İnşaat firmanız büyümesini durdurduysa ne yapmalısınız?

Canlılar için büyümenin bir noktada durması, ardından yaşlanmanın ve beraberinde küçülmenin başlaması doğaldır. Ancak insanın kurduğu firmalarda sürecin aynı şekilde işlemesini beklemek pek doğru olmayacaktır. Organizasyonlar, artık onlara ihtiyaç duyulmadığında ya da kaynakları kötü yönetildiklerinde ölürler. Ölüm, kimi zaman sessizce, kimi zaman da kendini göstere göstere gelir. Ama bu kritik süreç, ne yazık ki önlem almaktan çok, inkâr edilerek, yaşananların geçici bir süreç olduğu düşünülerek geçirilir. Doğaldır, hiçbir ölümü kabul etmek kolay değildir. Hele de tırnaklarınızla kazıyarak kurduğunuz firmanızın sonunun gelmekte olduğunu…
Bugün dünya üzerinde sanayileşme döneminin öncesinde kurulmuş ve hala ayakta olan çok sayıda firma var. İlginçtir, en uzun ömürlü firma, 578 yılında Budist tapınakların onarım işiyle faaliyetlerine başlayan bir Japon inşaat firması; Kongo Gumi. 1.400 yılı aşkın süre kesintisiz faaliyet gösteren firma, Ocak 2006’da zor zamanlar geçirip iflas ediyor ve Takamatsu İnşaat Grubu tarafından satın alınıyor. Türkiye’deki en eski firma ise 1623’te İstanbul’da kurulan dünyanın en büyük müzik aleti, zil ve baget üreticilerinden biri olan Avedis Zildjian firması. Firma bugün ABD’de Massachusetts’te faaliyetlerine devam ediyor. O zaman, hızla yükseliş gösteren firmanızın büyümesi önce yavaşlayıp, sonra duruyorsa, ölümünü beklemek yerine nerelerde hata yapılıyor diye sormak daha doğru bir yaklaşım.

Danışmanlık verdiğim inşaat şirketlerinde zaman içinde büyümenin durması ve sonrasında küçülmenin yaşanmasıyla sık karşılaştım. Bu noktada, ilk yaptığım iş, firmaların büyüme engellerini belirlemek oldu. Ağırlıkla gördüğüm, doğru insan eksikliği ve departmanlar arasındaki kopukluktan kaynaklanan organizasyon sorunlarıydı.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
İnşaat işine başladığınızda birçok konu basit, hatta ilk zamanlar eğlencelidir. Her şeyin kontrolü sizdedir, teklifleri kendiniz fiyatlandırırsınız, tüm sözleşmeleri detaylıca inceleyip kendiniz imzalarsınız, önemli kararları tek başınıza verirsiniz, tedarikçileri ve alt yüklenicileri siz seçersiniz. Bütün bunlar sizi işin başında fazlasıyla tatmin ederken, bu çalışmaları yapmaktan öyle fazla bir rahatsızlık duymazsınız.
Bu özverili çalışmanızla firmanız kısa sürede piyasada iyi bilinir bir duruma geldi, güzel işler alıp, gün geçtikçe büyüyorsunuz. Artan iş hacminin üstesinden gelmek için birkaç saha çalışanı ve kendiniz için iyi bir yardımcı işe aldınız. Tüm çalışanlar doğrudan size rapor veriyor ve sürekli sizin gözetim ve talimatınız altında. Daha çok iş almaya başladınız. İnşaat sektöründeki firmaların büyüme hikâyesi hemen hemen bu şekildedir ve birbirine çok benzer.
Doğru işler yapmaya devam ettikçe işe yeni insanları almaya başlarsınız. Beraberinde nakit akışı her zamankinden daha önemli bir hale gelir. Fakat personel sayınız arttıkça her işe aldığınız insanın, o işin başındaki çekirdek ekibinizdeki insanların kalitesinde olmadığını fark etmeye başlarsınız.
Şirketiniz büyüdükçe, sonunda kişisel sınırlarınıza ulaşırsınız ve mevcutta yaptığınızdan çok daha fazla işi kaldıramayacağınızı fark edersiniz. Artık takviminizde bırakın boş günü, boş saatiniz yoktur, haftanın yedi günü on saatin üzerinde çalışıyorsunuz ve her gün, daha da stresli hale geliyordur. Siparişlere, sözleşmelere, toplantılara, taleplere, çalışan sorularına, evrak işlerine ve sorunlara yetişemezsiniz.
Çoğu şirketin büyümesi, işletme sahibinin kendi başına yapabilecekleri, mikro yönetebilecekleri ve kontrol edebilecekleri bir yere ulaştıktan sonra durur.
Şirketinizin büyümesi durdu mu?
Şirketin büyümesinin durduğuna ilişkin belki en önemli göstergelerden biri, firma sahibinin harcadığı tüm çaba ve yaşadığı stresin karşılığında yeterince para kazanmamasıdır. İşi kuran kimse öyle bir noktaya gelir ki, profesyonel olarak farklı bir iş yerinde çalışsa şu anda kazandığından daha iyi bir geliri olacaktır.
Tüm vaktinizi mevcut işlerin takibine harcadığınızda, şirketinizin büyümesini sürdürmek için yeterince gözlem yapmaya, yenilikleri ve gelişmeleri takip etmeye zamanınız olmaz. Farkında olmadan aynı işleri tekrar ettiğiniz bir döngünün içinde bulursunuz kendinizi.
Artık kendi başınıza daha fazla iş yapamayacağınız noktaya gelmişinizdir. Sizin bütün programınızı altüst eden ve şirketinizin gelişmesini engelleyen günlük denetim faaliyetlerinden kendinizi kurtarmanız gerekir. Bunun çözümü de projelerinizi yürütmek için deneyimsiz yöneticileri veya şantiye çalışmaları için daha ucuz çalışanları işe almak değildir.
O zaman çözüm nedir?
İşletmenizi büyütmek için sorunun büyük olasılıkla siz olduğunun farkına varmalısınız. Kontrol edici bir yönetim tarzı ve işinizi yürütmek için çoğu kararı kilit yöneticilere devretme konusundaki isteksizliğinizle şirketinizin ilerlemesinin önüne duvar örüyorsunuz. Bu noktada yapacağınız ilk şey; büyümeye devam eden başarılı şirketlerin iş yapım metodolojilerini anlamaya çalışmaktır. Şirketinizin yapmadığı neyi doğru yapıyorlar?
Başarılı inşaat şirketleri, bir işi nasıl yürüteceğini, projeleri yönetmeyi ve üretken ekipleri verimli bir şekilde denetlemeyi bilen, kilit liderlerden oluşan, güçlü ve deneyimli bir yönetim ekibine sahiptir. Bu üst düzey şirketlerin sahipleri, alt yüklenicilerle müzakere etmez, işleri sürekli denetlemez (belirli dönemlerde raporlar üzerinden bu denetimleri yapar), ekip veya ekipman planlamaz, malzeme sipariş etmez veya projenin ayrıntılarıyla ilgilenmez.
İşlerin delege edilmesi, firma sahibinin işini bırakıp, uzun tatillere çıkması demek değildir. İşletme sahibi, istenen sonuçlara ulaşmak doğrultusunda çalışanlarını sorumlu tutmak için periyodik toplantılarla hedefler belirleyerek yönetim ekibini yönetir.
İşlerinizi, sürekli gözetiminiz ve mikro yönetiminiz olmadan doğru bir şekilde yapabilecek deneyimli profesyonel yöneticilere nasıl devredebilirsiniz? Belki de cevaplamanız gereken en önemli soru bu; işi kimlere, nasıl delege edeceğiniz ve sistem için de bunun kontrolünün nasıl yapılacağı…
Büyüyen şirketlerin tek bir ortak noktası vardır, o da işlerini büyütmeye odaklanmalarıdır. Bu noktada yapılacak işlerden biri de stratejik bir iş geliştirme planının hazırlanması ve bu planın sağlıklı bir şekilde uygulanmasıdır.
Firmanız hangi büyüklükte olursa olsun, sürekli güncelleyerek takip edeceğiniz bir “Hedef Müşteri Listeniz” olmalıdır.
Özellikle yurtdışındaki potansiyel pazarlar titizlikle incelenmeli ve bu doğrultuda hızla eyleme geçilmelidir. İnşaat sektörünün en büyük avantajlarından biri Ortadoğu, Rusya – Türki Cumhuriyetler, Afrika ve son yıllarda Avrupa pazarına açılabilme imkânıdır.
Büyümeye mi odaklanacaksınız, yoksa elinizdeki işleri tamamlamaya mı? Bu sorunun cevabı tabii ki her ikisidir. O zaman şöyle sorarsak daha iyi olur. Kim büyümeye odaklanacak, kim işi yapmaya odaklanacak? Tabii ki işi kuran, işin sahibi büyümeye, ekibi de işi yapmaya.
Kritik dönemlerde aldıkları sağlıklı kararlarla güçlenen firmalarımızın sayısının her geçen gün artması dileğimle…








