Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Nevzat Sayın
İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2025 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri NSMH Kurucusu Nevzat Sayın dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Sayın, “Yalın, herkes için, kalıcı, değişime açık, bakımı kolay, dayanıklı, bulunduğu yerle güçlü bağları olan bir mimarlık” dedi.
“Nasıl Yapmalı” kitabınız mimarlığın sadece düşünsel değil, aynı zamanda fiziksel bir üretim olduğuna dikkat çekiyor. Mimarlıkta sürdürülebilirlik tartışmaları da genellikle modern teknolojilere odaklanıyor. Geleneksel mimarinin sürdürülebilirlik açısından modern mimariye sunabileceği katkılar nelerdir?
Sürdürülebilirlik yakın zamanlarda bulunmuş bir terim gibi kullanılıyor. Oysa “iyi mimarlık” sürdürülebilir olması gereken bir mimarlıktır. Yapının içinde bulunduğu fiziki ve beşeri coğrafyayla ilişkilerinden yapının kullanımına ve yapım yöntemleriyle birlikte malzemesine kadar uzanan sürdürülebilirlik henüz bu terimin olmadığı zamanlarda da vardı.
Eylül - Ekim Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Belki en önemli sürdürülebilirlik meselesi yapının ömrüne ilişkin olandı. Durmadan yıkılıp yapılan yapılar yerine işlevi değişse bile kullanımı süren yapılardı en sürdürülebilir olanlar.
Sıcak ve soğuk iklimlerin yapıları henüz manzara çılgınlığının olmadığı zamanlarda küçük pencereliydi. Hangi yöne baktığı, rüzgârların nereden estiği, giriş kapılarının nerede olduğu kadim bilgilerle bir sonraya aktarılarak yapılan yapılar kendiliğinden sürdürülebilir yapılardı.
Türkiye’nin mimari mirası, özellikle yerel ve geleneksel yapım teknikleri, sizin tasarımlarınızı ne ölçüde etkiliyor? Bu mirası modern projelere entegre ederken karşılaştığınız zorluklar neler?
Yerel ve geleneksel yapım teknikleri işinin ehli ustalar tarafından önceden alınıp, sonraya aktarıldığı için her seferinde yenilenmiş ve geliştirilmiş bilgilerdir. Bu yüzden bir izlek olarak iyi mimarlık düşüncesinin de altyapısını oluşturur.

Bu yapıların nesnel kopyalarının değil de ‘düşünsel taklitleri’nin yapılması bu düşüncelerin de yeni olanaklarla geliştirilerek aktarılması demektir. Önceden yapılanların bilinmesi bu yüzden önemlidir. Benim için tasarım verilerinden biri de bu geçmiş zamanın bilgelikleridir. Bunların “modern projelere” aktarılmasında benim için hiçbir zorluk yok. Zorluk genel olarak ‘muhafazakâr’ olan bir toplumda bu bilgilerin muhafaza edilmemesinde yatıyor.
İklim krizine yanıt üretmek “artık” yalnızca mühendisliğin değil, mimarlığın da sorumluluğu. Sizce mimarlık mesleği bu sorumluluk karşısında nasıl bir yaklaşım geliştirmeli?
“Artık” değil hep öyleydi. Disiplinlerin ayrışmadığı bir zamanda neyin mimarlık, neyin mühendislik olduğu da birbirinden ayrılmadan birbirini tamamlayan ve birbiriyle iç içe geçmiş bir bilgi verisi üretiyordu. Bu iyi mimarlıklarda hâlâ böyledir çünkü böyle olmadan iyi bir yapı olmaz.

“İnter disipliner” ya da “multi disipliner” diye anılan ve ne olduğu tam olarak anlaşılmayan terimlerle kastedilenin de bu olduğunu, bu olması gerektiğini düşünüyorum. Mimarlar böyle davranırsa mimarlık da mühendislik de tam olması gerektiği gibi olacaktır.

“Mimari manifestomdur” dediğiniz projeniz hangisidir? Manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş halidir?
Böyle bir tek yapıdan söz etmem zor. Her seferinde bir sonrakine aktarılacak yeni davranışlar ve yeni bilgiler üretiyoruz. Bu yüzden benim mimarlık manifestom bunların toplamından oluşturulacak olan temel bilgilerle donatılmış, denemelerle doğrulanmış, bir sonrakine aktarılabilmiş birikimlerin toplamından oluşan asal bilgidir. Yalın, herkes için, kalıcı, değişime açık, bakımı kolay, dayanıklı, bulunduğu yerle güçlü bağları olan bir mimarlık.

Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve bu hakimiyetin karşılığında onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz malzeme hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?
Konuya, yere, süreye, bütçeye bağlı olarak tasarladığımız yapılar tasarım süreci içinde malzemeleriyle tasarladığımız yapılardır. Bu yüzden önceden belirlenmiş bir malzeme kararı yoktur benim için. Süreç içinde tasarım verilerinden biri olarak devreye girer ve aşamalı zihinsel testlerden geçerek dilinden anladığımız ve dilimizden anlayan yapısal bir gerçekliğe dönüşür.

Nevzat Sayın Bey son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı?
Bütün bu açıklamaların doğrultusunda “sürdürülebilir mimarlık” yerine “iyi mimarlık” demeyi tercih ediyorum. Hem daha kapsayıcı hem daha anlaşılır bir ifade…








