Erdal Eren: Türkiye müteahhitlik sektörü Construction Summit 2026 ile uluslararası deneyimini teknoloji ve inovasyonla birleştirmeyi hedefliyor
İnşaat Dünyası Dergisi Mayıs-Haziran 2026 sayısında “Ayın Konuğu” bölümünde Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren’ı ağırladı. Türk müteahhitlik sektörünün Construction Summit Türkiye 2026 ile uluslararası alandaki deneyimini teknoloji ve inovasyonla birleştirerek yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağını belirten TMB Başkanı M. Erdal Eren, “Zirve; kamu kurumları, özel sektör, uluslararası finans kuruluşları, akademi ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirerek sektörün geleceğini birlikte tartışma zemini oluşturacaktır. Dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, sürdürülebilir yapı malzemeleri, döngüsel ekonomi ve büyük ölçekli projelerin finansmanı gibi başlıkların ele alınması, sektörün küresel rekabet gücünü artıracaktır” dedi.
Türkiye Müteahhitler Birliği TMB, inşaat sektörü ve Construction Summit Türkiye ile ilgili sorularımıza başlamadan önce M. Erdal Eren’ın TMB Başkanlığı’na uzanan kariyer yolculuğu ile ilgili kısaca bilgi verir misiniz?
1952 yılında Bitlis’te doğdum. Eğitim hayatıma Bitlis’te başlayıp Diyarbakır’da tamamladıktan sonra, 1975 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Meslek hayatıma aynı yıl Devlet Su İşleri’nde proje kontrol mühendisi olarak adım attım. Ardından özel sektörde, MNG Şirketler Grubu’nda şantiye şefliğinden genel müdürlüğe uzanan çeşitli görevler üstlendim. Daha sonra NUROL İnşaat’ta genel müdür olarak çalıştım.
Sektörle olan bağım sadece profesyonel görevlerle sınırlı kalmadı. Türkiye Müteahhitler Birliği’nde 2002-2004 yılları arasında Başkan Vekilliği, 2004-2011 yılları arasında ise Başkanlık görevini yürüttüm. Bunun yanı sıra DEİK Başkan Yardımcılığı ve TOBB Uluslararası Müteahhitlik Hizmetleri Sektör Meclisi Başkanlığı gibi görevlerde bulundum.
Mayıs - Haziran Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
2011-2021 döneminde TMB Yüksek Danışma Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendim. 1996 yılından bu yana GÖÇAY İnşaat’ta Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. 30 Mart 2021 itibarıyla yeniden Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanlığı görevine seçildim. Meslek hayatım boyunca edindiğim tüm bu deneyimlerin, bugün sektöre daha geniş bir perspektiften katkı sunmama imkân sağladığını düşünüyorum.

İNŞAAT SEKTÖRÜ TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR ALAN
İnşaat sektörü Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak kabul görüyor. Bu yıl ve 2027’de sektörün büyüme hedefleri ve ülke ekonomisindeki payı hakkında neler söylemek istersiniz?
İnşaat sektörü Türkiye ekonomisinde uzun yıllardır lokomotif rol üstlenen, 200’ün üzerinde alt sektöre doğrudan talep ve istihdam etkisi yaratan stratejik bir alandır. 2025 yılında sektörümüz, küresel ölçekteki belirsizlikler ve jeopolitik risklere rağmen %10,8 oranında büyüme kaydederek ekonominin üzerinde performans göstermiştir. Bu büyüme, özellikle deprem bölgesindeki yeniden imar faaliyetleri, kentsel dönüşüm çalışmaları ve kamu yatırımları ile desteklenmiştir.
2026 yılının ilk çeyreğine baktığımızda ise sektörün 13 çeyrektir devam eden kesintisiz büyüme eğilimini koruduğunu görmekteyiz. Ancak bu büyümenin büyük ölçüde kamu yatırımları ve yeniden imar faaliyetlerine dayanması, sürdürülebilirlik açısından önemli bir tartışma alanı oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde sektörün büyüme performansının yalnızca üretim hacmiyle değil; konuta erişilebilirlik, finansman koşulları, maliyet yönetimi ve yeşil dönüşüm uyumu ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
İnşaat Güven Endeksi’nin yılın ilk çeyreğinde 100 eşik değerinin altında seyretmesi de bu temkinli görünümü desteklemektedir. Bu çerçevede sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi; özel sektör yatırımlarının yeniden güçlenmesine, finansmana erişimin iyileştirilmesine ve kamu-özel dengesinin daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasına bağlıdır.

SEKTÖRÜN DÖNÜŞEN İHTİYAÇLARI CONSTRUCTION SUMMIT TÜRKİYE FİKRİNİ DOĞURDU
TMB bu yıl ilk kez Construction Summit Türkiye zirvesi ile inşaat sektörü paydaşlarını Ankara’da buluşturuyor. Construction Summit Türkiye fikri hangi ihtiyaçtan doğdu? Sektöre hangi avantajları sağlayabilir?
Türkiye Müteahhitler Birliği olarak hayata geçirmeyi planladığımız “İnşaat Zirvesi Türkiye” fikri, sektörün dönüşen ihtiyaçlarından doğmuştur. Günümüzde inşaat sektörü yalnızca üretim kapasitesiyle değil; dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yenilikçi malzeme kullanımı, karbon azaltımı ve finansman modelleri gibi çok boyutlu başlıklarla yeniden şekillenmektedir. Bu dönüşüm sürecinde sektörün tüm paydaşlarını aynı platformda bir araya getiren, bilgi paylaşımını güçlendiren ve ortak akıl geliştiren bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. CST 2026 tam olarak bu ihtiyaca yanıt vermeyi amaçlamaktadır.
Zirve; kamu kurumları, özel sektör, uluslararası finans kuruluşları, akademi ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirerek sektörün geleceğini birlikte tartışma zemini oluşturacaktır. Dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, sürdürülebilir yapı malzemeleri, döngüsel ekonomi ve büyük ölçekli projelerin finansmanı gibi başlıkların ele alınması, sektörün küresel rekabet gücünü artıracaktır. Ayrıca bu zirve, Türk müteahhitlik sektörünün uluslararası alandaki deneyimini teknoloji ve inovasyonla birleştirerek yeni iş birliklerine zemin hazırlayacaktır.
ENERJİ VE İŞÇİLİK MALİYETLERİ; PROJE SÜRE VE YATIRIM KARARLARINI ETKİLİYOR
İnşaat maliyet endekslerindeki değişimler ve iş gücü maliyetleri, projelerin temin sürelerini nasıl etkiliyor? Maliyet baskısına karşı kredi ve teminat mektuplarına erişimde yaşanan zorluklar nedir?
2026 yılı verileri, inşaat maliyet endeksinin yüksek seyrini sürdürdüğünü göstermektedir. Şubat ayında maliyet endeksi aylık %1,51, yıllık %25,72 artarken; malzeme endeksi yıllık %23,73, işçilik endeksi ise %29,12 oranında yükselmiştir. Bu tablo, firmalarımızın kârlılıklarını doğrudan etkileyen önemli bir baskı unsurudur. Enerji ve işçilik maliyetlerindeki artış, aynı zamanda proje süreleri ve yatırım kararlarını da doğrudan etkilemektedir.
Özellikle finansman maliyetlerinin yüksek seyri, yeni proje başlangıçlarını yavaşlatmakta ve sektörde temkinli bir yatırım ortamı oluşturmaktadır. 2026 yılının ilk çeyreğinde İnşaat Güven Endeksi’nin eşik değer olan 100’ün altında kalması da yatırım iştahındaki sınırlılığı açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum hem konut üretimi hem de ticari gayrimenkul yatırımları üzerinde belirleyici olmaktadır.
Öte yandan finansmana erişim ve teminat mektubu teminindeki zorluklar, özellikle orta ve küçük ölçekli firmalar açısından nakit akışı yönetimini daha da kritik hale getirmektedir. Bu koşullar altında sektörümüz, üretim kapasitesini korumakla birlikte daha temkinli bir yatırım yaklaşımı sergilemektedir.

TÜRKİYE MÜTEAHHİTLİK SEKTÖRÜ 138 ÜLKEDE 13 BİNE YAKIN PROJEYE İMZA ATTI
Türkiye, “Dünyanın En Büyük 250 Müteahhidi” listesinde her yıl üst sırada yer alıyor. Bu pozisyonu korumak ve pazar payını artırmak için hangi yeni coğrafyalara odaklanıyorsunuz?
Türk müteahhitlik sektörü bugün 138 ülkede yaklaşık 13 bine yakın projeye imza atmış ve toplamda 560 milyar ABD dolarına ulaşan bir proje portföyüne sahiptir. ENR listelerinde 45 firmamızla dünya ikinciliğimizi korumamız, sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Bugün itibarıyla sektörümüz; Körfez ülkeleri, Irak, Türkmenistan ve Orta Asya başta olmak üzere geleneksel pazarlardaki güçlü konumunu sürdürmektedir.
Bunun yanında Romanya ve Polonya başta olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde de altyapı projeleriyle etkinliğimizi artırmış durumdayız. Ayrıca, son dönemde özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde önemli proje hacimleri üstlenilmiş olup, bu bölgeler sektörümüz için stratejik önemde olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin ve finansman koşullarının bu pazarlarda proje karar süreçlerini etkileyebileceği de dikkate alınmalıdır.
Sektörümüzün rekabet gücü; yüksek mühendislik kapasitesi, zamanında teslim yetkinliği ve esnek proje yönetimi kabiliyetinden kaynaklanmaktadır. Bu yapı, Türk müteahhitlerinin küresel pazarda güçlü bir konumda kalmasını sağlamaktadır.

TEKNİK MÜŞAVİRLİK VE MÜHENDİSLİK KAPASİTEMİZ DE ULUSLARARASI KONUMA SAHİP
Teknik müşavirlik ve mimari tasarım gibi katma değeri yüksek alanlarda uluslararası rekabet gücümüzle ilgili görüşleriniz nelerdir?
Türk müteahhitlik sektörü yalnızca uygulama gücüyle değil, aynı zamanda teknik müşavirlik ve mühendislik kapasitesiyle de uluslararası alanda önemli bir konuma sahiptir. ENR listelerinde yer alan teknik müşavirlik firmalarımız, bu gücün en somut göstergesidir. Yurt dışı projelerde elde edilen deneyim, tasarım, mühendislik, lojistik ve finansman yönetimi alanlarında önemli bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Bu birikim, sektörümüzün katma değeri yüksek alanlarda da rekabet edebilmesini sağlamaktadır.
Özellikle karmaşık altyapı projelerinde mühendislik yetkinliği, proje yönetimi becerisi ve zamanında teslim kabiliyeti Türk firmalarını öne çıkarmaktadır. Bu durum, sadece inşaat üretimi değil; aynı zamanda tasarım ve danışmanlık hizmetlerinde de uluslararası güvenilirlik oluşturmaktadır. Teknik müşavirlik firmalarımızın katkısı, Türk müteahhitlerinin küresel ölçekte “öncü kuvvet” olarak konumlanmasını desteklemektedir.

YAPI GÜVENLİĞİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK
Deprem baskısı altındaki Türkiye’de yapı stoku ve altyapı projelerinin kalitesini artırmak amacıyla hangi adımlar atılmalı?
Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması, yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm konularını ertelenemez bir zorunluluk haline getirmektedir. 6 Şubat depremleri, bu gerçeği tüm boyutlarıyla bir kez daha ortaya koymuştur. Bugün ülkemizde her yıl ortalama 800 bin ila 1 milyon yeni konuta ihtiyaç duyulmakta; buna deprem sonrası ortaya çıkan ek ihtiyaçlar da eklendiğinde bu rakam daha da artmaktadır.
Ayrıca riskli yapı stokunun büyüklüğü, kentsel dönüşümün ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, yapı denetim süreçlerinin güçlendirilmesi, müteahhitlik sınıflandırma sisteminin daha etkin hale getirilmesi ve proje bazlı kalite kontrol mekanizmalarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca finansman modellerinin güçlendirilmesi, arsa maliyetlerinin azaltılması ve özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi dönüşüm sürecinin hızlanması açısından kritik rol oynamaktadır.
Türkiye Müteahhitler Birliği olarak, güvenli ve dirençli şehirlerin oluşturulmasını yalnızca sektörün değil, ülkemizin ortak sorumluluğu olarak görmekteyiz. Kentsel dönüşümün hızlandırılması, gelecek nesiller için güvenli yaşam alanlarının oluşturulması açısından stratejik bir zorunluluktur.






