Mimari Tasarım

Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Murat Yılmaz

İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2026 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. Dom + Partners Kurucusu Murat Yılmaz dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Murat Yılmaz, “Uluslararası arenada mimarlık yapmak çok katmanlı bir deneyimdir. Farklı bir coğrafyada proje üretirken temel hedefimiz; yerel kültüre, iklim koşullarına, yaşam alışkanlıklarına ve finansal gerçekliklere tam uyum sağlayan, o kente kalıcı değer katan mekanlar inşa etmektir” dedi.

Murat Yılmaz’ın DOME+PARTNERS’in kuruculuğuna varan kariyer yolculuğundan kısaca bahseder misiniz? Mimari/tasarım felsefenizi nasıl tanımlarsınız?

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Dome + Partners kuruluş yolculuğu; mimarlık mesleğini bizzat yaşayıp hissettikten ve üniversiteden mezun olduktan sonra zihnimde şekillenen ‘Bu meslekte en iyiyi nasıl başarabiliriz, nasıl bir hedef koymalıyız?’ sorusuna dayanıyor. Geçmişteki başarılı yerel ve uluslararası örnekleri titizlikle inceledik. Nihayetinde; uluslararası çok ortaklı bir yapıda, yeşil ve sürdürülebilir binalar üreten bir proje firması olma vizyonuyla 1997 yılında bu yolculuğa adım attık. Yaklaşık 30 yıldır süregelen bu vizyon doğrultusunda bugün 4 uluslararası ofise ulaştık; yakında 5. ve 6. ofislerimizi açarak küresel adımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Tasarım felsefemizin merkezinde ise ‘mekân’ kavramı yer alır. Bir mekân kurgularken tanımlamaları doğru yapmak gerekir. Bize göre mekânın en kusursuz hali, doğasına en yakın olduğu haldir. Bir tasarım doğaya ne kadar yaklaşabilirse, o derece nitelikli ve kalıcı hale gelir.

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Nitekim firmamızın ismi olan ‘Dome’ de ‘Doğal Mekân’ kavramlarının sentezinden doğmuştur. Temel yaklaşımımız; çevreye duyarlı, doğayla uyum içinde yaşayan, minimum enerji sarfiyatıyla maksimum konfor sunan, akıllı, nitelikli ve insana fayda sağlayan yapılar tasarlamaktadır.

MK F03.1 07.1.1

Şehirler giderek dikeyde büyüyor ve konut projeleri genellikle kendi içine kapanık “güvenli adalar” olma eğiliminde. Lüks veya karma projelerin yüksek duvarların ardında kalmak yerine, sokak ve kamusal alanla buluşması hakkındaki görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Güzel bir soru, çok önemli bir soru. Kentsel, mimari ve sosyo-ekonomik dinamiklerimiz 1950’lerden günümüze çok ciddi değişimler geçirdi. Bu tarihsel süreçte kentleşme adına yapılan en kritik hatalardan biri, şehir planlamasını 50 yıllık vizyonlarla ve tümdengelimci bir yaklaşımla öngörememek oldu.

Eğer bir kentin neresinde yoğunluk olacağını, neresinin ticaret, neresinin konut veya merkez olarak konumlanacağını master planda doğru yönetemezseniz; kent bu kararları kendiliğinden ve plansızca alır. Bugün İstanbul’un yaşadığı temel sıkıntı nüfus yoğunluğunun değil, bu yoğunluğun plansız ve dengesiz dağılması, buna paralel olarak da altyapı ve ulaşım entegrasyonunun yetersiz kalmasıdır.

Bu süreçte toplum olarak bir dönem sitelerde yaşamanın mahalle hayatına kıyasla daha güvenli, konforlu ve sosyal olduğuna inandık. Ancak zamanla tecrübe ettik ki; etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiş içe dönük siteler ne gerçek anlamda sosyalleşme sunuyor ne de tam olarak güvenli. Aksine, kentin dokusundan tamamen kopuk, soyutlanmış yapılar meydana getiriyor.

Dome + Partners olarak 2005 yılından itibaren bu ezberi bozmayı hedefledik. Projelerimizde içe kapanık site mantığı yerine mahalle dokusunu merkeze alan, sokakla ve kamusal alanla organik bağlar kuran karma kullanım modelleri geliştirdik.

Murat Yilmaz
Murat Yılmaz

Örneğin 2005’te Başakşehir’e gittiğimizde binlerce konut vardı; ancak ne bir çarşı ne bir meydan ne de bir sosyal buluşma noktası bulunuyordu. Orada hayata geçirdiğimiz projeyle bölgenin sosyal yaşam merkezini kurguladık. Konut ile ticari hayatı sokak ölçeğinde bir araya getirerek bölgeyi canlı bir kamusal alana dönüştürdük.

Buna karşın Ataşehir’in ilk planlama evresi önemli bir derstir: Tamamen konut odaklı tasarlanıp zemin ticaretine izin verilmediği için, her biri yüksek duvarlarla çevrili korunaklı siteler inşa edildi. Sonuçta gündüz yaşayan ancak akşamları sokaklarında kimsenin güvenle yürüyemediği, bir restorana gitmek için dahi araca mahkûm olunan kopuk bir kentsel doku ortaya çıktı. Oysa dışa dönük, canlı ve ticari hayatla bütünleşmiş bir kentsel tasarım benimsenseydi, bugün Anadolu Yakası’nda ikinci bir Bağdat Caddesi kazanmış olurduk.

Biz Başakşehir, Pendik, Tuzla, Topkapı ve Bahçelievler gibi hayata geçirdiğimiz tüm karma projelerimizde kentin yaşayan bir parçası olan, kamusal alanla nefes alıp veren mahalle konseptini başarıyla uyguluyoruz.

Modern mimaride “yeni lüks” kavramı neyi ifade ediyor? ETRO konsepti, geleneksel lüks konut anlayışından hangi yönleriyle ayrılıyor?

Geçmişte lüks genellikle gösteriş, ihtişam ve dışarıya yönelik görünürlük üzerinden tanımlanıyordu. Ancak günümüzde gerçek lüksün ‘sakinlik’ ve ‘özgünlük’ olduğu açıkça kavrandı. Salt gösterişe dayalı lüks anlayışının tüketici ve doygunluk getirdiği, insanları mutsuzlaştırdığı anlaşıldı. Bugün değer odaklı yaklaşım, ‘sakin lüks’ (quiet luxury) olarak adlandırdığımız; dışarıya bir şeyler kanıtlama ihtiyacı duymayan, kullanıcının iç dünyasına, konforuna ve huzuruna odaklanan bir yaşam biçimini temsil ediyor.

Etro konsepti de bu felsefenin mimariye kusursuz bir yansımasıdır. Bir projede 30 adet birbirinin kopyası aşırı lüks daire ürettiğinizde, bu durum projenin değerini düşürür; çünkü tektipleşir ve bireysellikten uzaklaşır. Etro’nun tasarım kodlarında ise zengin dokular, rafine renk paletleri ve kişisel karaktere imkân tanıyan çözümler ön plandadır. Bireyin kendi kimliğini ve yaşam tarzını mekâna yansıtabildiği, iç mimariden dokunsal ayrıntılara kadar kişiselleştirilmiş bir deneyim sunduğunuzda, gerçek anlamda huzurlu ve zamansız bir mekân elde edersiniz.

Murat Yilmaz final

DOME+PARTNERS’in “Mimari manifestomdur” dediği projesi hangisidir? Söz konusu proje manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş halidir?

Tasarladığımız her mimari proje bizim için birer evlat gibidir; hiçbirini diğerinden ayırmak mümkün değildir. Her biri, 1997’den bugüne uzanan vizyonumuzun birer basamağını ve gelişim evresini temsil eder. Ancak güncel olarak mimari çizgimizi, sürdürülebilirlik ilkelerimizi, sakin lüks yaklaşımımızı ve kamusal mekân duyarlılığımızı en rafine biçimde bünyesinde toplayan sembol bir yapı tanımlamak gerekirse, Etro projemizin manifestomuzun 2000’li yıllardan bugüne kadar evrimini en güçlü şekilde yansıttığını söyleyebilirim.

Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve bu hakimiyetin karşılığında onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz (yapı) malzeme hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

Biz mimarlıkta malzemeyi tek başına bağımsız bir nesne olarak ele almayız. Malzeme, ancak bütüncül bir mimari kurgu ve sistem içinde doğru yere oturduğunda gerçek anlamını ve değerini kazanır. Dolayısıyla doğrudan taş, seramik, cam veya ahşap demek yerine; tasarıma ‘kabuk ve deri’ sistemi üzerinden yaklaşıyoruz.

Bir bina tasarlarken onu canlı bir organizma gibi düşleyerek bir kabuk ve koruyucu bir deri kurgularız. Bu derinin dış katmanında seramik, doğal taş, cam ya da kompozit paneller kullanılabilir. Bizim için belirleyici olan malzemenin markası veya kendisi değil; kabuk sisteminin yapının iklimsel dengesine, ışık geçirgenliğine, enerji verimliliğine ve kentsel bağlamına nasıl hizmet ettiğidir. Sistem doğru kurulduğunda malzeme zaten kendi dilini konuşur.

MK EtroF03.1 07.1.1

Türkiye’nin yanı sıra Kazakistan ve Özbekistan’da da mimarlık ofisiniz bulunuyor.  Farklı coğrafyalarda çalışmak; mimari/tasarım dilinize ne gibi zenginlikler ekledi veya getirdiği zorluklar nedir?

Uluslararası arenada mimarlık yapmak çok katmanlı bir deneyimdir. Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan’ın yanı sıra Almanya’da beş yıldır aktif bir ofisimiz bulunuyor; geçmişte Afrika’da (Gana, Senegal) ve Orta Doğu’da da önemli ölçekli projeler hayata geçirdik. Farklı bir coğrafyada proje üretirken temel hedefimiz; yerel kültüre, iklim koşullarına, yaşam alışkanlıklarına ve finansal gerçekliklere tam uyum sağlayan, o kente kalıcı değer katan mekanlar inşa etmektir.

Geçmişte ülkemizde nasıl yabancı mimarlardan özgün ve vizyoner projeler bekleniyorsa, bugün faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda da yerel aktörler bizden aynı yenilikçi ve yüksek nitelikli yaklaşımı talep ediyor. En büyük zorluk ise, konsept aşamasında ortaya konan güçlü tasarım fikrinin uygulama ve ruhsat aşamalarında yerel regülasyonlar veya şantiye pratikleri nedeniyle aşınmasını engellemektir.

Bu zorluğu aşmak adına çalıştığımız ülkelerde bağımsız yerel tüzel ofisler kurduk. Böylece konsept tasarımdan ruhsat süreçlerine, detay mühendisliğinden şantiye denetimine kadar tüm aşamaları yerinde yönetiyor ve projenin tasarım omurgasını ödün vermeden hayata geçiriyoruz.

Murat Yilmaz esta 2

Son olarak Dome + Partners’in gelecek vizyonuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Dome Partners olarak küresel pazarda nitelikli projelere imza atmak en büyük önceliğimiz. Şu anda Almanya, Romanya, Macaristan ve Arnavutluk başta olmak üzere Doğu ve Orta Avrupa coğrafyasında proje geliştirme süreçlerimizi titizlikle sürdürüyoruz. Gelecek vizyonumuzda Londra gibi dünyanın mimarlık merkezlerinde de yer alarak, tabiri caizse mimarlık dünyasının ‘Şampiyonlar Ligi’nde kalıcı bir oyuncu olmak yer alıyor.

Ancak tüm bu başarı ve hedeflerin arkasındaki en temel faktör ekiptir. Bizim 10, 15, 20 yılı aşkın süredir omuz omuza çalıştığımız son derece güçlü bir partner ve çalışma kadromuz var. Zaten ismimizin arkasındaki ‘Partners’ (Ortaklar) tanımı lafta kalan bir ifade değil; bu çok sesli, idari ve mesleki ortak akıl kültürünün somut bir sonucudur. Çünkü mimarlıkta salt tasarım yeteneği sürdürülebilir bir başarı için yeterli değildir; güçlü bir yönetim, kurumsal hafıza ve sadakat şarttır. Bugün geldiğimiz ve yarın ulaşacağımız noktada en büyük gücümüz bu ortak vizyonu paylaşan çalışma arkadaşlarımızdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu