Mimari Tasarım

Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Ali Manço 

İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2025 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. Manço Mimarlık Yönetici Ortağı Ali Manço dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Manço, “Dijital altyapının en önemli bileşeni olan veri merkezleri; enerji santralleri kadar, temiz su şebekesi kadar hayati tesisler. Belli bir ekonomik büyüklüğe erişmiş tüm yerleşim yerleri için ayrı ayrı veri merkezleri inşa edilmesi kaçınılmaz. Büyük miktardaki enerji ve su tüketimi de veri merkezlerini özellikle sürdürülebilirlik anlamında mühendislik ve mimarlığın en çok kafa yorması gereken tipolojilerin en üst sırasına koyuyor” dedi. 

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Manço Mimarlık, 1970 yılında Aytaç Manço tarafından kuruldu. Babanızdan devraldığınız bu mirası nasıl ileriye taşıyorsunuz? Ofisin 50 yılı aşkın deneyimini genç kadroyla nasıl harmanlıyorsunuz?

    Mimarlık ofisini devralmak belli bir ürünü, pazarı, müşteri havuzu olan bir işletmeyi devralmaya benzemiyor; aslında devralınan mimarlık mesleğine tutku, iş ahlakı, özen, insan ilişkileri konusundaki terbiye oluyor. Bunlar da uzun vadede asıl önemli olanlar. Ne mutlu ki gerek mesleki gerek insani konularda babam Y. Mimar Aytaç Manço gibi çok istisnai ve örnek bir kişi tarafından yetiştirildim.

    ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

    Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

    İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

    Dergiyi Oku »

    2001 yılında yüksek lisanstan mezun olup iş ararken 11 Eylül saldırıları gerçekleşti ve ben de ABD’den dönüp ofise katıldım. Geldiğim dönemde de zaten inşaat sektöründe 1999 Marmara Depremi durgunluğu sürüyorken üstüne bir de 2001 ekonomik krizi geldi.

    HATAY IL OZEL IDARESI
    Hatay İl Özel İdare Yarışma Projesi

    2001-2007 yılları arasında daha önceden babamın almış olduğu işlere devam ettik, bazı büyük yurtdışı projeler üzerinde çalıştık, birçok küçük ölçekli yapı tasarladık ve iç mimari tasarımlar yaptık. 2007 başlarında şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kasımpaşa Ek Hizmet Binası olarak kullanılan Akplaza İş Merkezi projesini aldık ve bu işle birlikte halen tüm projeleri birlikte tasarladığımız Y. Mimar Zühtü Usta aramıza katıldı.

    2007’de başlayan ve 2014’te biten Akplaza o günkü yaşımıza göre oldukça büyük ve uzun soluklu bir proje oldu. Çok büyük bir heyecan ile çalıştığımız bu işte hem büyük deneyim kazandık hem de projenin yavaşladığı dönemlerde ulusal ve uluslararası yarışmalara girmeye başladık. Tasarım anlamında kendini geliştirme, yeni konular öğrenme ve ofisi tanıtma adına çok önemli fırsatlar olarak gördüğümüz yarışmalara katılmaya halen devam ediyoruz.

    Farklı tipolojiler üzerine çalışmak, yeni yapı türlerini, işlevleri öğrenmek bize çok büyük keyif veriyor. Bu sayede tasarım yelpazemiz camiden veri merkezine dek çok farklı konularla genişledi.

    Her projeye; konuya ve yere ilişkin derin bir araştırma süreciyle başlıyoruz. Tüm ekip olarak herkesin farklı önerilerini serbestçe tartışıyoruz ve kimin ürettiğinden bağımsız en doğru çözüm üzerinden ilerliyoruz.

    Ali Manco
    Mimar Ali Manço

    İletişim ve tasarım yazılım teknolojileri sayesinde mekândan ve zaman aralıklarından bağımsız, sonuç odaklı, esnek bir çalışma biçimimiz var. Tabii bunun başarılı olabilmesi ancak karşılıklı güven ve uyum ile olanaklı. Gerek proje konuları gerekse de işverenler ve ekip arkadaşlarımız konusunda seçici olmayı ve onlarla uzun soluklu ilişkiler yürütmeyi yeğledik hep. Babamın döneminde de böyleydi, halen de böyle devam ediyor.

    Hem mimarlık hem de inşaat mühendisliği eğitimi aldınız? Söz konusu iki disiplini harmanlamanız tasarım ve inşa sürecinde hangi avantajları beraberinde getiriyor? Görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

    Türkiye; mimarlığın bütçe, süre, uzmanlık, yönetmelikler, beklentiler yönünden çok kısıtlı olduğu bir ülke. Mimari tasarımda gerek maliyet gerekse de inşa edilebilirlik anlamında neyi yapabileceğinizi, neyi yapamayacağınızı baştan öngöremezseniz başarılı olma şansınız sıfır. Zaten babamın ofisinde geçirdiğim sürede, eşlik ettiğim toplantılarda bu gerçeğin farkına varmıştım ama inşaat ve çevre mühendisliği fakültesinde gördüğüm eğitim benim piyasanın gerçeklerine daha da kolay adapte olmamı sağladı.

    Böylelikle tasarım sürecinde bir adım ötesini daha iyi öngörebildim, maliyet ve planlama kaygılarını daha iyi anlayabildim ve mimari tasarımın işlev ve estetik dışındaki hedeflere yönelik çözümler de sunabilmesini daha çok başarabildim diye düşünüyorum. Bunlar olmadan kimseyi kolay kolay ikna edemez, tasarımlarımızın inşa edilebilmesini sağlayamazdım. 

    Tabii yüksek lisans eğitimi kazanımlarım bununla sınırlı değil. O dönem ABD ordusuna da eğitimler veren Kolombiya asıllı Prof. Jorge Vanegas’tan aldığım “çevreye duyarlı tasarım ve yapım” dersi ile 2000 yılında sürdürülebilirlik kavramı ile tanıştım ve o günden bu yana en önemli mesleki ilgi ve araştırma konularından biri oldu benim için.    

    Veri merkezleri tasarım ve inşası Manço Mimarlık’ın uzmanlık alanlarında biri. Veri merkezlerinin tasarımında kritik unsurlar nelerdir? Sizce bu yapılar gelecekte mimarlık gündeminde nasıl bir yer edinecek?

    Veri merkezi tasarımı diğer yapı türlerinden birçok konuda farklı, en temel fark da insan için değil barındırılan cihazlar için tasarlanıyor olmaları. En basit anlamda dev bir bilgisayar kasası inşa ediyorsunuz. 365 gün, 24 saat hiç durmadan çalışması gereken tesisin içi IT cihazları, onu besleyen elektrik alanları ve soğutan mekanik ekipmanlar ile dolu. Böylesi teknik yönü ağırlıklı ve hassas bir projede tasarımın eksik veya hatalı olma şansı yok, sorunların şantiye aşamasında yerinde giderilmesi olanağı yok. Mühendislik disiplinleri ile tam uyumlu, işletme aşamasında minimum risk ve arıza yaşanacak bir tasarım yapmanız gerek. Mühendisliğin ön plana çıktığı, mimari tasarımın da bunları koordine ettiği, yapıyı bunlara göre biçimlendirdiği bir tasarım süreci.

    Mardin Cami Yarisma Projesi
    Mardin Cami Yarışma Projesi

    Mimari tasarımda dikkat edilmesi gereken temel konular nedir dersek, bunları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

    • Güvenlik: Bu arsa seçimi ile başlıyor. Sel, heyelan alanlarında yer almama, yanıcı, patlayıcı tesislere yakın olmama, hatta otoyollara belli mesafede olma, uçuş güzergahları üzerinde olmamaya varan kriterler var. Arsanın belli olduğu durumda da vaziyet planından kat planlarına dek çok katmanlı bir güvenlik senaryosuna göre tasarım yapılması, kullanıcıların yetki düzeylerine göre mahallere erişimlerinin düzenlenmesi gerekiyor.
    • Teknik hacim boyutları: Seçilen güç ve soğutma sistemine göre hacimlerin boyutlandırılması gerekiyor. Bu sistemlerin tasarımının hem yedekli olması hem de ekstrem iklim koşullarına uygun yüksek kapasiteli cihazlara göre yapılması çok önemli. Tüm mimari çözümlerin cihaz giriş çıkışlarına, arıza anında müdahaleye izin verecek biçimde tasarlanması şart.
    • Elektrik ve mekanik tesisat ile uyum: Cihazlar gibi bunlar arasındaki kablolama ve kanal geçişlerinin, buralara erişim noktalarının mimari tasarımda dikkate alınması şart.
    • Esnek ve modüler tasarım: Özellikle sunucuların bulunduğu “beyaz alan” diye adlandırılan ve veri merkezinin kalbi olan hacimlerin bölünebilir veya etaplı olarak arsa içinde farklı zamanlarda inşa edilebilir tasarlanması çok önemli. Bir projenin beyaz alanlarının tamamı bir kuruma kiralanmayabiliyor veya bunların tamamı ilk günden işletilmeye başlanmayabiliyor. Tüm bu senaryolara uygun bir mimari tasarım olması şart.
    • Yedeklilik: Projeden beklenen performans seviyesine göre 2N veya 2N+1 yedeklilik doğrultusunda elektrik ve mekanik alanlar ortaya çıkıyor. Tasarımın en başından itibaren bu büyük teknik alanların dikkate alınması gerek.
    • Soğutma: Farklı veri merkezi soğutma yöntemleri var, alttan, yandan, üstten. Beyaz alanları ve mekanik alanları en baştan bunlara göre tasarlamaya başlamak gerekiyor.
    • Yangın: İçerideki cihazlar çok değerli, cihazlardaki veri daha da değerli. Dolayısıyla yangın konusunda gerek can güvenliği gerekse de cihaz güvenliği sağlamak adına en üst düzey önlemleri tasarıma yansıtmak gerekiyor.
    • Yapısal dayanıklılık: Gene yangında olduğu gibi çok değerli cihaz ve verinin depremden, hatta olası patlama veya saldırılardan ciddi hasar almaması gerekiyor. Hem gerekli teknik alan boyutlarını sağlayan hem de depreme çok dayanıklı bir taşıyıcı sistem tasarlanması, mimarinin bununla tam uyum içinde olması gerekiyor.
    • Yalıtım: Sonradan tamirat ve müdahale olanağı olmayan tüm yalıtım detaylarının tasarımda dikkate alınması çok önemli. Özellikle küresel ısınma ile artan yağış şiddetlerine karşı su yalıtımı önlemleri eksiksiz alınmalı.
    • Kullanıcı mahalleri: Veri merkezi personel adetleri bina boyutlarına oranla çok küçük ancak çok kalifiye ve kritik bir ekip söz konusu. Tesislerin de genelde kent merkezlerinden uzakta, sosyal donatılardan uzak olduğu göz önüne alınarak sadece ofis ve izleme mekanları değil sosyal alanlar, dinlenme alanları, hatta konaklama alanları da mutlaka tasarlanmalı.

    Dijitalleşme nedeniyle dünya üzerinde üretilen veri son yıllarda müthiş bir hızda artıyordu zaten, buna bir de yapay zekâ devrimi eklenince küresel olarak veri merkezlerine talep inanılmaz bir oranda artış gösterdi. Şu anda ABD, Çin, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafında her biri milyarlarca dolarlık “hiper-ölçek” veri merkezleri inşa ediliyor. Bunların çoğu yapay zekâyı eğitme amaçlı, çok yüksek performanslı özel tesisler.

    KAR APARTMANI
    Kar Apartmanı

    Bunların dışında da artan bulut bilişim kullanımı nedeniyle daha küçük ölçekli, konvansiyonel veri merkezlerine gereksinim de hız kesmeden artıyor. Gerek verinin kullanıcıya coğrafi yakınlığının önemi, gerekse de ülkelerin ve firmaların kendilerine ait veri üzerindeki hükümranlık istekleri nedeniyle veri merkezlerinin yalnızca belli ülkelerde kümelenme şansı yok.

    Dijital altyapının en önemli bileşeni olan veri merkezleri enerji santralleri kadar, temiz su şebekesi kadar hayati tesisler. Dolayısıyla belli bir ekonomik büyüklüğe erişmiş tüm yerleşim yerleri için ayrı ayrı veri merkezleri inşa edilmesi kaçınılmaz.

    Bu anlattığım işlevsel öneminin yanı sıra çok büyük miktardaki enerji ve su tüketimi de veri merkezlerini özellikle sürdürülebilirlik anlamında mühendislik ve mimarlığın en çok kafa yorması gereken tipolojilerin en üst sırasına koyuyor.

    “Mimari manifestomdur” dediğiniz projeniz hangisidir? Manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş halidir?

    Bizim tüm projelerimizde iki temel ilkemiz var. Birincisi tasarımın yapının işlevine ve yerine “özgü” olması, ikincisi de “sürdürülebilir” olması. Burada sürdürülebilirlikten kastımız dar anlamda enerji, su tasarrufu sağlamak, çatıya güneş panelleri yerleştirmek değil. Siz istediğiniz kadar yeşil bina özelliklerini kullanın, en üst düzey sertifikaları alın, kullanıcıyı gerek yapıyı kullanma anlamında gerekse de o yapıdan yarar elde etme anlamında tatmin etmeyen, estetik özellikleri kullanıcı ve çevresi tarafınca benimsenmeyen, bulunduğu bağlama değer katmayan bir yapının “sürdürülebilir” olma şansı yok. O yapı ya ciddi tadilatlardan geçerek istenen özelliklere getirilecek, yani özgün tasarımı sürdürülmeyecek ya da kullanıcıların ilgisini yitirerek bakımsızlık ile çürüyecek, sonunda da yıkılıp gidecek.

    Bizim tüm bunları en çok başarabildiğimiz projemiz bence “Mardin’de Cami” yarışma projemiz.

    Bu projemiz gerek yapıların bulunduğu mahallede bir sosyal odak haline gelmesini sağlayacak kamusal işlevleriyle, gerek yaya dolaşımını çevre sokaklardan içine çeken yerleşim planıyla, gerek arazi ile bütünleşen böylelikle “toprağa” simgesel göndermeler yapan, aynı anda pasif yöntemler ile enerji tüketimini azaltan kütle kompozisyonuyla, gerekse de yerel mimariyi cephe kurgusu ve doğal malzeme anlamında yeniden yorumlamasıyla yukarıda saydığım ilkeleri yansıtabildiğimiz bir tasarım oldu.

    BEYOGLU BELEDIYESI EK HIZMET BINASI
    Beyoğlu Belediyesi Ek Hizmet Binası

    Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve bu hakimiyetin karşılığında onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz malzeme hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

    Zamansızlığı, dayanıklılığı, katmanlı ve rastlantısal dokusu, estetik değerini yitirmeden eskimesi ile doğal taş en sevdiğim yapı malzemesi. Ne yazık ki doğal taşı gerçekleşen projelerimizin hiçbirinde istediğimiz ölçüde kullanamadık. Ya işleve uygun olmadı ya da bütçeye. Bu nedenle vereceğim örneklerin tamamı yarışma projeleri veya avan proje önerileri. Bunlardan bir kısmı çeşitli uluslararası ödüller aldı, Beyoğlu Belediyesi için hazırladığımız proje ise doğal taşın mimarideki kullanımına ilişkin yazılmış “Doğal Taşın Öyküsü” isimli kitapta örnek olarak yer aldı.

    İlgili Makaleler

    Başa dön tuşu