Mimari Tasarım

Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Erhan Vural

İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2026 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. E.V.A. – Erhan Vural Architecture + Urban Design Kurucusu Erhan Vural dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Erhan Vural, “Güçlü bir mimari fikir farklı uzmanlıkların katkısıyla derinleşiyor; mühendislikten peyzaja, sanattan teknolojiye uzanan bir düşünce ekosistemi içinde olgunlaşıyor. Bugün E.V.A.’daki çalışma kültürünü de bu açıklık, diyalog ve ortak akıl üzerine kuruyorum” dedi.

Yüksek Mimar Erhan Vural; yerel değerlerin ve gelenekten gelen tecrübenin çağdaş tasarım ilkeleri ve teknolojik altyapılarla harmanlandığı bir üretim sürecini benimsiyor. Bu tanım çerçevesinde kariyer yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz?

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Mimarlık yolculuğum, 2002 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki lisans eğitimimin ilk dersleriyle; İstanbul’u ve onun yaşam kültürünü anlamaya çalışarak başladı. Bu süreçte İstanbul gibi katmanlı ve eşsiz bir şehri derinlemesine yaşayarak deneyimlerken, bir yandan üniversitedeki mimarlık eğitimimle, diğer yandan katıldığım öğrenci proje yarışmalarıyla mimarlık kariyerimin yönünü çoktan belirlemeye başlamıştım.

Yüksek lisans çalışmamı mevcut yapıların yeniden kullanımı ve yeni işlevlerle geleceğe taşınması üzerine tamamladım. Mimarlığın zaman, hafıza ve dönüşümle ilişkisine odaklanan bu uzmanlık alanını bugün doktora seviyesinde sürdürüyorum. Akademik araştırmalarım ile mesleki pratiğimi birlikte yürütüyorum.

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »

Yaklaşık on beş yıl boyunca çok ortaklı bir oluşum olan Aboutblank’in kurucu ortaklarından biri olarak, bu oluşum içerisinde ekolojik yaşam köylerinden masterplanlara, toplu konutlardan yüksek yapılara ve kamusal alanlara uzanan farklı ölçeklerde projeler ürettim. 2023 yılında kurduğum E.V.A. – Erhan Vural Architecture + Urban Design ile bu birikimi daha kişisel ve yoğunlaşmış bir mimari çizgiye taşıdım. Bugüne kadar yaklaşık kırk projem ulusal ve uluslararası ödül aldı.

Erhan Vural EKAP7119 tcd © 2025

Mimarlık hiçbir zaman benim için proje üretimiyle sınırlı bir meslek alanı olmadı. Mesleki pratiğimin yani sıra üniversitelerin proje stüdyolarında yürütücülük üstleniyorum, ulusal ve uluslararası konferanslarda konuşmalar yapıyorum, proje yarışmalarında jüri olarak bulunuyorum, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği ve Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu yönetim kurullarında görev alıyorum. Akademik ve sivil toplum çalışmalarım aracılığıyla mimarlığın yaratıcı endüstrilerle ilişkisi üzerine üretiyor, alanın gelişimine katkı sunuyorum. Mimarlık, sanat, teknoloji ve araştırma arasındaki ilişkilerin yeni üretim alanları açtığına inanıyorum. Bu bağlamda sanatla buluşturduğum bazı dijital işlerim Dutch Design Week gibi uluslararası etkinliklerde sergilendi.

Portföyünüzde büyük ölçekli masterplanlar, ekolojik yaşam köyleri ve sürdürülebilir konut projeleri önemli bir yere sahip. Bu projelerde yerelliği benimserken tasarım aşamasında parametrik tasarım gibi bilgisayar destekli güncel teknolojilerden de yararlanıyorsunuz. Birbirine zıt gibi görünen bu ilişkiyi nasıl kuruyorsunuz?

Yerellik ile teknoloji arasında bir karşıtlık görmüyorum. Yerellik, geçmişte üretilmiş biçimleri tekrarlamanın ötesinde; bir coğrafyanın iklimini, topografyasını, malzemesini, üretim kültürünü ve yaşam alışkanlıklarını anlayabilme meselesi esasen. Teknoloji ise bu bilgiyi daha derinlikli analiz etmemize ve günümüzün ölçeklerine uyarlamamıza imkân tanıyor.

Erhan Vural ev msgsu bn 71
Erhan Vural

Parametrik tasarım ve bilgisayar destekli analizlerle birçok senaryoyu eş zamanlı sınayabiliyoruz. Yapı yoğunluğundan eğime yerleşme biçimlerine, cephe dolu boş oranlarından kütle hareketlerine kadar farklı verileri tasarımın aktif bir parçasına dönüştürüyoruz.

Parametrik tasarım benim için karmaşık geometriler üreten biçimsel bir araçtan çok; değişkenler arasındaki ilişkileri kuran, yerel veriyi tasarım kararına dönüştüren ve projenin farklı ölçeklerde tutarlı biçimde gelişmesini sağlayan bir düşünme yöntemi oldu hep. Teknolojiyi, coğrafyanın bilgisini görünür kılmak ve geleneksel yaşam pratiklerindeki çevresel zekâyı çağdaş koşullarda yorumlamak için kullanıyorum. Böylece yerelden beslenen, güncel yaşamla uyum kuran ve gelecekteki dönüşümlere cevap verebilen yerleşimler üretilebiliyoruz.

“Mimari manifestomdur” dediğiniz projeniz hangisidir? Manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş hâlidir?

Haydarpaşa Garı geri sahasında gerçekleştirdiğimiz TCDD Geçici Ofisleri ve Sanat Galerileri projesini mimari yaklaşımımın güçlü bir özeti olarak görüyorum. Proje, Haydarpaşa gibi endüstriyel ve kültürel hafızası son derece yoğun bir alanda, eski teknik ve depo yapılarının izleri üzerinde şekillendi.

Temel tavrımız ölçülü ve sessiz bir mimari oluştururken, yapısal ölçekte hafızayı bugüne taşıyan nüanslara yer vermeye çalışmaktı. Bu sebeple tasarladığımız yeni ofis yapıları alanın belleğini görünür kılan sakin bir arka plan oluştururken aynı zamanda da alanın hafızasındaki renklere, tonlara, izlere bir anlamda gönderme yapıyor. Eski yapıların ayak izleri korunurken geniş cam yüzeyler, korten çelik elemanlar, yaşlandırılmış sıva ve tuğladan oluşan cepheler ile titanyum çinko çatılar geçmişle bugün arasında katmanlı bir ilişki kuruyor.

Geçici ofis kullanımının ardından sanat galerilerine dönüşebilme potansiyeli tasarımın önemli kararlarından biriydi. Sökülebilir ve yeniden düzenlenebilir iç mekân sistemleri gelecekteki kullanımlara alan açıyor. Böylece yapının yaşam döngüsü uzarken kullanılan kaynakların değeri de korunuyor.

Erhan Vural EKAP7134 tcd © 2025

Projenin ArchDaily Building of the Year 2025’e aday gösterilmesi, BIG SEE Architecture Awards’da ödül alması ve Arkitera 2025 Mimarlık Yıllığı’na seçilmesi, geliştirdiğimiz yaklaşımın daha geniş bir mimarlık ortamında karşılık bulduğunu gösteriyor. Masterplan kararlarından itibaren benim elimden çıkması sebebiyle ve bağlama saygı, dönüşebilirlik, malzeme kullanımı, disiplinler arası çalışma ve mimarinin gerektiğinde geri planda durabilme cesareti gibi önemsediğim değerleri bir araya getirmesi sebebiyle mesleki yaklaşımımın inşa edilmiş bir manifestosu niteliğini taşıyor diyebilirim.

Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve bu hâkimiyetin karşılığında onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz yapı malzemesi hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

Kendimi en yakın hissettiğim malzemelerden biri tuğla. Topraktan gelen; su ve insan emeğiyle biçimlenip ateşle dönüşen ilkel, güçlü ve zamansız bir malzeme bence. Binlerce yıldır farklı coğrafyalarda varlığını sürdürebilmesi ve her çağa ve insan doğasına adapte olabilmesi, güncelliğini her daim koruması müthiş değil mi? Bunun sebebine ben biraz duygusal yaklaşıyor olabilirim çünkü bence en basit anlamıyla ölçülendirilmiş ve pişirilmiş bu toprak parçasının ölçüsü insan eliyle, karakteri de ateş ve zamanla yoğruluyor. Yaşlandıkça yüzeyindeki izler çoğalıyor ve yapının hafızasını taşımaya başlıyor, tıpkı bizim gibi.

Erhan Vural

Hayatımı şekillendiren iki temel disiplin olan mimarlık ve müzikte beni heyecanlandıran ortak noktalardan biri hep pişmiş toprağın bünyesinde taşıdığı yoğun enerji oldu. Bu malzemeden üretilen müzik ve ritim enstrümanlarına özel bir ilgim var. Pişmiş topraktan yapılmış bir ritim enstrümanında temel sesler bu enstrümana gerilmiş deriye vurulmasıyla elde edilse de “kick” dediğimiz en özel sesler ve efektler pişmiş toprak kısma vurulunca ortaya çıkıyor ve kompozisyon içinde mistik bir an yaratıyor.

Haydarpaşa projesinde de farklı tuğla çeşitleri ile kurduğumuz cephe dili, neredeyse 75 metreye varan uzun cephe kompozisyonunda önemli bir yer tutuyor. Ve proje kompozisyonundaki o en özel sesi, “kick”’i ortaya çıkarıyor.

Meslek yaşamınız boyunca kolektif iş birlikleri içerisinde olduğunuzu görüyoruz. MVRDV, KCAP, AECOM ve KKAA gibi uluslararası ölçekte saygın mimarlık ofisleriyle ortak projeleriniz oldu. Bu iş birliklerinin mimari yaklaşımınızı nasıl etkilediğiyle ilgili neler söylemek istersiniz?

Mimarlık, çok sayıda disiplinin, farklı bilgi alanlarının ve kültürel bakışın bir araya geldiği kolektif bir üretim biçimi. Meslek yaşamımın ilk zamanları boyunca kurduğum ortaklıklar, tasarımın bireysel bir ifadeden daha geniş bir düşünme ve müzakere alanına dönüşmesini sağladı.

MVRDV, KCAP, AECOM ve KKAA gibi farklı coğrafyalarda güçlü üretimler gerçekleştiren ofislerle çalışmak, aynı probleme çok farklı yöntemlerle yaklaşılabileceğini görmemi sağladı. Her ofisin ölçek, program, kent, veri, temsil ve tasarım sürecine ilişkin kendine özgü bir çalışma kültürü bulunuyor. Bu karşılaşmalar kendi yöntemlerimi geliştirmeme katkı sundu.

Bu iş birliklerinde yerel bağlamı, mevzuatı, kültürel kodları ve kullanıcı alışkanlıklarını uluslararası tasarım deneyimiyle buluşturan roller üstlendik. Projeler, farklı bakışların birbirini dönüştürdüğü ortak bir tasarım aklıyla gelişti.

Kolektif üretimin en değerli yanı, tasarımın başlangıçtan itibaren eleştiriye ve değişime açık hâle gelmesi. Güçlü bir mimari fikir farklı uzmanlıkların katkısıyla derinleşiyor; mühendislikten peyzaja, sanattan teknolojiye uzanan bir düşünce ekosistemi içinde olgunlaşıyor. Bugün E.V.A.’daki çalışma kültürünü de bu açıklık, diyalog ve ortak akıl üzerine kuruyorum.

Erhan Vural EKAPd 0078 tcd © 2025

Son olarak mimarlık sanatıyla ilgili nasıl bir mesaj vermek istersiniz? 

Bugün mimarlığın temel sorumluluklarından biri, hızla değişen dünyada kalıcı fakat “dönüşemeyen” değil, akılcı değer üretebilmek. Bunun için bulunduğumuz coğrafyanın bilgisini, güncel teknolojiyi ve geleceğe ilişkin belirsizlikleri aynı eşikte buluşturmamız gerekiyor.

Ben mimarlığı tamamlandığı anda sona eren bir kavram ya da hizmet olarak görmüyorum. Yapı, kullanıcılarıyla, çevresiyle ve zamanla birlikte dönüşen canlı bir süreç içerisinde var oluyorsa, mimarlık da öyle olmalı. İyi mimari; bu dönüşüme alan açabilen, kaynakları özenle kullanan mimaridir diyebilirim.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu