Mimari Tasarım

Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Jeyan Ülkü

İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2026 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. Jeyan Ülkü Mimarlık Kurucusu Jeyan Ülkü dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Jeyan Ülkü, “Mimarlığı, yalnızca fiziksel çevrenin biçimlendirilmesi değil, insan, mekân ve çevre arasındaki çok katmanlı ilişkilerin yeniden yorumlandığı bir tasarım disiplini olarak ele alıyoruz. Her projeye kullanıcıyı, kurum kültürünü ve mekânsal bağlamı anlayarak başlıyor; estetik, işlevsellik, teknoloji ve kullanıcı deneyimini analitik ve disiplinler arası bir yaklaşımla bütünleştiriyoruz” dedi.

Jeyan Ülkü Mimarlık’ın kuruluş hikayesi ve mimari/tasarım felsefesiyle ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?  

Pimapen insaatdunyasi BANNER

1992 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden mezun oldum. Profesyonel kariyerime Midek Mingü İç Mimarlık bünyesinde, ilk büyük ölçekli projem olan Akmerkez Beymen mağazasıyla başladım. Ardından ZOOM TPU’da, Spor ve Sergi Sarayı’nın Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’na dönüştürülmesi projesinde görev aldım. Bu deneyimler, marka kimliği, kullanıcı deneyimi ve yeniden işlevlendirme konularındaki mimari yaklaşımımın gelişmesine önemli katkı sağladı.

Farklı ölçeklerde edindiğim deneyimlerin ardından 2000 yılında kendi mimarlık ofisimi kurdum. 2014 yılından bu yana ortağım Kültür Yıldız ile birlikte Jeyan Ülkü Mimarlık (JÜM) çatısı altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Mimarlığı, yalnızca fiziksel çevrenin biçimlendirilmesi değil, insan, mekân ve çevre arasındaki çok katmanlı ilişkilerin yeniden yorumlandığı bir tasarım disiplini olarak ele alıyoruz. Her projeye kullanıcıyı, kurum kültürünü ve mekânsal bağlamı anlayarak başlıyor; estetik, işlevsellik, teknoloji ve kullanıcı deneyimini analitik ve disiplinler arası bir yaklaşımla bütünleştiriyoruz.

Tasarım felsefemizin merkezinde, mekânın kullanıcılarıyla etkileşim hâlinde olan, onların deneyimleriyle anlam kazanan dinamik bir yapı olduğu düşüncesi yer alıyor. Bu doğrultuda atmosfer, insan ölçeği, dolaşım kurgusu, malzeme ve ışık ilişkileri kadar değişen kullanıcı ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen mekânsal çözümlere de odaklanıyoruz.

Bugüne kadar perakende, ofis, konut ve HoReCa alanlarında Dream Games, Bidfood, Brown-Forman, Yves Rocher, Good Job Games, AbbVie, Allergan Aesthetics, SushiCo, Philips, İş Yatırım, Visa, Peak Games, Eczacıbaşı, Diageo, Mondelez, GBK, Maersk ve NCR gibi ulusal ve uluslararası markalarla çalıştık.

Mimari yaklaşımımızı yansıtan Good Job Games ofis projemiz, World Architecture Festival – INSIDE 2024 finalisti oldu ve iF Design Award 2025 ile ödüllendirildi.

Temel hedefimiz, her projenin özgün kimliğini ortaya çıkaran, bağlamıyla güçlü ilişkiler kuran, kullanıcı deneyimini merkeze alan ve mimari niteliğini zaman içerisinde koruyan mekânlar tasarlamak.

JUA Informa Ofisleri

İstanbul gibi metropollerde yalıtılmış (karma) konut projeleri ve kamusal kent dokusu arasındaki kopuşu engellemek için iç mimarlara düşen sorumluluklar var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Yaşadığımız dünya; teknolojik gelişmeler, değişen yaşam biçimleri ve kentleşmenin etkisiyle hızla dönüşüyor. Bu dönüşüm, mevcut yapıların yeniden işlevlendirilmesinden yeni yaşam alanlarının tasarlanmasına kadar mimarlık ve iç mimarlık disiplinlerine önemli sorumluluklar yüklüyor.

Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşıyor ve 2050 yılına gelindiğinde bu oranın yaklaşık üçte ikiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu hızlı kentleşme sürecinde, özellikle İstanbul gibi metropollerde, yapıların yalnızca kendi fiziksel sınırları içerisinde değil, kentle kurdukları ilişkiler üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

İçinde bulunduğumuz dijital çağda yaşam, çalışma ve sosyalleşme alanları arasındaki geleneksel sınırlar giderek belirsizleşiyor. Bu değişim, yalıtılmış konut yerleşimleri yerine, kamusal kent dokusuyla bütünleşen, farklı kullanım senaryolarını ve sosyal etkileşimi destekleyen geçirgen mekânsal kurgular geliştirmemizi gerektiriyor.

Bu noktada iç mimarlara düşen temel sorumluluk; özel ve kamusal alanlar arasındaki ilişkileri yeniden yorumlayarak mekânsal sürekliliği sağlamaktır. Özellikle karma kullanımlı projelerde yapıların zemin kotlarından ortak kullanım alanlarına, dolaşım akslarından açık ve yarı açık mekânlara kadar tüm tasarım kararları, kent yaşamıyla etkileşimi desteklemelidir.

Jeyan Ulku
Jeyan Ülkü

Kentlerin büyümesiyle birlikte yaya hareketliliğinin ve mikro mobilite araçlarının önem kazanacağını düşünüyorum. Dolayısıyla insan ölçeği, erişilebilirlik ve göz seviyesinde görsel ve fiziksel geçirgenlik, mimari tasarımın temel belirleyicileri arasında yer almalıdır.

Bununla birlikte sürdürülebilir malzeme kullanımı, enerji verimliliği ve çevresel etkilerin azaltılması, geleceğin yaşam çevrelerinin tasarımında vazgeçilmez unsurlardır.

Sonuç olarak, teknolojinin dönüştürdüğü kullanıcı alışkanlıkları ve beklentileri doğrultusunda, mimarların, iç mimarların, kent plancılarının, peyzaj mimarlarının ve özellikle tasarım kültürünü benimsemiş yapı mühendislerinin, projenin başlangıcından itibaren disiplinler arası bir anlayışla çalışması gerektiğine inanıyorum.

İç mimarlığın rolü, yalnızca yapıların iç mekân kalitesini artırmak değil; insanın mekânla, çevresiyle ve kentle kurduğu ilişkiyi güçlendirerek kamusal yaşamın sürekliliğine katkı sağlayan, bütüncül ve sürdürülebilir yaşam çevreleri oluşturmaktır.

Global veya vizyoner yerli şirketler için tasarladığınız projelerde; marka kültürünü mekâna aktarılırken hangi parametreleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Kurumsal aidiyet ile yerel aidiyeti iç mekânda harmanlamak mümkün mü?   

Jeyan Ülkü Mimarlık olarak her projeye, öncelikle işverenimizi, kurum kültürünü ve mekânın kullanıcılarını tanımaya odaklanan kapsamlı bir ön çalışma süreciyle başlıyoruz. Doğru soruları sormanın, dinlemenin ve elde ettiğimiz verileri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmenin, tasarım sürecinin temelini oluşturduğuna inanıyoruz.

Her kurumun kendine özgü kimliği, organizasyon yapısı ve çalışma kültürü; her yapının ise farklı mimari karakteri ve çevresel bağlamı bulunuyor. Bu nedenle önceden tanımlanmış bir mimari dili tekrarlamak yerine, her projenin kendine özgü mekânsal kimliğini oluşturmayı hedefliyoruz.

Global markalar için geliştirdiğimiz projelerde, kurumun uluslararası değerlerini, kurumsal standartlarını ve çalışma prensiplerini analiz ederken, yerel organizasyonun kültürel özelliklerini, gündelik çalışma pratiklerini ve kullanıcı beklentilerini de tasarım sürecine dâhil ediyoruz.

Kurumsal aidiyet ile yerel aidiyetin birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan kavramlar olduğuna inanıyorum. Buradaki yaklaşımımız, global marka kimliğini yerel unsurlarla yalnızca görsel veya dekoratif düzeyde buluşturmak değil; her iki kültürün değerlerini, alışkanlıklarını ve mekânsal beklentilerini ortak bir mimari dil içerisinde bütünleştirmek.

JUA Bidfood Ofisleri ve Deneyim Merkezi

Bu bütünlüğün mekânsal organizasyondan dolaşım kurgusuna, malzeme seçiminden aydınlatma, akustik ve kullanıcı konforuna kadar tasarımın her ölçeğinde karşılık bulmasını önemsiyoruz. Özellikle görünür olmayan ancak kullanıcıların gündelik deneyimlerini doğrudan etkileyen tasarım katmanlarını, kurumsal aidiyetin oluşmasında belirleyici unsurlar olarak değerlendiriyoruz.

Bizim için başarılı bir kurumsal mekân, yalnızca markanın kimliğini temsil etmekle kalmamalı; kullanıcıların kendilerini ait hissedebildikleri, çalışma kültürlerini doğal biçimde sürdürebildikleri ve değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilen bir yaşam ortamı sunmalıdır.

Temel hedefimiz, global kurum kültürü ile yerel değerleri, insan deneyimini merkeze alan özgün, bütüncül ve sürdürülebilir bir mimari kimlik içerisinde buluşturmaktır.

JUA BCG Ofisleri

Kent yaşamının yorucu temposu; iç mimarlıkta “mekânsal netlik” anlayışınızı nasıl etkiliyor? Karmaşadan arınmış, sürdürülebilir ve nefes alan projeler tasarlarken göz önünde bulundurduğunuz dinamikler var mı/nedir?

Kent yaşamının giderek yoğunlaşan temposu, bireyin mekânla kurduğu ilişkiyi ve mekândan beklentilerini yeniden tanımlıyor. Jeyan Ülkü Mimarlık olarak, bu değişimi yalnızca fiziksel konfor üzerinden değil, mekânın kullanıcı üzerindeki psikolojik, duyusal ve sosyal etkileri üzerinden de değerlendiriyoruz. Bizim için “mekânsal netlik”, karmaşadan arındırılmış bir estetik anlayışın ötesinde, mekânın işlevsel, algısal ve deneyimsel katmanlarının birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturması anlamına geliyor.

Her projeye öncelikle kullanıcıyı, kurum kültürünü ve mekânın kendine özgü koşullarını dinleyerek başlıyoruz. Doğal ışık, malzeme, akustik, ölçek, sirkülasyon ve mekânsal hiyerarşi gibi tasarım bileşenlerini, kullanıcıların gündelik yaşam ritimleriyle ilişkilendirerek ele alıyoruz. Amacımız, mekânın kendi içinde anlaşılır bir kurguya sahip olması ve kullanıcıya farklı deneyimlere olanak tanıyan, esnek ve dengeli bir atmosfer sunması.

Sürdürülebilirliği ise yalnızca malzeme seçimi veya enerji verimliliğiyle sınırlamıyoruz. Değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilen, uzun ömürlü ve zamansız mekânlar tasarlamayı da bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

JUA Good Job Games Ofisleri

Kent yaşamının yarattığı yoğunluğa karşılık, tasarımlarımızda fiziksel ve görsel geçirgenliği, doğal unsurlarla kurulan ilişkiyi ve kullanıcıya kendi ritmini belirleme özgürlüğü tanıyan mekânsal çeşitliliği önemsiyoruz. Gereksiz biçimsel müdahalelerden kaçınarak, her tasarım kararının işlevsel ve deneyimsel bir karşılığı olmasını hedefliyoruz.

Böylece mekânın yalnızca içinde bulunulan bir ortam değil, kullanıcıların kendilerini iyi hissettikleri, odaklanabildikleri, sosyalleşebildikleri ve gerektiğinde geri çekilebildikleri, yaşamın doğal akışını destekleyen bir deneyim alanına dönüşmesini amaçlıyoruz.

Jeyan Ülkü’nün “Mimari manifestomdur” dediği projesi hangisidir? Söz konusu proje manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş halidir?

Good Job Games ofisini, mimari yaklaşımımızın ve tasarım felsefemizin en kapsamlı biçimde mekânsal karşılık bulduğu, mimari manifestomuzun somutlaşmış bir örneği olarak değerlendiriyorum.

Bizim için mimarlık, yalnızca fiziksel mekânı biçimlendirmek değil; kullanıcıların yaşam ve çalışma kültürlerini, alışkanlıklarını ve beklentilerini anlayarak kendilerine özgü mekânsal deneyimler oluşturmaktır.

Good Job Games’in öncelikli beklentisi, avlulu ve bahçeli mevcut ofislerindeki genç, dinamik ve gayriresmî atmosferi, Vadi İstanbul’daki yeni çalışma ortamlarına taşımaktı. Bu doğrultuda, geleneksel ofis tipolojisinin ötesine geçerek üniversite kampüsü ve kent yaşamından referans alan, iç ve dış mekân arasındaki algısal sınırları yeniden yorumlayan bir tasarım kurgusu geliştirdik.

Yaklaşık 11 metrelik kat yüksekliğinin sunduğu potansiyelle, farklı kotlarda konumlanan çalışma alanlarını, terasları, balkonları ve köprüleri bütünleştirdik. Kapalı hacimleri kampüs binaları, aralarındaki boşlukları ise sokak, meydan ve avlu niteliğinde ortak yaşam alanları olarak ele aldık. Galeri merkezindeki ağaç, sosyal merdiven ve sera karakterindeki kafeterya, bu kentsel atmosferi destekleyen temel unsurlar oldu.

Takım esaslı çalışma kültürünü destekleyen esnek çalışma alanları, akustik çözümler ve farklı sosyal mekânlarla bireysel odaklanma ile kolektif etkileşim arasında dengeli bir ilişki kurduk.

World Architecture Festival – INSIDE 2024 finalisti ve iF Design Award 2025 sahibi olan Good Job Games projesinde, görünür mimari kimlik kadar kullanıcıların gündelik deneyimlerini şekillendiren görünmeyen tasarım katmanlarına da odaklandık.

Bizim için mimarlığın asıl değeri, mekânın nasıl göründüğünden çok, kullanıcıların o mekânda nasıl yaşadıkları, çalıştıkları, hissettikleri ve birbirleriyle nasıl ilişki kurduklarında ortaya çıkıyor.

JUA Brown Forman Ofisleri

Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve bu hakimiyetin karşılığında onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz (yapı) malzeme hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

Mimari yaklaşımımızda çelik, ahşap ve doğal taş; fiziksel özelliklerinin ötesinde, mekânsal kimliği, atmosferi ve kullanıcı deneyimini şekillendiren temel tasarım bileşenleridir. Her malzemenin doğasını, yapısal olanaklarını ve ifade gücünü anlamak, malzeme ile mekân arasında özgün bir diyalog kurmamızı sağlar.

Çelik, strüktürel hafifliği ve geniş açıklıklar oluşturabilme kapasitesiyle tasarım özgürlüğü sunarken; ahşap, doğal dokusu ve sıcaklığıyla mekâna insani bir ölçek kazandırır. Doğal taş ise kendine özgü dokusu, zamansız karakteri ve bulunduğu coğrafyayla kurduğu ilişki üzerinden mimari kimliği güçlendirir.

Jeyan Ülkü Mimarlık olarak tasarladığımız Good Job Games ofisinde, çeliğin strüktürel olanaklarından yararlanarak farklı kotlarda gelişen, kampüs tipolojisini çağrıştıran dinamik bir mekânsal organizasyon oluşturduk. VY_33 Ev projemizde ise ahşap ve doğal taşın birbirini tamamlayan karakterleri üzerinden, doğal malzeme dokularını öne çıkaran, yalın ve zamansız bir yaşam atmosferi hedefledik.

Bizim için malzemeye hâkimiyet, onu yalnızca kullanmak değil, kendi doğasını anlayarak tasarımın özgün diline dâhil edebilmektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu