Designist Kurucusu Aslı Arıkan Dayıoğlu’dan İnşaat Dünyası’na özel: Sürdürülebilir Mimari nasıl olmalı?
İnşaat Dünyası Eylül 2021 sayısında “Mimari Tasarım Sanat” bölümünde “Sürdürülebilir Mimari”yi sektörün değerli mimarlarıyla masaya yatırdı. “Sürdürülebilir Mimari” ile ilgili İnşaat Dünyası’na özel açıklama yapan Designist Kurucusu Aslı Arıkan Dayıoğlu, “Tasarladığımız mekânların karbon ayak izini minimuma indirmeliyiz” dedi.
Sürdürülebilirlik konusu 50 yılı aşkın süredir konuşulan ve iklim değişikliği sebepli krizlerle iyice gündeme gelen mühim bir konu. Sürdürülebilirliği iyi anlamak, bilinçlenmek ve bilinçlendirmek konusunda özellikle biz mimarlara çok görev düştüğünü düşünüyorum. Yapılan araştırmalara göre Amerika’da sadece binalar karbon emisyonunun %39’unu oluşturuyor. Dolayısıyla tasarladığımız mekânların karbon ayak izini minimuma indirmemiz gerekiyor.
BREEAM, LEED gibi sürdürülebilir çevre standartları sunan sertifikalar bu konuda mimarları yönlendirmektedir. Böyle programlar aslında zaten mevcut ve yapının karşıladığı standartlara göre binaya sertifika ile prestij kazandırıyor, fakat bir zorunluluk olmadığı için önemli olan mimar olarak işvereni buna ikna edebilmek. Çünkü enerji etkin sistemlerin ilk baştaki yatırımı bütçeyi artırıyor. Yapılan ilk yatırım ile işverenin masrafının arttığı bir gerçek; fakat sürdürülebilir, yani enerji etkin, yağmur suyu toplayan ve gri suyu geri dönüştüren, doğal ve nefes alan malzemelerin kullanıldığı bir yapı inşa ettiğinizde, yatırımın zamanla size geri döneceği de bir gerçektir. Doğada, doğaya zarar vermeden var olmanın vicdan rahatlığı da bu getirilerin arasında.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Son zamanlarda, sürdürülebilirliğin yeşil çatılar ile çözülebileceğine dair moda bir algı mevcut. Bu yanılsamaya düşmemek gerektiğine inanıyorum. Yapının çevre ile entegrasyonu, ısıtmayı ve soğutmayı kendi içinde güneş panelleri ve rüzgârgülleri ile çözmesi ve yağmur suyunu toplaması gerekiyor. Geri dönüştürülmüş malzemelere yönelmeyi, aslında çok yakından bildiğimiz, fakat toplu konutlaşırken unuttuğumuz kerpiç gibi doğal ve yerel malzemeleri tekrar hatırlamamız gerekiyor.
İzlanda bu konuda en iyi örneklerden birisi. Enerjinin %85’inin yenilenebilir kaynaklardan elde edildiği İzlanda’da evler jeotermal su ile ısıtılıyor. Bulunduğu coğrafyayı, ona zarar vermeden kendi lehine kullanıyor. Burada devletin yatırımları da çok önemli. 1970’e kadar fosil yakıt kullanırken, yakıt krizi ile karşı karşıya kalıp sistemlerini tamamen değiştirme kararı alıyorlar. Artık kullanılan malzemeler bile “Biodegradable” yani, doğada çözünebilir. Bu da demek oluyor ki binanız çevreye zarar vermediği gibi doğada çözünüyor, iziniz kalmıyor. Doğamız gereği, gitmeden dünyaya imza atmak istiyoruz, ama doğa ile uyumlu olmanın, onun içinde yok olmanın ne kadar doğru hissettirdiğini hatırlamamız gerekiyor. Özellikle ülkemizde yangınla baş gösteren iklim krizinin tam da ortasındayken, artık her sektörün sürdürülebilirlik konusunda çözümler üretmesi şart gözüküyor.
Biz ağırlıklı olarak, turizm sektöründe otel projeleri üreten bir ofisiz. Yeni projelerin, yatırım süreçlerinde sürdürülebilir olabilmesi için inşaat aşamasından başlayarak, her aşamada mimari ve iç mimariyle ilgili konularda, akıllı malzeme kullanımını tercih etmelerine, yaptığımız ürün seçimleriyle destek oluyoruz. Bugüne kadar yaptığımız otel projelerinde ne yazık ki yüzde 100 sürdürebilirlik sağlanmış şu projemiz var diyemeyiz. Ama farkındayız ki artık tüm projelerde bu konu ön planda tutulmalı.
Gerçekleştirilen yeni inşaat yatırımlarının doğaya ve biyoçeşitliliğe zarar vermemesi, kullanılan su, enerji, hammadde ve atıkların sürdürülebilir olması bir zorunluluk haline gelmelidir. Sürdürülebilirlik farkındalığı gün geçtikçe artmaktadır. Bu farkındalık sayesinde, projelendirdiğimiz otel, ofis ve ev gibi her çaptaki projemizde, sürdürülebilirlik kriterlerine uygun çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bu sebeple yeni malzeme ve çözümler konusunda araştırmalarımızı yaparak, kendimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Geleceğimiz ve sürdürülebilir kalkınma yaratabilmek için, her sektör kendi kulvarında bir aksiyon almalı. Gereksinimlerimiz ve isteklerimiz ile doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında dengeli, toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarıyla gelecek yıllara uyumlu bir planlama yaparak yola devam etmeliyiz.








