlayabilmesi, uygulama kolaylığı ve alan tasarrufu sağlaması ve çevre dostu olması gibi özellikleri hem kullanıcılara hem de yapıların diğer elemanlarına ciddi fayda sağlamaktadır.
Deprem yükü, binanın ağırlığı ile doğru orantılı olduğu için, geleneksel ağır duvarlarla yapılan binalarla karşılaştırıldığında kuru yapı duvarlarla yapılan binaların deprem yükünden daha az etkilendiği görülmüştür. Kuru duvar sistemleri, yapıların statik ölü yükünü azaltacağı için yapıya etki eden deprem yükünü de azaltarak yapılara genel anlamda büyük avantaj sağlar.
Bu noktada yapılması gereken en öncelikli şey toplumsal bilincin artırılmasıdır. Bu konuda Türkiye Alçı Üreticileri Derneği ALÇIDER çatısı altında da tüm paydaşlarımızla kapsamlı çalışmalar sürdürüyoruz.
CRM, KNAUF’UN AMİRAL GEMİSİDİR
Knauf’un dijitalleşmede Türkiye’yi pilot ülke olarak konumlandırmasının sebebi nedir?
Türkiye, hızlı adapte olan, sahadan güçlü geri bildirim üreten ve değişimi dinamik biçimde hayata geçirebilen bir pazar. Bu nedenle dijitalleşme projelerinde önemli bir pilot ülke haline geldik.
Müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak ve sektörde dijitalleşme konusunda öncü olmak adına büyük önem verdiğimiz alan CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi)’dir. CRM, Knauf’un amiral gemisidir diyebiliriz. Bütün iş akışlarımızı, proje ve perakende kanallarındaki süreç yönetimimizi CRM altyapısı üzerinden yürütmekteyiz.
Dijital dönüşüm ve IoT entegrasyonu sayesinde üretim süreçlerimizde ve tedarik zinciri yönetiminde nesnelerin interneti (IoT) ve endüstriyel otomasyon sistemlerini kullanıyoruz. Bu sayede, üretim hattındaki makineler ve cihazlar arasında gerçek zamanlı veri akışı sağlayarak, süreçlerin daha etkin bir şekilde izlenmesi ve optimize edilmesini mümkün kılıyoruz.
OPERASYONEL SÜREÇLERE BIG DATA İLE ANALİZ
Ayrıca, büyük veri analitiği (Big Data) teknolojilerini kullanarak operasyonel süreçleri analiz ediyoruz. Bu sayede, potansiyel verimsizlikleri tespit ediyor ve süreç iyileştirmelerini kolaylıkla gerçekleştirebiliyoruz.
Ayrıca BIM alanında da oldukça güçlü ve sektöre yön veren bir yaklaşım sergilediğimizin altını çizmek isterim. Knauf web sitesinde, doğrudan tarayıcı üzerinden çalışan performans çözümleri odaklı bir sistem arama motoru yer alırken, aynı zamanda kuru duvar uygulamaları için kapsamlı planlama ve tasarım desteği sunan ArchiCad ve Revit yazılımları ile uyumlu tamamen ücretsiz bir BIM eklentisi de mevcuttur.

CONSTRUCTION SUMMIT 2026 GİBİ ORGANİZASYONLAR SEKTÖR İÇİN ÇOK KIYMETLİ
Construction Summit 2026 gibi organizasyonların sektöre katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu tür organizasyonları sektör adına çok kıymetli buluyorum. Çünkü yapı sektörü artık sadece üretim ve tedarik başlıklarıyla değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve uluslararası rekabet gibi çok daha geniş bir perspektifle ele alınıyor.
Construction Summit 2026 gibi platformlar, sektörün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturuyor ve ortak akıl geliştirilmesine katkı sağlıyor. Ben bunun hem sektörün dönüşümü hem de Türkiye’nin gelecekteki rekabet gücü açısından çok değerli olduğuna inanıyorum.








