Mimari Tasarım

Türkiye’nin saygın mimarları İnşaat Dünyası Dergisi’ne konuşuyor: Kurtul Erkmen

İnşaat Dünyası Dergisi Eylül-Ekim 2025 sayısında “Mimarlar Ne Diyor?” özel dosyasında Türkiye’nin saygın mimarlarını ağırlamaya devam ediyor. KG Mimarlık Kurucusu Kurtul Erkmen dosya çerçevesinde sorularımızı yanıtladı. Erkmen, “Mimari manifestom var demek çok iddialı olur. Belli bir tasarım anlayışını, işlevin, estetiğin, dayanıklılığın, bağlamın, kültürel katmanların kısaca son derece karmaşık verilerin ele alındığı, hiçbirinin diğeri adına feda edilmediği bir yolda yürüyorum” dedi. 

Pimapen insaatdunyasi BANNER

Mimar Sinan Üniversitesi’nde 1983’te yüksek mimar olarak mezun oldunuz. Aynı zamanda mimar bir aileden geliyorsunuz. Kariyer yolculuğunuz çerçevesinde modern mimariye yaklaşımınız nasıl evrildi?

Babamın mimar olmasının çocukluk yıllarımdan itibaren üzerimde büyük etkisi olduğuna inanıyorum. Evde sürekli bakılan mimarlık dergileri, içerde bir odada duran çizim masası, üzerinde T cetveli ve gönye, pergel, özel çizim kalemleri vs. Bugün müzelik sayılabilecek araç gereçlerle büyümek mesleği tanımayı olanaklı hale getiriyor, kolaylaştırıyor.

ID Eylul Ekim 2026 Kapak 1

Eylül - Ekim Sayısı Yayında!

İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.

Dergiyi Oku »
Kurtul Erkmen Semerkant
Semerkand

Üniversite yılları ise evde mimarlık üzerine bitmeyen konuşmalar bazen tartışmalar ile geçiyor. Bu mesleki anlamda zenginleştirici ortamın insanın yolunu çabuk bulmasında hızlandırıcı etkisi oluyordur. Mimariyi salt kozmetik sonuçlar üretebilecek bir araç olarak görmeyip, en iyi fotoğrafları veren cephelerden ibaret sanmayıp, işlevin önemini, doğru çözümlerin değerini babamla o yıllarda yaptığım tartışmalara borçluyum muhakkak.

Kurtul Erkmen
Kurtul Erkmen

Ben 80’li yıllarda mezun oldum, babam ise 50’li yılların mezunu. Aradaki 30 sene yeni teknikler, malzemeler ve talepler üzerinden şekillenen bazı yeniliklere kapı açıyor. Hiç birşey aynı kalmıyor, değişiyor. Ancak değişmeyen ortak paydaların farkına vararak, var olduğunu bilerek meslek icra etmek meslekte zamanla olgunlaşan bir mimar için olası iken gençlik yıllarında bu bilincin gelişmesi önemli bulduğum bir ayrıcalık.

Dijitalleşme ve yapay zekâ, mimari tasarım süreçlerinizi nasıl dönüştürüyor? KG Mimarlık, geleneksel mimari ile söz konusu yenilikleri nasıl harmanlıyor? 

Yapay zekâ henüz çok yeni ve tüm meslekleri, yaşam biçimlerini, üretim ve tüketim şekillerini, sosyal ilişkileri değiştirme potansiyeline sahip. Şu an geldiği nokta yeterli değil, bilmek ve takip etmek lazım ama yapay zekâ uygulamaları henüz ofiste diğer tasarım ve çizim programlarının yerini almış değil.

Öte yandan uzun zamandır kullandığımız ve her geçen gün gelişen çeşitli digital araçlar projeleri neredeyse bitmiş gibi gösterebiliyor. Temsil araçlarının bugün ulaştığı nokta bir önceki neslin hayal edemeyeceği seviyede. Eskiden yapılan çizimler, perspektifler, maketler sonuçta proje hakkında bir hayal kurdururdu. İşverenin anlayışı veya kavrayışı devreye girerdi. Bugün tamamen gerçekçi renderler ile hayale yer bırakmayan görüntüler üzerinden projeyi anlatıyoruz. İşveren talebi bu yönde.

Feshane
Feshane – İstanbul

Buraya kadar anlattıklarım sorunuzun geleneksel- günümüz ikiliğine proje üretimi ve temsili anlamında cevap olabilir. Parametrik tasarım ya da Zaha Hadid veya Frank Gehry’nin kullandığı özel programlar yardımı ile mimarinin nasıl eşi benzeri görülmemiş yepyeni formlar olarak ortaya çıktığı ayrı bir konu.

Üretim şekillerini de etkileyen söz konusu digital programlar her bir parçanın ayrı ayrı numaralanarak bilgisayarlardan direkt üretim araçlarına gönderilmesini sağlıyor. Baştan böylesi bir yöntem seçerek projeye başlamak tasarım yapma biçiminizi de yeniden şekillendirir. Milyon dolarlar ile sahip olunabilen bu programlar buna uygun ekonomiye sahip gelişmiş ülkelerde ortaya çıkabiliyor doğal olarak.  

KG Mimarlık, Romanya ve Kazakistan’da ofisler kurarak yurtdışına açıldı. Farklı coğrafyalarda çalışmanın tasarım dilinizde ne gibi zenginlikler veya zorluklar getirdiğini düşünüyorsunuz?

Hem Romanya’da hem Kazakistan’da ofis kurarak deneyim elde ettik. Bu doğru. Ancak KG Mimarlık yurtdışında Rusya, Yunanistan, Suudi Arabistan, Libya, Amerika, Türkmenistan, Özbekistan gibi ülkelere de projeler yaptı. Yabancı bir coğrafyaya proje hazırlamak ile yabancı bir ülkede ofis sahibi olmanın bazı farkları var. O nedenle ilgili ülkelerde ofis yönetimi konusuna girmeyeyim. Proje ve tasarım anlamında bir değerlendirme yapayım. Biz genellikle projenin konusu üzerine yoğunlaşıyoruz.

Kurtul Erkmen mimar

Bir ülkede yaptığımız proje ille de o ülkenin görsel hafızasına göndermeler yapsın gibi bir önşartımız yok. Bu tür imajler üzerinden yerelleşmek yerine ülkenin, o coğrafyanın iklimi, malzemeleri, kullanıcı alışkanlıkları ve beklentilerine odaklanıyoruz. Tüm çalışmalarımızı kopya veya taklit üzerinden değil çağdaş mimarlık üzerinden nasıl yapabiliriz diye kurguluyoruz. O nedenle tasarım anlayışımızın özü değişmiyor. Mesela Semerkand da bir proje yaptık, Paris’te olsa öyle çıkmazdı. Ama bunun sebebi iklimsel ve kültürel farklılıklardı.

Medine’de bir otel yaptık özellikle düğün için ayrılan alanların o coğrafyadaki kullanım özelliklerini öğrenip tasarlanması gerekti. İstanbul’dan çok farklı kullanılıyor o salonlar. Bu örnekler arttırılabilir.

Sorunuza geri dönecek olursak tüm farklı veriler ve beklentiler alıştığımız yaklaşımları yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Bu durum kendi kendimizle yeni bir hesaplaşma yaratıyor, yeni çözümler bulma sürecinin bir parçası oluyor. Bazen ortaklıklar yapıyor, katkı alıyoruz. Ofis olarak bizi zorlayan ama zenginleştiren, olgunlaştıran bu süreçleri seviyoruz.

“Mimari manifestomdur” dediğiniz projeniz hangisidir? Manifestonuzun hangi önemli değerlerinin hayata geçmiş halidir?

Böyle bir projem var demem. Her bir proje kendi içinde beni yansıtan ve bazen belli ölçüde yansıtmayan zorunluluklardan kaynaklanan parçalara sahip olabiliyor. Mimari manifestom var demek zaten çok iddialı olur. Belli bir tasarım anlayışını, işlevin, estetiğin, dayanıklılığın, bağlamın, kültürel katmanların kısaca son derece karmaşık verilerin ele alındığı, hiçbirinin diğeri adına feda edilmediği bir yolda yürüyorum.

Moda kavramlara da çözümlere de itibar etmiyorum. Geriye baktığımda tüm projelerimde bu anlamda ortak paydalar olduğunu görüyorum. 2 m2 projem de var, 250.000 m2 projem de var… Her biri ayrı anlamlarda kıymetli benim için. Şanslıyım çünkü işverenlerimin karışıp bozduğu projem pek yok. Belki vardır geçmişte, pek hatırlamıyorum. Dolayısıyla bu proje beni hiç yansıtmıyor diyeceğim bir iş yok en azından.

Kurtul Erkmen1

Yakın olduğunuz, doğasına hâkim olduğunuz ve bu hakimiyetin karşılığında onun da sizin dilinizden anladığına emin olduğunuz malzeme hangisidir? Bu malzemenin yer aldığı, öne çıkan projelerinizden örnekler verebilir misiniz?

Farklı dönemlerimde farklı malzemelere yakınlık duydum. Ahşap, taş gibi doğal malzemeler her zaman tercih edeceğim vazgeçmeyeceğim malzemeler. Ama cam, çelik, metal, beton gibi endüstriyel malzemelerden de beni memnun eden sonuçlar elde ediliyor. Nasıl kullandığınızla, konuya yatkınlığıyla ilişkili bir durum. Bu nedenle malzemeler arasında kolayca geçiş yapabilirim.

Tek bir malzeme ile özellikle belli ölçeklerin üzerinde projelerde sonuca gidilemeyeceği fikrindeyim. O nedenle bir mimarın kullanabileceği tüm malzemeler hakkında fikri ve bilgisi olmalı diye düşünüyorum. 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu