TALSAD Genel Sekreteri Erol Metin: Alüminyum ihracatında Avrasya’nın en önemli üreticisiyiz
Türkiye, 2020 yılında alüminyum üretim ve ihracat seviyesini koruyabilen ender ülkeler arasında yer aldı. Başarıda önemli bir rol üstlenen ve 50’nci yılını kutlayan Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği’ni (TALSAD) ve sektörde yaşanan gelişmeleri, TALSAD Genel Sekreteri Dr. Erol Metin ile konuştuk.
Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) kuruluşunun 50’nci yılını kutluyor. Derneğin yarım asırlık öyküsünü genel hatlarıyla sizden öğrenebilir miyiz? TALSAD hangi amaçlar çerçevesinde kuruldu, yıllar içinde nasıl bir gelişim gösterdi?
Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) 15 Mart 1971 yılında kurulmuş ve kısa zamanda gelişerek Türk alüminyum sektörünün temsilcisi haline gelmiştir. 1989 yılında T.C. Bakanlar Kurulu kararı ile unvanında “Türkiye” ibaresinin kullanım hakkı verilmiş, böylece derneğimiz sektörümüzü yurtiçinde ve yurtdışında Türkiye ismi altında temsil etme yetkisine ulaşmıştır. Günümüzde TALSAD, alüminyum sektörünün tüm iş kollarına yayılmış, 78 üyesi ile birlikte Türkiye alüminyum sektörünü yurt içinde ve yurt dışında temsil eden, ülkemize her yıl 3 milyar doların üzerinde ihracat girdisi sağlayan önemli bir sivil toplum örgütü olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Türk alüminyum sektörü, 2020 yılını nasıl tamamladı? Pandemi sürecinin alüminyum sektörüne etkileri ne yönde oldu? Bu dönemde alüminyum sektöründe üretim süreçleri nasıl işledi?
2020 yılının, COVID-19 pandemisinin yarattığı ağır küresel zorluklara rağmen Türkiye alüminyum sektörümüz için diğer ülkelerin alüminyum sektörlerine kıyasla olumlu geçtiği söylenebilir. Türkiye alüminyum sektörünün küresel pandemi şartlarına rağmen geldiği durumu, hem 50 yıllık tarihçesi hem de son yıllarda küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler ile birlikte değerlendirmekte yarar görüyoruz.
Temmuz - Ağustos Sayısı Yayında!
İnşaat sektöründeki güncel projeler ve özel röportajlarla dolu yeni sayımızı hemen şimdi okuyun.
Son üç yıl; küresel ticareti etkileyen, önemli bir ihracatçı endüstri alanı olan alüminyum sektörümüzü de uluslararası piyasalarda zorlayan pek çok gelişmeye sahne oldu. ABD ve Çin arasında başlayarak küresel bir alana yayılan ticaret savaşları, alüminyum sektörünü pek çok açıdan etkileyen gelişmeleri beraberinde getirdi. Anti-damping soruşturmaları ile değişen gümrük vergileri ve regülasyonlar Türkiye’de alüminyum sektörünü etkileyen dış etkenler oldu. Buna rağmen, Türkiye alüminyum sektörü küresel piyasalardaki rekabetçi konumunu muhafaza edebildi. TALSAD, güçlü üyeleri ve derneğin uluslararası sektörel kuruluşlardaki etkinliği sayesinde, ticaret savaşları ortamından darbe almadan geçebilmeyi başarmıştır. Bunu, sektörümüzün güçlü üretim yapısı ve inovatif, global pazarlarda ün salan kaliteli ürünleri ile birleştirerek nitelikli bir üretici endüstri olarak sağlayabilmiştir. 2019’da ise, ülkemiz için bir dengelenme ve toparlanma yılı yaşanmış, ihracatın da itici gücüyle önceki yıllara nazaran daha stabil bir konjonktür ortamına girilmişti.

2020 yılına, COVID-19 küresel çapta damgasını vurdu ve tüm sektörleri etkiledi. Olağandışı gelişmelere beraberce tanıklık ettik. Bu süreçte TALSAD olarak sektörümüzün uluslararası pazarlardaki büyümesini sekteye uğratmamak adına her zaman olduğu gibi birlik ve beraberlik içinde, birbirimizden güç alarak hareket ettik. Çalışan sağlığı ile güvenliğini merkeze alan bir anlayışla, üst düzey hijyen tedbirleri alarak, sektörümüz üretime ve küresel piyasalardaki rekabetine devam etti. Bu, hem salgın sona erdiğinde ülke ekonomisinin güçlü kalması hem de üretimde ve istihdamda sürdürülebilirliğin sağlanması açısından önemliydi. Diğer taraftan alüminyumun gıda tedarik zincirinde ve sağlık sektöründe kritik öneme sahip olması, insanlığın gıda ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve gıda ile ambalaj sektörlerinde üretimin devam edebilmesi için alüminyum sektöründe üretimin sekteye uğramaması büyük önem taşıyordu. Hâlâ neredeyse tüm dünyanın etkisi altında olduğu bu süreci, değerli paydaşlarımız ve sektörümüzde çalışan insan kaynağımızın kıymetli katkıları ve iş birlikleri ile başarıyla yönetmeye devam ediyoruz.
Alüminyum ihracatıyla ilgili karnemizi de öğrenmek isteriz. Türkiye şu an kaç ülkeye ihracat yapıyor?
Türkiye alüminyum sektörümüzün ihracat yeteneği her geçen yıl büyümeye devam ediyor. Güncel verilere göre sektörümüz 163 ülkeye ihracat yapmaktadır. 2020 yılı verilerine göre, pandemi ortamına rağmen 1 milyon tona yakın ihracat ile Avrasya coğrafyasının en önemli üreticisi konumuna geldik. Alüminyum ihracatımızın yaklaşık %55’inin Avrupa Birliği ülkelerine, toplam ihracatımızın %70’inin ise gelişmiş ekonomilere yapıldığını dikkate alırsak Türkiye alüminyum sektörünün ulaştığı bu yapı ile bölgenin gerçek bir üretim merkezi konumuna geldiği görülecektir. Dünya piyasalarında COVID-19 nedeniyle birçok alanda üretimin ciddi oranda gerilediği, AB gibi önemli bir ihracat pazarımızda sektörel çapta önemli daralmaların (küresel alüminyum talebinin %10 seviyesinde azaldığı) görülmesine rağmen, alüminyum ihracatımız 2020 yılını ihracat seviyesini koruyarak tamamladı. 2020 yılı toplamı olarak alüminyum mamul ve yarı mamul ihracatımızdan sağlanan gelirler ise, 3 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkarak 3,06 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Geçtiğimiz yılın verileriyle Türkiye alüminyum sektörü, 2020 yılında üretim ve ihracat seviyesini koruyabilen ender ülkeler arasında yer almıştır.

Birçok alanda kullanılan alüminyumun, sektörler bazındaki dağılımını ve bu dağılım içerisinde inşaat sektörünün sahip olduğu payı öğrenebilir miyiz? Yapılaşmanın hızla arttığı ülkemizde, inşaat sektörü açısından alüminyum kullanımının önemine ilişkin neler söylersiniz?
İnşaat sektörü alüminyumun en önemli ve ağırlıklı kullanım alanlarından biridir. International Aluminium Institute tarafından yayınlanan verilere göre dünya alüminyum üretiminin yaklaşık %25’i ulaşım sektöründe kullanılıyor. İnşaat sektörü ise %24 ile ikinci sırada yer alıyor. Ulaşım sektöründe ise büyük ve ağır tip ulaşım araçlarının (havacılık, deniz ve demir yolları gibi) dışında bu oranın %18’ini otomotiv sektörü oluşturmaktadır. Alüminyum; hafifliği, dayanıklılığı, kolay şekil verilebilirliği, atmosferik şartlara dirençliliği, iletkenliği ve renklendirilebilirliği gibi birçok temel ve hayati özelliğiyle inşaat ve ulaşım sektörleri başta olmak üzere önemli sektörlerin stratejik malzemesidir. Ayrıca kritik malzeme özellikleriyle alüminyum, elektrikli araçlara geçiş sürecinde de gün geçtikçe daha fazla ön plana çıkmaktadır.
Alüminyumun önümüzdeki dönemde inşaat sektörümüz için daha da vazgeçilmez bir malzeme olacağından kuşku duymuyoruz. Alüminyumun hafif fakat yüksek dayanımının, büyük binalarda statik yük açısından oldukça önemli bir avantaj sağladığı, pencere ve doğrama gibi yapılarda ise hassas üretim toleransları, kompozit izolasyon çözümleri ile enerji verimliliği alanında önemli çözümler sunduğu, estetik ve dayanıklılık alanındaki özellikleriyle de uzun yıllar sorunsuz kullanıma olanak sağladığı görülmektedir. Bu özellikleriyle önümüzdeki dönemde inşaat sektörünün en önemli çözüm ortaklarından birinin alüminyum olacağı hiç kuşku götürmez.

Alüminyum hangi avantajlarıyla öne çıkan ve tercih edilen bir ürün? Çevrenin korunması, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik bağlamında da ürünün katkılarını aktarır mısınız?
Alüminyum; esnekliğinin, hafifliğinin, ısıya ve neme dayanıklı kalıcı çözümler üretebilen tasarımlara uygunluğunun yanı sıra özellikle pencere ve doğrama sistemlerinde öne çıkan dayanıklılık özelliğiyle ve yüzde 100 geri dönüştürülebilirliğiyle sürdürülebilir kalkınmaya önemli katkılar sağlayan bir üründür.
Doğal kaynaklarımızın hızla tükendiği günümüzde, uluslararası alanda sürdürülebilirliğe yönelik atılan somut adımların endüstriyel alanda karşılık bulabilmesi için vazgeçilmez bir hammadde olan alüminyum, modern hayatın bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılar.
Bu nedenle kullanım alanları her geçen gün genişleyen alüminyum; inşaattan ambalaja, ulaşım araçlarından savunma sanayine ve ısıtma soğutma endüstrisine kadar gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Alüminyum hem sürdürülebilirlik hem de sanayinin gelişmesine katkıları açısından; yüzde 100 dönüştürülebilir olması, çevreciliği, atmosferik şartlara dayanımı gibi yapı endüstrileri için önemli birçok yönüyle modern hayatın bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayan malzemedir.
Daha hafif, daha sağlam, daha verimli, daha uzun ömürlü ve daha sürdürülebilir ürünler için alüminyum tercih ediliyor. Bu bağlamda sektörümüzün sürdürülebilirliği çok boyutlu bir şekilde ele alması ve ekosisteme saygılı üretim anlayışını benimseyerek, ürettiğimiz alüminyumun %100 geri dönüştürülebilen özelliğinden en etkin şekilde faydalanılması için farkındalık yaratmaya devam ediyoruz.

Gelişmiş ülkelere göre ülkemiz alüminyum tüketiminde nasıl bir tablo sergiliyor?
Türkiye’de kişi başı alüminyum tüketimi, gelişen sektörel ve ekonomik dinamiklerle her geçen yıl artmakta olup 12-13 kg/yıl seviyelerine kadar ulaşmıştır. Mevcut kişi başına alüminyum tüketim oranıyla 10 kg/yıl olan dünya ortalamasının üzerinde olan Türkiye halen Avrupa ortalamasının altındadır. Büyüyen yapı sektörü ve gelişen otomotiv sanayi ile birlikte alüminyumun, Türkiye’de de tüketimin hızlı bir şekilde artması beklenmektedir.
TALSAD olarak, alüminyum sektörünün global arenadaki payının artırılması amacıyla neler yapıyorsunuz? Ayrıca uluslararası arenada sürdürdüğünüz işbirlikleri var mı?
Derneğimiz 1990 yılında başlatılan çalışmalar sonucunda 1992 yılında Avrupa Alüminyum Birliği’ne (European Aluminium) asil üye olarak kabul edilmiş ve Avrupa’ya adım atan sektör temsilcisi sivil toplum kuruluşu olarak diğer sektörlere de örnek teşkil etmiştir.
Üye olduğu ilk günden beri Avrupa Alüminyum Birliği’nin aktif üyesi olan TALSAD, Türkiye alüminyum sektörünün yurtdışında da temsilciliğini en kuvvetli ve etkili şekilde yapmaya devam etmektedir. Derneğimizin 1993’ten beri organizatörleri arasında olduğu ve her iki yılda bir düzenlenen Alüminyum Sempozyumu, 2019 yılında uluslararası formata geçirilmiş, bu sayede sektörümüzün yurtdışı temsili sadece endüstriyel alanda değil aynı zamanda akademik alanda da güçlendirilmiştir.
14-16 Ekim 2021 tarihlerinde ALUEXPO fuarıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek ALUS’10 Uluslararası Bilim Kurulu’ndaki üyelerin yarısından fazlası dünyanın önde gelen kurumlarında görevli olan bilim insanlarından oluşuyor. Sempozyumu destekleyen kuruluşlar ise Avrupa’nın ve dünyanın en önemli sektör temsilcilerinden oluşmaktadır. Bu vesileyle Türkiye alüminyum sektörümüzün en üst düzeyde temsiline devam etmekteyiz.

Sektörün sorunları da konuşmak isteriz. İvedilikle çözüm bekleyen sorunlar ve çözümleri noktasında neler söylersiniz
Türkiye alüminyum sektörü, ihracat odaklı ve önemli bir küresel oyuncudur. İhracat odaklı olmasının yanı sıra hammadde bakımından da ithalatçı konumunda olması sebebiyle sektörümüz, dönemsel olarak değişebilen küresel piyasalardaki çalkalanmalardan, ticaret savaşlarından ve gümrük vergilerinden doğal olarak etkilenmektedir.
Ticari koşulların yanı sıra tüm dünyayı etkileyen pandemi şartları, üreticiler ve sektörler için birçok zorluk yaratıyor. Özellikle bu dönemde iş sağlığı ve güvenliği konusuna daha fazla önem veriyor ve konuyla ilgili komitemizle aktif çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. Ancak sektörümüzün bugüne kadar gösterdiği ve göstermeye devam etmesi için çalıştığımız istikrarlı büyüme ile aynı zamanda nitelikli üretim bu şartlar altında zorlu bir yol olmaya devam ediyor.
2021 başta olmak üzere yakın, orta ve uzun dönem hedefleriniz arasında neler var?
2021 ve önümüzdeki yıllara dair en önemli konu olan iklim değişikliği ve Yeşil Mutabakat gibi alanlarda karbonsuz ekonomiye, Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde hızlı ve güçlü bir geçiş olduğunu görüyoruz. Ülkemizin de bu süreçlere uyum sağlamak için yeni yaklaşımlara ve sektörel işbirliklerine ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. TALSAD, ülkemiz ve ihracat odaklı alüminyum sektörümüz için döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik politikalarının önemini vurgulamaya ve sektörün temsilcisi olarak sektörümüze yol göstermeye kararlı bir şekilde çalışmaktadır. Elbette bu konuların yanı sıra uzun vadede en önemli alanlardan biri olan geri dönüşüm konusunda da endüstrimizi daha da güçlü hale getirmemizin gerekliliğini biliyor ve bunun için çalışmalar yapıyoruz. Özellikle %100 geri dönüştürülebilir bir malzeme olan alüminyumun ülkemiz ekonomisine de katkısını arttırmak, sektör içerisindeki önemini vurgulamak ve bu alanda çalışanlara destek olmak adına derneğimiz “Geri Dönüşümün Parçası Ol” adlı bir alüminyum geri dönüşüm proje yarışması düzenlemektedir. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ÇEVKO Vakfı tarafından desteklenen proje yarışmasının birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödüllerinin ise, TALSAD’ın organizatörleri arasında olduğu ve alüminyum sektörümüz adına Avrasya coğrafyasının en önemli etkinliklerinden biri olan 10. Uluslararası Alüminyum Sempozyumu sırasında gerçekleştirilecek bir törenle takdim edilmesi planlanmaktadır.

TALSAD’ın 50’nci yılına özel, sektörünüze nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Sektörel bir sivil toplum yapısı için 50 yılın az rastlanan bir örnek olduğunu belirterek, bu sivil yapılanmayı kuran ve geliştiren Türkiye alüminyum sektörüne ve TALSAD’ı kuran, geliştiren, emek veren herkese teşekkürlerimi sunarım. Bu yapıyı 50 yıl boyunca sürdürülebilir kılmanın zorluklarını ve harcanan emeği ise ayrıca ve özellikle takdir etmemiz gerekiyor. Sivil toplum yapılarının sürdürülebilirliğinin önümüzdeki yıllarda daha da öne çıkacağını ve güçlü sektör temsilcisi örgütlerin, uluslararası yapılarda niteliğinin ve etkinliğinin öneminin daha da artacağını düşünüyorum.








