Mimari Tasarım

Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Begüm Yazgan

İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2026 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. Yazgan Tasarım Mimarlık Kurucu Ortağı Begüm Yazgan dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Begüm Yazgan, “Uluslararası mimarlık, kendi mimari dilinizi başka ülkelere götürmek değil; başka coğrafyaların sizin tasarım düşüncenizi dönüştürmesine izin vermektir” dedi.

Yazgan Tasarım Mimarlık’ın kuruluş hikâyesi ve mimari/tasarım felsefesiyle ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Yazgan Tasarım Mimarlık’ı Kerem Yazgan ile birlikte 2003 yılında Ankara’da kurduk. Aslında ofisin kuruluş hikâyesini akademik çalışmalarımızdan bağımsız düşünmek mümkün değil. İkimiz de ODTÜ’de doktora yaptık; Kerem’in çalışmaları mimari tasarım eyleminin sistemleştirilmesi üzerine yoğunlaşırken, benim doktora araştırmam sistemler ekolojisi, çevre ve sürdürülebilir mimarlık arasındaki ilişki üzerineydi.

Dolayısıyla teori ve pratik, en başından beri ofisin birbirini besleyen iki alanı oldu. Bugün de mimarlık, iç mimarlık, peyzaj ve grafik tasarım gibi farklı disiplinleri aynı tasarım sürecinin parçaları olarak ele alan çok disiplinli bir ekiple çalışıyoruz.

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Tasarıma önceden belirlenmiş bir biçimle başlamak yerine, projeyi oluşturan parçalar arasındaki ilişkileri kurmaya çalışıyoruz. Kullanıcı, program, dolaşım, strüktür, malzeme, iklim, topografya, peyzaj ve yapım süreçleri bu ilişkiler ağının birer parçası. Mimarın görevi de bütün bu bileşenlerin birlikte çalışabileceği, ancak değişen koşullara göre farklı sonuçlar üretebilecek bir sistem oluşturmak. Bizim için süreklilik biçimde değil, tasarımın düşünme yönteminde ortaya çıkıyor.

Yazgan Tasarim Mimarlik Organize Sanayi Bolgesi Yonetim Ofisi 1 Render IvaBOX

Türkiye’nin malzeme potansiyeli ve yerel zanaatkârlık/yapım teknikleri önemli bir birikime sahip. Geleneksel malzemenin ya da yerel yapım usullerinin bugünün sürdürülebilir, yüksek teknolojili mimarisine entegre edilmesinde mimarlara düşen rol hakkında neler söylemek istersiniz?

Yerel malzemeyi veya geleneksel yapım bilgisini kullanmanın, geçmişe ait biçimleri tekrar etmek anlamına gelmemesi gerektiğini düşünüyorum. Geleneksel mimaride asıl öğrenmemiz gereken şey, mimarlığın bulunduğu coğrafyanın koşullarıyla kurduğu ilişki. Malzemenin yakın çevreden temin edilmesi, iklime göre gölge veya açıklık oluşturulması, doğal havalandırmanın kullanılması ya da bir malzemenin ustalık bilgisiyle işlenmesi aslında son derece güncel sürdürülebilirlik meseleleri.

Bugün elimizde bu bilgiyi yeniden değerlendirebileceğimiz çok daha gelişmiş araçlar var. Sayısal tasarım, çevresel performans analizleri, yeni üretim teknikleri ve malzeme teknolojileri geleneksel bilgiyle çelişmek zorunda değil; tersine onu günümüz koşullarında yeniden yorumlamamızı sağlayabilir.

Begum Yazgan
Begüm Yazgan

Ayvalık Taş Ev bu açıdan bizim için anlamlı bir örnek. Burada taş yalnızca estetik bir tercih değil; yerin yapı kültürü, mevcut doku, iklim ve çağdaş yaşam biçimi arasında ilişki kuran bir araç. Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Ofisi’nde ise benzer bir yaklaşım malzemeden çok mekânsal bir gelenek üzerinden ortaya çıkıyor.

“Duvarlar Yerine İç Bahçeler” düşüncesiyle çalışma birimlerini kapalı sınırlarla ayırmak yerine doğayı mekânsal organizasyonun bir parçası haline getirdik. İç bahçeler ışık, hava, peyzaj ve çalışma ortamını aynı sistem içinde bir araya getiriyor.

Bence mimarın rolü geleneği kopyalamak değil; geleneğin arkasındaki bilgiyi anlayıp onu çağdaş tasarım araçlarıyla yeniden üretmek.

Yazgan Tasarım Mimarlık’ın  “Mimari manifestomdur” dediği projesi hangisidir? Söz konusu proje manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş hâlidir?

Aslında tek bir projeye “mimari manifestomuz” demeyi çok doğru bulmuyorum. Çünkü bu, mimarlığın belirli bir noktada tamamlanmış bir düşünceye ulaştığını ve sonraki projelerin de onun tekrarları olduğunu düşündürebilir. Bizim pratiğimizde ise bunun tam tersi oluyor. Her proje tasarım felsefemizi sınamamıza, sorgulamamıza ve biraz daha geliştirmemize yardımcı oluyor.

İlk dönemlerde yapı elemanları ve mekânlar arasındaki ilişkiler üzerinden geliştirdiğimiz sistemler, zaman içinde kullanıcı, peyzaj, çevre, iklim, üretim teknolojileri ve farklı disiplinleri içine alan daha kapsamlı ilişki ağlarına dönüştü.

Yazgan Tasarim Mimarlik Ayvalik Tas Ev 1 Render Yazgan Tasarim Mimarlik

Bugünkü pratiğimizden üç proje bunun farklı yönlerini iyi anlatıyor. Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Ofisi’nde doğa, yapının içine sonradan eklenen bir peyzaj unsuru değil, mekânları oluşturan sistemin kendisine dönüşüyor. Ayvalık Taş Ev’de tasarım mevcut yapı, yer, malzeme ve yeni yaşam biçimi arasındaki ilişkiden doğuyor. Eczacıbaşı Spor Salonu’nda ise çok farklı kullanıcıların dolaşımları, spor, antrenman, konaklama ve yönetim programları ile çevresel performans aynı sistem içinde ele alınıyor. Parametrik olarak geliştirilen cephe de yapının yalnızca görüntüsünü değil, gün ışığı ve iç mekân konforunu belirleyen aktif bir bileşen.

Dolayısıyla manifestomuzu tek bir yapıda değil, projeler arasında devam eden ve her yeni projeyle dönüşen tasarım düşüncesinde aramayı tercih ederim.

Yazgan Tasarim Mimarlik Eczacibasi Spor Salonu 1 Fotograf Cemal Emden

Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz yapı malzemesi hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

Bu soruya tek bir malzemeyle cevap vermekte biraz zorlanıyorum. Çünkü tasarım yaklaşımımızda malzemenin kendisinden çok, malzemenin diğer bileşenlerle kurduğu ilişki önem taşıyor. Aynı malzeme farklı bir coğrafyada, iklimde veya yapım sistemi içinde tamamen başka bir mimari sonuç üretebilir.

Ama bir malzeme seçmem gerekirse doğal taş diyebilirim. Taşın zamana dayanması, yaşlandıkça karakter kazanması, bulunduğu coğrafyayla doğrudan ilişki kurabilmesi ve çağdaş üretim teknikleriyle birlikte kullanılabilmesi bana çok değerli geliyor.

Ayvalık Taş Ev bunun en güncel örneklerinden biri. Projede taş, geçmişi taklit etmek amacıyla kullanılan dekoratif bir unsur değil; mevcut olanla yeni müdahale arasında süreklilik kuruyor. Aslında bizim malzemeye genel yaklaşımımız da bu: malzemeyi yapının üzerine giydirilen bir yüzey olarak değil, mekânı, strüktürü, iklimi ve kullanıcı deneyimini birlikte kuran sistemin parçası olarak görüyoruz.

Yazgan Tasarim Mimarlik Ayvalik Tas Ev 2 Render Yazgan Tasarim Mimarlik

Yazgan Tasarım Mimarlık 41 ülkede 161 projeye imza attı. Farklı coğrafyalarda çalışmak mimari/tasarım dilinize ne gibi zenginlikler ekledi veya getirdiği zorluklar nedir?

Farklı coğrafyalarda çalışmanın bize kattığı en önemli şeylerden biri, tek bir mimari doğrunun olmadığı gerçeğini sürekli hatırlatması oldu. Bugün Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya uzanan çok farklı coğrafyalarda proje deneyimimiz var. Her ülkede iklim, mevzuat, ekonomi, yapı teknolojisi, malzemeye erişim, işveren kültürü ve insanların mekânı kullanma biçimleri değişiyor. Web sitemizdeki güncel veriler de pratiğimizin 41 ülke ve 116 şehre yayıldığını gösteriyor.

Bu durum tasarım yaklaşımımızı çok besledi. Eğer farklı koşullarda aynı mimari dili tekrar etmeye çalışsaydık, çalıştığımız coğrafyaların önemli bir bölümünü göz ardı etmiş olurduk. Bunun yerine yöntemimizin farklı verileri içine alabilmesini ve her yerde başka bir sonuç üretmesini önemsiyoruz. Bu nedenle projelerimize bakıldığında tek bir biçimsel “Yazgan stili” görmek zor olabilir; bizim için bu bir eksiklik değil, bilinçli bir tercih.

Yazgan Tasarim Mimarlik Organize Sanayi Bolgesi Yonetim Ofisi 3 Fotograf Emre Dorter

Elbette uluslararası çalışmanın zorlukları da var. En önemlisi, yeterince tanımadığınız bir coğrafyada bildiğinizi varsaymamak. Yerel mimarlar, mühendisler, üreticiler ve uygulayıcılarla birlikte çalışmak; önce o yerin bilgisini dinlemek gerekiyor.

Belki farklı coğrafyalarda çalışmanın bize öğrettiği en değerli şey şu oldu: Uluslararası mimarlık, kendi mimari dilinizi başka ülkelere götürmek değil; başka coğrafyaların sizin tasarım düşüncenizi dönüştürmesine izin vermektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu