Türkiye’de mühendislik ve sanayiye adanmış bir ömür: Bedi Korun
İklimlendirme sektörünün duayen ismi, Form Şirketler Grubu Kurucu ve Onursal Başkanı Bedi Korun mühendislik ve sanayiye adanmış bir ömür geçirdi. İzmir’de 1930’da yaşama gözlerini açan Bedi Korun’un hayatı Türk iklimlendirme sektörünün tarihi gelişimiyle de paralel ilerledi. Korun’un önderliği, Form’un bir şirketten öte bir okul gibi faaliyet göstermesini sağladı. Form’da yetişen mühendisler, sektörün farklı alanlarında öncü roller üstlendi.
İLK YILLAR: BAHÇELİ BİR EVDE DOĞAN HAYALLER
Kasım 1930’da İzmir’in Güzelyalı semtinde dünyaya gelen Bedi Korun, çocukluk yıllarını bahçeli bir evde, sakin bir mahalle yaşamının tadını çıkararak geçirdi. Babası Süleyman Sabit Korun’un dava vekilliği yaptığı bu yıllar, Korun Ailesi’nin dayanışma ve sevgi dolu bir ortamda büyüyüp güçlendiği dönemlerdi. Evlerinin bahçesinde oynarken kurduğu hayaller, gelecekte onu bir lider ve vizyoner bir mühendis yapacak potansiyelin tohumlarını içeriyordu.
Sekiz yaşına geldiğinde, Güzelyalı’daki Müdafaa-ı Hukuk İlkokulu’na başladı. Burada matematikteki özel yeteneği hemen fark edildi. Bahri Bey adlı öğretmeni, “Sen mühendis olmalısın!” diyerek onun gelecekteki kariyer yolculuğuna ilk ışığı tuttu. Bedi Korun, bu teşviklerle hayallerini şekillendirdi.
Eylül - Ekim Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Ortaokul yıllarını ise Karataş Ortaokulu’nda geçirdi. Bu dönemde futbol ve atletizm gibi sporlara olan ilgisi dikkat çekiyordu.
Göztepe Genç Takımı’nda futbola başladı ve burada çeşitli başarılar elde etti. Ancak bir jimnastik antrenmanında yaşadığı sakatlık nedeniyle spora ara vermek zorunda kaldı. Fakat bu sakatlık, onun azmini kırmadı; aksine, onu başka alanlarda daha da başarılı olmaya yönlendirdi. Lise yıllarında babasının vefatı ve annesinin bir ev kadını olarak destekleyici rolü, onun kendi imkanlarını yaratma konusundaki azmini daha da arttırdı.

LİSE VE ÜNİVERSİTE YILLARI: HAYALLERDEN GERÇEKLERE
Bedi Korun, 1947 yılında liseyi bitirdikten sonra İstanbul Teknik Okulu’nun makine mühendisliği bölümünü kazandı. O dönemde İzmir’den katılan 12 kişi arasından kabul edilen tek kişi olması, onun azminin ve yeteneğinin bir kanıtıydı. İstanbul’da yaşamak ve okumak, onun için yeni bir dünyanın kapısını aralıyordu. Ailesinden uzakta olmanın zorluklarına rağmen, bu süreç, onun kişisel ve akademik anlamda olgunlaşmasına büyük katkı sağladı.
Üniversite yılları, zorlu ama bir o kadar da geliştirici geçti. Derslerinde öne çıkan bir öğrenci olan Korun, bu dönemde yarı zamanlı işlerde çalışarak hem maddi hem de teknik deneyim kazandı. İlk yaz tatilinde, İzmir Enternasyonal Fuarı’nda stant tabelaları ve dekorasyon işleri yaparak kendine gelir sağladı. Bu işler, ileride şekillenecek olan mühendislik kariyerinin ilk adımlarıydı. Her yaz, fuar için İzmir’e döndüğünde, dekoratif işler yaparak kazandığı parayı eğitimine harcadı. Korun’un çalışmaları o kadar etkileyiciydi ki, birçok işveren ondan ilham aldığını belirtmekten çekinmedi.
1953 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’nden mezun oldu ve hemen sonrasında Yapı Kredi Bankası’na bağlı Türk Motor AŞ’de işe başladı. Bu görevde, teknik bilgi birikimini pratiğe dönüştürme fırsatı buldu. Türkiye’nin ekonomik yapısı ve mühendislik ihtiyaçlarını anlamaya başladığı bu dönem, gelecekteki vizyonunu oluşturmasında önemli bir rol oynadı.
Türk Motor A. Ş. sonrasında, Emekli Sandığı’ndaki işi sayesinde Tarabya, Hilton ve benzeri otel projelerinde çalıştı ve klima sektörüyle tanıştı. Buradaki deneyimi, ilk yurt dışı bağlantılarını kurmasına ve Amerika’ya gitmesine vesile oldu.

AMERİKA YILLARI: GENİŞLEYEN UFUKLAR
Bedi Korun’un kariyerindeki önemli dönüm noktası, Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim alma kararıyla başladı. The City University of New York‘ta master yapmak üzere yola çıktığında, ailesinin ve çevresinin desteğini ardında hissediyordu. Ancak bu yolculuk, kolay bir yolculuk olmadı. Almanya’da bir süre çalıştıktan sonra Amerika’ya geçti ve orada hem eğitim hem de iş hayatını başarıyla yürüttü.
San Francisco’daki iş hayatı, onun için hem mesleki hem de kişisel gelişim anlamında bir dönüşüm dönemiydi. Tasarım mühendisliği yaptığı bu dönemde, disiplinli ve yaratıcı çalışma tarzıyla takdir topladı. Bu dönemde biriktirdiği tecrübeler, onun ileride Türkiye’ye döndükten sonra başlatacağı projelerin temelini oluşturdu.
Korun, New York’ta çeşitli projelere liderlik ederek, Amerikalı meslektaşlarından hem teknik bilgi hem de farklı bir bakış açısı kazanmayı başardı.
Amerika’da kaldığı yıllarda, mühendislik mesleğine olan yaklaşımı daha da gelişti. San Francisco’da kazandığı teknik deneyim, onu sadece bir mühendis değil, aynı zamanda bir girişimci olmaya hazırladı. Gözlemlediği teknolojiler, Türkiye’de benzeri olmayan yöntemlerdi ve Korun, bu tekniklerin bir gün ülkesine nasıl katkı sağlayabileceğini hayal etmeye başladı.

FORM ŞİRKETLER GRUBU: BİR HAYALİN GERÇEKLEŞMESİ
1964 yılında Bedi Korun, Amerika’da kazandığı bilgi ve deneyimlerle Türkiye’ye döndü ve 1965 yılında ağabeyi Yaşar Korun ile birlikte Form Kollektif şirketini kurdu. Başta Ankara’da 20 metrekarelik bir ofiste başlayan bu serüven, kısa sürede çok büyük başarılara ulaştı. Mekanik proje hizmetleriyle başlayan şirket, üretim ve taahhüt alanlarında da fark yaratmaya başladı.
1972’de, İstanbul-Ankara karayolu üzerinde açtıkları yeni fabrika, Form’un üretim kapasitesini ciddi oranda artırdı. Bu fabrikada, o dönemde Türkiye’de üretimi olmayan pek çok ekipmanı yerli olarak imal etmeye başladılar. Şirket, iklimlendirme sektöründe yenilikçi projeleriyle öne çıktı ve sektörün lider firmalarından biri haline geldi. Korun’un önderliği, Form’un sadece bir şirketten öte bir okul gibi faaliyet göstermesini sağladı. Burada yetişen mühendisler, sektörün farklı alanlarında öncü roller üstlendi.
Form’un ilk yıllarında karşılaştığı zorluklar, Korun’un liderlik vasfını daha da pekiştirdi. Malzeme tedarik sorunları, döviz kısıtlamaları gibi zorluklarla başa çıkmak için inovatif çözümler üreten Korun, Türkiye’nin mühendislik potansiyelini ileri taşımaya kararlıydı. 1980’lerde dış pazarlara açılma hamlesiyle, şirket uluslararası bir kimlik kazandı ve Korun’un vizyonu, dünya çapında takdir edilen projelere dönüştü.

SİVİL TOPLUM VE AKADEMİK KATKILAR
Korun’un iş hayatındaki başarısı, sadece ticari faaliyetlerle sınırlı kalmadı. Sektörün örgütlenmesine ve gelişmesine katkı sağlamak için İSKİD ve ISKAV gibi önemli kuruluşların kurucuları arasında yer aldı. İSKAV’ın kuruluşu sürecinde, sektördeki etik ilkelerin belirlenmesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin gelişimi için önemli katkılar sağladı.
Türk mühendislik dünyasında sivil toplumun önemine inanarak Türkiye’den ASHRAE’ye ilk ve yine Makine Mühendisleri Odası’na da (MMO) ilk kayıt olan üyelerden biri oldu. Bu tür organizasyonların sektöre kazandırdığı etik değerlerin önemini vurgulayarak sektörde birlik ve iş birliği kültürünün gelişmesine öncülük etti.
Korun ayrıca, sektörün tarihçesini ve Form Şirketler Grubu‘nun hikâyesini anlattığı iki kitap yayımladı: “Duayenlerin Tanıklığında Türkiye Klima Sektörü” ve “Form Tarihçe Kitabı”. Bu eserler, sektör önderleri ve akademisyenler tarafından önemli birer referans kaynağı haline geldi.
Form Şirketler Grubu Kurucusu Bedi Korun, kitaplarında sadece mühendislik bilgisini değil, aynı zamanda iş hayatında karşılaşılan zorlukları ve bu zorlukların nasıl aşılabileceğini de samimi bir dille anlattı. Her bir sayfa, onun liderlik anlayışını ve vizyonunu yansıtan bir rehber niteliğindeydi.

GENÇLERE İLHAM: BİR USTANIN TAVSİYELERİ
Korun, genç mühendislere daima şu tavsiyelerde bulunurdu: “Yaratıcı olun, esnek kalın ve öğrenmeye açık olun. Hedeflerinizi her zaman büyük tutun ve karşılaştığınız her zorluğu bir fırsat olarak görün.” Bu yaklaşım, Korun’un kariyerindeki başarılarının temelini oluşturan felsefeydi.
Gençlere verdiği ilham, sadece sözlerinde değil, bizzat hayat hikâyesinde de saklıydı. Her başarısının arkasında, sabır, azim ve yorulmak bilmeyen bir çalışma temposu vardı.
ÇALIŞMA HAYATINDAN ANILAR
Bedi Korun’un uzun ve dolu dolu geçen kariyer yolculuğunda, meslek hayatı boyunca unutulmaz olaylar ve tecrübeler yer aldı. Korun, yaşadığı bu anıları samimi bir dille anlatmaktan her zaman büyük keyif aldı ve bu anılar hem meslektaşları hem de sektör çalışanları için önemli dersler barındırdı.
- Emekli Sandığı ve Almanya’daki deneyim
Korun, 1953 yılında Yıldız Teknik Okulu’ndan mezun olduktan sonra NATO’da göreve başladı. Daha sonra Emekli Sandığı’nda çalışma fırsatı buldu.
Burada Tarabya Oteli projeleri üzerinde çalışırken Genel Müdür Nuri Kınık ile yaşadığı bir diyalog, Korun’un ufkunu genişletmesinde büyük bir rol oynadı. Kınık, Korun’un teknik bilgi birikimini daha da geliştirebilmesi için onu Almanya’ya gönderdi. Korun, burada konakladığı otelin her ayrıntısını inceleyerek görgünün ve deneyimin meslek üzerindeki etkisini bir kez daha fark etti.
- Priz krizi
1957 yılında, Eskişehir Porsuk Oteli’nin projelerinde, elektrik prizlerinin banyoda bulunması gerektiği için ciddi bir tartışma yaşandı. Elektrik Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, projeleri priz nedeniyle reddetti ve bu durum bir krize yol açtı. Ancak bakanlıklar arası yapılan görüşmeler sonrasında, otel banyolarında priz kullanımı ilk kez onaylandı. Bu kriz, banyo donanımında çağdaş bir yaklaşımın benimsenmesini sağladı.
- Diyarbakır SSK Hastanesi
1967 yılında Diyarbakır SSK Hastanesi’nin klima tesisat ihalesinde yaşanan ilginç bir olay, Korun’un meslek hayatında unutamadığı anılardan biri oldu. Klimayı “kilim” olarak anlayan iki müteahhit, şans eseri ihaleyi kazandıktan sonra destek istemek zorunda kaldı. Bu olay, sektördeki bilgi eksikliğinin ve teknik kapasite sorunlarının gözler önüne serilmesine neden oldu.
- Ankara fabrikası ve yeniden doğuş
1998 yılında Ankara’daki fabrikanın yanması, Korun için büyük bir kayıp olsa da yeniden inşa süreci onun kararlılığının bir göstergesi oldu. Yıllarca süren hukuk mücadelesine rağmen sigorta ödemesi alınamadı, ancak Korun, bu sürecin kendisine ve sektöre önemli dersler verdiğini belirtti. Korun’un, sanayicilikte yaşanabilecek çetin durumlarla ilgili söylediği şu sözler hafızalara kazındı: “Sanayiciyseniz, mutlaka bir sigorta danışmanınız olmalı.”

BİR ÖMRE SIĞAN MİRAS
Bedi Korun, sadece sektörünün değil, Türkiye’nin mühendislik tarihinin de önemli bir figürü oldu. Onun öyküsü; azim, çalışma ve yaratıcılıkla yoğunlaşan bir hayatın hikâyesiydi. Bu miras hem sektöre yaptığı katkılarla hem de yetişmesine öncülük ettiği yeni nesillerle yaşamayı sürdürecektir. Korun’un adını taşıyan projeler, onun vizyonunu ve liderliğini geleceğe taşımaya ve mühendislik dünyasında kalıcı izler bırakmaya devam edecektir.








