Emre Ünaldı: Cephe sektöründe hedef katma değerli üretimi artırmak
İnşaat Dünyası Dergisi Mayıs Haziran 2026 sayısında “Çatı-Cephe-Yalıtım” özel dosyası çerçevesinde CEPHEDER Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ünaldı’yi ağırladı. Cephe sektörünün doğrudan ve dolaylı etkileriyle milyarlarca dolarlık ekonomik hacim oluşturduğuna dikkat çeken CEPHEDER Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ünaldı, “Ancak bizim asıl hedefimiz yalnızca ihracat rakamlarını büyütmek değildir. Katma değerli üretimi artırmak, markalı Türk cephe sistemlerini dünya pazarında daha güçlü hale getirmek ve teknik standartlarımızı uluslararası ölçekte kabul gören bir seviyeye taşımaktır” dedi.
CEPHEDER, inşaat ve cephe sektörü ile ilgili sorularımıza başlamadan önce Emre Ünaldı’nın CEPHEDER Başkanlığı’na uzanan kariyer yolculuğu ile ilgili kısaca bilgi verir misiniz?
Yaklaşık 40 yılı aşan bir sektör geçmişine sahip bir aile yapısının içerisinde büyüdüm. Çocukluk yıllarımdan itibaren üretim sahasının, şantiyenin, satışın, uygulamanın ve sahadaki teknik problemlerin içerisinde oldum. Bu süreç bana yalnızca ticareti değil; üretimin disiplinini, mühendisliğin önemini ve sektörün sürdürülebilir şekilde büyümesi için gerekli olan kurumsal yapının değerini öğretti.
Bugün geldiğimiz noktada cephe sistemleri sektörü artık yalnızca bir yapı elemanı üretim alanı değildir. Cephe sistemleri; enerji verimliliği, yangın güvenliği, sürdürülebilirlik, deprem dayanımı, mimari estetik ve şehir kimliği açısından stratejik öneme sahip bir sektör haline gelmiştir.
Mayıs - Haziran Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
CEPHEDER’in kuruluş amacı da tam olarak bu noktada şekillenmiştir. Bizler CEPHEDER çatısı altında yalnızca üreticileri değil; mimarları, mühendisleri, uygulamacıları, tedarikçileri ve sektörün tüm paydaşlarını ortak bir vizyonda buluşturmayı hedefliyoruz.
Başkanlık sürecimde en büyük önceliğimiz; sektörümüzü daha kurumsal, daha sürdürülebilir, daha güvenli ve uluslararası ölçekte daha rekabetçi bir yapıya taşımaktır. Türkiye’nin cephe sektöründe çok ciddi bir üretim gücü ve mühendislik altyapısı bulunuyor. Biz artık yalnızca üretim yapan değil; standart belirleyen, teknoloji geliştiren ve dünya pazarında yön veren bir ülke olmak zorundayız.

CEPHE SEKTÖRÜ GÜÇLÜ ÜRETİM ALTYAPISINA SAHİP
Türkiye’de 2026 yılı itibariyle cephe sistemleri sektörünün büyüklüğü ve ihracat rakamlarıyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Türkiye cephe sektörü bugün yalnızca iç pazara çalışan bir yapıdan çıkmış; Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Türk Cumhuriyetleri ve birçok farklı coğrafyada proje gerçekleştirebilen güçlü bir üretim altyapısına ulaşmıştır.
Özellikle alüminyum cephe sistemleri, kompozit sistemler, sandviç panel çözümleri, çelik yapı bileşenleri ve yüksek performanslı cephe uygulamalarında Türk firmalarının ciddi bir mühendislik kabiliyeti bulunmaktadır.
Bununla birlikte sektörümüz son yıllarda küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, enerji maliyetleri, ham madde fiyatlarındaki oynaklık ve finansmana erişim problemleri nedeniyle önemli sınavlardan geçmektedir. Buna rağmen Türk üreticisi refleksi güçlü, adaptasyon kabiliyeti yüksek ve çözüm odaklı bir yapı sergilemektedir.
Bugün geldiğimiz noktada cephe sektörünün doğrudan ve dolaylı etkileriyle milyarlarca dolarlık ekonomik hacim oluşturduğunu görüyoruz. Ancak bizim asıl hedefimiz yalnızca ihracat rakamlarını büyütmek değildir. Katma değerli üretimi artırmak, markalı Türk cephe sistemlerini dünya pazarında daha güçlü hale getirmek ve teknik standartlarımızı uluslararası ölçekte kabul gören bir seviyeye taşımak zorundayız.
Türkiye’nin üretim gücü çok yüksek. Bundan sonraki süreçte kalite, sertifikasyon, sürdürülebilirlik ve mühendislik kabiliyeti rekabetin ana belirleyicisi olacaktır.

MALİYET ARTIŞLARI SEKTÖR ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR
Alüminyum, cam ve çelik gibi temel girdilerde küresel fiyat dalgalanmaları devam ediyor. Üreticinin maliyet baskını yönetebilmesi için CEPHEDER olarak önerdiğiniz çözümler nelerdir? Sektörün kamudan beklentisi nedir?
Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan savaşlar, enerji krizleri, lojistik problemleri ve finansal dalgalanmalar; üretim yapan tüm sektörleri olduğu gibi cephe sektörünü de ciddi şekilde etkiledi. Özellikle alüminyum, çelik, cam ve kimyasal bazlı ürünlerde yaşanan maliyet artışları sektör üzerinde önemli baskılar oluşturuyor.
Ancak burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Cephe sistemleri yalnızca maliyet odaklı değerlendirilebilecek ürünler değildir. Cephe; yapının güvenliği, enerji performansı, dayanımı ve uzun ömürlü kullanım kalitesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu nedenle yalnızca fiyat odaklı rekabet anlayışı sürdürülebilir değildir.
CEPHEDER olarak sektörümüzde:
- Kalite odaklı üretim kültürünün güçlendirilmesini,
- Teknik standartların yaygınlaştırılmasını,
- Sertifikasyon süreçlerinin desteklenmesini,
- Yerli üretimin teşvik edilmesini,
- Enerji verimli üretim yatırımlarının artırılmasını önemsiyoruz.
Kamudan beklentimiz ise özellikle:
- Finansmana erişimin kolaylaştırılması,
- İhracat desteklerinin artırılması,
- Teknik denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi,
- Kayıt dışı ve standart dışı üretimin önüne geçilmesi,
- Sürdürülebilir üretim yatırımlarının teşvik edilmesi yönündedir.
Sektörümüz güçlüdür. Ancak güçlü sektörlerin sürdürülebilir büyümesi için öngörülebilir ekonomik ortam ve sağlıklı rekabet şarttır.
TÜRK ÜRETİCİSİ HIZLI ADAPTE OLABİLEN GÜÇLÜ BİR SANAYİ KÜLTÜRÜNE SAHİP
CEPHEDER global pazarda daha rekabetçi olmak için nasıl bir yol haritası izliyor? Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon vergisi ihracat yapan yerli üreticiyi nasıl etkiliyor?
Dünya artık yalnızca üretim kapasitesine bakmıyor. Karbon ayak izi, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve çevresel uyumluluk artık uluslararası ticaretin temel parametreleri haline geldi.
Avrupa Yeşil Mutabakatı süreci özellikle ihracat yapan üreticiler açısından yeni bir dönemin başlangıcıdır. Karbon vergileri ve çevresel regülasyonlar önümüzdeki süreçte maliyet yapısını doğrudan etkileyecektir. Bu süreci doğru okumayan firmaların rekabet gücü ciddi şekilde zarar görebilir.
CEPHEDER olarak üyelerimizin:
- Sürdürülebilir üretim altyapılarını geliştirmelerini,
- Enerji verimliliği yatırımlarını artırmalarını,
- Çevresel sertifikasyon süreçlerine adapte olmalarını,
- Dijital üretim ve izlenebilirlik sistemlerini güçlendirmelerini çok önemsiyoruz.
Türkiye’nin bu dönüşüm sürecini tehdit olarak değil; fırsat olarak görmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü Türk üreticisi hızlı adapte olabilen güçlü bir sanayi kültürüne sahiptir.
Doğru yatırımlarla Türkiye, Avrupa’nın en önemli yüksek performanslı cephe sistemleri üretim merkezlerinden biri olabilir.
CEPHE SİSTEMLERİ YÜKSEK MÜHENDİSLİK GEREKTİRİR
Dijital proje yönetimi ve BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) kullanımı cephe tasarımında hata ve maliyetleri nasıl etkiledi? CEPHEDER üyelerinin dijitalleşme süreçleriyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Cephe sistemleri yüksek mühendislik gerektiren kompleks yapılardır. Günümüzde artık yalnızca estetik değil; statik performans, enerji verimliliği, yangın dayanımı, hava-su geçirimsizlik performansı ve uygulama hassasiyeti de aynı anda yönetilmek zorundadır. Bu nedenle dijitalleşme sektörümüz için bir tercih değil; zorunluluktur.
BIM sistemleri sayesinde:
- Proje süreçleri daha kontrollü ilerliyor,
- Disiplinlerarası koordinasyon güçleniyor,
- Saha hataları azalıyor,
- Maliyet yönetimi daha sağlıklı hale geliyor,
- Zaman kayıpları minimize ediliyor.
Özellikle büyük ölçekli projelerde dijital modelleme sistemleri ciddi avantaj sağlıyor.
CEPHEDER olarak üyelerimizin dijital dönüşüm süreçlerini destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde sektörümüzde yalnızca üretim kapasitesi değil; veri yönetimi, dijital mühendislik ve teknik analiz kabiliyeti de rekabetin önemli bir parçası olacak.
DEPREM ÜLKESİ TÜRKİYE’DE CEPHE GÜVENLİĞİ HAYATİ ÖNEMDE
Deprem kuşağındaki Türkiye’de cephe sistem/çözümlerinin sismik yükler altındaki davranışı hayati öneme sahip. Kentsel dönüşüm sürecinde cephe güvenliği denetimleri sizce yeterli mi? Öneriniz nedir?
Türkiye bir deprem ülkesidir. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Cephe sistemleri yalnızca binanın dış kaplaması değildir. Cepheler; rüzgâr yükü, deprem hareketleri, termal genleşme, taşıyıcı sistem davranışı ve yangın güvenliği gibi birçok kritik parametre altında çalışan mühendislik sistemleridir.
Bu nedenle özellikle yüksek yapılarda ve yoğun insan kullanımına sahip projelerde cephe güvenliği hayati öneme sahiptir.
Kentsel dönüşüm süreci Türkiye için çok önemli bir fırsattır. Ancak burada yalnızca yapıların yenilenmesi değil; doğru mühendislik yaklaşımıyla güvenli yapı kültürünün oluşturulması gerekir.
Bizim görüşümüz;
- Proje tasarım süreçlerinin,
- Malzeme seçimlerinin,
- Statik hesapların,
- Uygulama detaylarının,
- Saha montaj kalitesinin çok daha etkin şekilde denetlenmesi gerektiği yönündedir.
Özellikle standart dışı malzeme kullanımı ve yalnızca maliyet odaklı uygulamalar uzun vadede ciddi riskler oluşturabilir.
CEPHEDER olarak sektörümüzde:
- Teknik eğitimlerin artırılmasını,
- Bağımsız test kültürünün yaygınlaştırılmasını,
- Yangın ve deprem performans kriterlerinin güçlendirilmesini,
- Uygulama ve montaj denetimlerinin daha sistematik hale getirilmesini önemsiyoruz.
Unutulmamalıdır ki cephe sistemleri yalnızca estetik değil; doğrudan can güvenliğiyle ilişkili yapılardır.

Son olarak CEPHEDER Yönetim Kurulu Başkanı olarak sektöre hangi mesajı vermek istersiniz?
Türkiye cephe sektörü çok büyük bir potansiyele sahiptir. Güçlü üretim altyapımız, mühendislik kabiliyetimiz ve dinamik sanayi kültürümüz sayesinde dünya pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğimize inanıyoruz. Ancak önümüzdeki dönemde rekabetin temel unsuru yalnızca fiyat olmayacaktır.
Kalite, sürdürülebilirlik, mühendislik, sertifikasyon, dijitalleşme ve güvenlik kavramları sektörümüzün geleceğini belirleyecektir.
CEPHEDER olarak hedefimiz; sektörümüzü daha kurumsal, daha güçlü, daha güvenli ve uluslararası ölçekte daha saygın bir yapıya taşımaktır.
Kamu, üniversiteler, mimarlar, mühendisler, üreticiler ve tüm paydaşlarla birlikte hareket ederek Türkiye’nin cephe sektörünü dünya çapında örnek gösterilen bir noktaya taşımayı amaçlıyoruz.
Çünkü biz cepheyi yalnızca yapı kabuğu olarak değil; mühendisliğin, güvenliğin, estetiğin ve sürdürülebilirliğin birleşim noktası olarak görüyoruz.






